CUMHA/(Cumhur Haber Ajansı) ve Başkent Postası Medya Grubu Konya’da!
Değerli okuyucularım, CUMHA/(Cumhur Haber Ajansı)’nın Başkent Postası Medya Grubu/(Gazete – Gazete -TV - Radyo -Haber Portalı)’nın Türkiye genelinde bölge, il ve ilçe temsilciliklerini açmak için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam etmektedir. Bu konuyu Başkent Postası ve CUMHA/(Cumhur Haber Ajansı)’nin (resmi yetkilileri) ve Ankara Temsilcimiz Serdar Nalcı ile iki yıldır istişare etmiştik. Ankara başta olmak bölge, il ve ilçelerimizde temsilciliklerimizi açmak için teşkilatlanmayı nasıl yaparız konusu üzerinde durmuştuk. Zaten 81 ilde tanıdığımız ve bizi (CUMHA/(Cumhur Haber Ajansı) ve Başkent Postası Medya Gurubu’nu (Gazete-Radyo-Haber Portalı) temsil edecek arkadaşlarımız vardı. Önemli olan acele etmemek ve görevi ehil olan arkadaşımıza vermekti! Bu konuda çok titiz/hassas araştırmalar yaptık. Sonunda kararımızı verdik ve genel merkezimiz Ankara olduğu için önce Ankara’da Cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere Bakanlıklar, TBMM, Siyasi Partiler, Yerel Yönetimler, Mülki İdare, Sivil Toplum Kuruluşları, Kamu Kurumları ve Üst Kurulları ve Toplum üzerinde olağanüstü bir gayretle çalışmalar yapıldı ve başarıya ulaşıldı. Zaten CUMHA/(Cumhur Haber Ajansı) resmi internet sitesine ve Başkent Postası Haber Portalı’na girildiği zaman bu çalışmalarımızın sonuçlarını göreceksiniz. Daha sonra da Türkiye geneli bölge, il, ilçe çalışmaları programı hazırlandı. Ve tampon bölge olarak İç Anadolu’nun güzide şehri, tarihte Selçuklu’ya Başkentlik Yapmış, Karamanoğlu Beyliği’nin de merkezi olan tarihi, kültürel, görsel/(turizm), gastronomi vs. zenginliği ile dünyaca tanınan Konya’yı seçtik ve harekete geçip Konya’da çalışmalarımızı başlattık. İki aydır da Konya’da çalışmalarımız sürmektedir. Önce gönüllü ekiplerimizle Konya’nın nabzını tuttuk! Konya Basınını temsil eden bazı meslektaşlarımızın gazetelerini ziyaret ederek sahipleri ve müdürleriyle görüştük:(Konya Bakış gazetesi, Anatolia Dergisi, Yeni Meram, Konya Postası ve Hakimiyet gazeteleri.). Daha sonra Belediye, Kaymakamlık, İl Kültür ve Turizm, Ticaret Odası, Siyasi Parti, Sivil Toplum Örgütü (Dernek, Vakıf vs.) ziyaret ettik! Ziyaret ettiğimiz yerlerdeki yetkililerden önce Konya’yı dinledik! Sonra da ziyaret ettiğimiz tüm bu yerlerin yetkililerini CUMHA(Cumhur Haber Ajansı) ve Başkent Postası Medya Grubu/(Gazete-TV-Radyo-Haber Portalı) hakkında bilgilendirdik. Bu arada CUMHA’ya (kendi kaynaklarımızdan) Konya haberlerini geçmeye başladık. Fakat gelmemizle birlikte Konya’da gümbürtü kopmuş! Ben kırkbeş yıllık gazetecilik hayatıma gazeteciliğe Konya’da başladığım için elbet ki beni tanıyan meslektaşlarım (gazeteciler) başta olmak üzere Konya’nın değerli akil insanları, bazı siyasi parti yetkilileri, sivil toplum örgütleri vs. içinden bazıları (sayıları aç az: üç-beş kişiyi geçmez) biraz ileri-geri konuşmuşlar! Ki ben onları zaten çok tahmin ediyorum! Neymiş efendim CUMHA ve Başkent Postası ismini yeni duyuyorlarmış, Konya’ya ne hizmet yapmış ki! Sözde reklam amaçlı gelmişiz! Falan-filan… Yüzüme gülüp de arkamdan konuşan değerli arkadaşlarım, yahu keşke bunları birebir görüştüğümüzde bunları doğrudan söyleyesiydiniz de ben sizi sadece CUMHA ve Başkent Postası için değil 40 yıldır Konya için neler yaptığımızı (belgeleriyle birlikte) anlatsaydım! Konya için 40 yıl içinde ne haberler yaptığımızı da bir bir izah etseydim! Neyse: sinek ufak mide bulandırır! Asla ve asla onlara herhangi bir kızgınlığım, kırgınlığın ve sitemim yok! Ben yine de onları hoş görüyorum. Ve arkamdan konuşmalarına da ‘eyvallah!’ deyip geçiyorum. Yani, kıskançlıklarına ve cehaletlerine veriyorum! Zaten ben yukarıda Konya’ya sık gelip-gittiğimiz iki ay içinde neler yaptığımızı anlattım. Ayrıca Konya ile ilgili daha önceden Başkent Postası’ndaki neler yaptığımızı (haber ve yazılarımızı) örneklendirmek için aşağıda okuyacaksınız. Hem söz konusu dedikodumuzu yapan arkadaşlarımızın dikkatine hem de siz değerli okuyucularımızın dikkatine sonmuş oluyorum. İnşallah birkaç ay içinde İç Anadolu Bölge Temsilciliğimizi açarak Konya’ya daha çok hizmet etmeye başlarız.
KONYA’YI NE KADAR TANIYORUZ?!
28 Kasım 2022
Konya’nın isim kökeni araştırıldığında Bizans kaynaklarında ilk olarak "Tokonion" daha sonraki zaman dilimlerinde birbirinin uzantısı farklı isimlere dönüşerek "Ycconium, Conium, Stancona, Conia, Cogne, Cogna, Konien, Konia..." halini almıştır. En son hali ‘Konia’, ‘Kuniya’ ve nihayetinde Konya ismine kavuşarak hiç değişmeden Selçuklu ve Osmanlı’dan günümüze kadar gelmiştir.
Konya’yı Selçuklu Devleti hükümdarı Süleyman Şah fethetmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti kurulduktan sonra (1074) başkent İznik kaybedilince Konya başkent olur. Fatih Sultan Mehmet (1470) Karaman’ı 4’üncü eyalet ilan etmiş ve merkezini de Konya yapmıştır.
Konya zamanla da sınırları genişlemiş ve Konya Eyaleti olmuştur. Öncesinde eyalet olan Konya 1923 yılında il/vilayet olmuştur. Konya genel nüfusunun yüzde 90’ı Türk olarak Yörük ve Türkmenlerden oluşuyor.
Konya, nüfusu ve yüzölçümü ile Türkiye’nin en büyük illerinden birisidir. 31 İlçesi vardır. Tarihi ve kültürel değerleriyle 4 büyük medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Selçuklu’ya başkentlik yaptığı için ‘Dar-Ül Mülk’ unvanını alır.
Medeniyetler şehri, İlim-İrfan yuvası, medreseler diyarı Konya… Alimler, evliyalar, veliler şehri Konya… Mevlana, Şems-i Tebrizi, Sadreddin Konevi, Ebu Said Muhammed Hadimi, Hacı Veyiszade, Ladikli Ahmet Efendi ve daha nice alim, evliya ve erenler şehri Konya…
Konya, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisi olarak da bilinir. Medeniyetlere ev sahipliği yapmış doğal güzelliği ve tarihi zenginliği ile tanınan güzel Konya’mız Selçuklu ve Karamanoğlu Devletlerine Başkentlik yapmış bir şehrimizdir.
Tunç çağı ve Roma dönemi tarihi araştırıldığında dünyanın en eski yerleşim merkezi olduğuna dair bulgulara rastlanır. Hatta Çatalhöyük ayrı bir tarihi/görsel delildir. Çünkü Çatalhöyük dünyanın en eski yerleşim yeri olarak 2012 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Listesi içine alınmıştır.
Konya'nın, Selçuklu, Karamanoğlu, Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine uzanan tarihi bir derinliği vardır. Geleneği, kültürü ve tarihi simgeleri ile hala YAŞAYAN bir KONYA var. Dünyaca tanınan Mevlana Müzesi (Kubbu-i Hadrâ) ve Çift Başlı Kartal simgesi var.
Bir zamanlar Türkiye'nin tahıl/buğday ambarı ili olarak bilinen Konya, coğrafi yönden de Türkiye’nin en büyük iliydi. Zaman içinde bazı ilçeleri il oldu. Ekonomik yönden şu anda bile Türkiye'nin en gelişmiş illeri arasındadır.
Konya ne kadar sanayi, tarım, ticaret şehri olarak bilinse de aynı zamanda turizm şehridir. Dünyaca ünlü Mevlâna, Hadim ‘Yerköprü’ Şelalesi, Beyşehir (1296-1299 yıllarında yapılmış) Ahşap Eşrefoğlu Camii ve 10 bin yıl önce Neolitik ve Kalkotilik Çağ döneminin yerleşim alanı olan Çatalhöyük ve daha sayamayacağımız kadar tarihi, görsel ve kültürel yerleri vardır.
Konya, birçok ünlü siyasetçi, bürokrat, belediye başkanı, bilim adamı, öğretim üyesi, tarihçi, yargıç (hakim ve savcı), sanatçı (şair, ressam, müzisyen, oyuncu), gazeteci, yazar, yapımcı, yönetmen, sporcu (teknik direktör, futbolcu, hakem) vs. yetiştirmiştir.
Elbet ki Konya denilince dünyaca meşhur yemeklerini de hatırlamadan geçemeyiz. Etliekmek, Fırın Kebap, Tirit… Bamya ve Arabaşı Çorbası… Bir de Konya’nın kurucusunu merak edenler var! Konya’nın meşhur KURUCUSU espritüel zenginliği ile bildiğimiz Kazım Ağa’dır!..
KONYA'nın (devletin bekası için) gizemli bir yönü daha vardır! Yani, Siber Teknoloji dahil Aksakallılar ve Aksaçlılar’ın FEYZ aldığı bir ilimizdir…
Medeniyetler Şehri Konya Yeniden İhya Ediliyor: Türkiye’nin En Büyük İhya Projesi Dar-Ül Mülk Hayata Geçiyor
23 Kasım 2022
Medeniyetler Şehri Konya Yeniden İhya Ediliyor: Türkiye’nin En Büyük İhya Projesi Dar-Ül Mülk Hayata Geçiyor
Bugünkü yazımda Konya Büyükşehir Belediyesi’nin devası ve muhteşem projesinden bahsedeceğim. Benim de doğup-büyüdüğüm şehir Konya… DAR-ÜL MÜLK: Türkiye’nin En Büyük İhya Projesi… Tarihi Şehir Merkezi’nin Kentsel Dönüşüm Projesi… Selçuklu’nun Başşehri Konya’nın yeniden ihya edilmesi projesi... Medeniyetimizin bir mirası olan Konya’mıza sahip çıkmak amacıyla (şehrin) yeniden ihyası için yenileme, dönüşüm ve restarosyon Projesi...
Konya denilince ilk akla gelen Dar-Ül Mülk’tür! Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya’nın yeniden ihya edilmesi için ne güzel bir isim seçmiş: Dür-Ül Mülk. Türkler İslâm ile müşerref olduktan sonra bazı şehirlere unvan verirlerdi. Verdikleri unvan (isimler) çok önemli manalar ifade ederdi. Konya’nın ismi/unvanı Dar-Ül Mülk olmuştu. Yani, Başkent/Başşehir anlamına geliyordu. Zaten Selçuklu'da Konya Başkent/Başşehir olmuştu. Tarihten örnekler verecek olursak, Şam ve Buhara’ya “Şerif”, İstanbul’a Dersaadet, Ankara’ya “metin-i kâmil”, Halep’e “Halebüş-şehba”, Bağdat’a“darus-selam" isimlerle unvanlandırılmıştı.
Medeniyetler şehri Konya’nın Çatalhöyük ile başlayan 10 bin yıllık köklü bir tarihi geçmişi vardır. Konya edata tarihi bir açık alan müzesidir. Medeniyetler şehri Konya’nın tarihi derinliği Hititler ile başlar, Roma, Selçuklu, Osmanlı ile devam eder ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile taçlanır.
Konya Büyük Şehir Belediyesi, Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan yüzlerce kentsel dönüşüm projenin altına imza atmıştır. Bu imar ve restorasyon çalışmaları ile Dür-ül Mülk yeniden zuhur edecek! Tarihi türbelerin, taş yapıların, hanların, surların, camilerin, medreselerin, mekteplerin, çarşıların restorasyonu ile birlikte sokakların, caddelerin, mahallelerin, çarşıların, pazar yerlerinin ve şehir kütüphanesinin yenileme çalışmaları sonucunda Konya yeniden ihya edilecektir.
Konya, belediyecilikte dünyada örnek gösterilecek şehirler arasına girmektedir. Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın hizmetlerini kimse inkar edemez. Zaten Selçuklu Belediye Başkanı olduğu dönemden (Ali Düz kardeşimiz sayesinde) çok yakından tanıyorduk. Hatta Uğur İbrahim Altay’ın Büyükşehir Belediyesi adayı olduğunda Konya’ya giderek Ali Düz kardeşimden kendisi, özel/genel yaşantısı, çalışmaları/hizmetleri vs. hakkında çok detaylı bilgiler almıştım. Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda neler yapabileceğini biliyordum. Ankara’ya döndüğümde bu bilgileri ilgili mercilerle paylaşmıştım.
Gelecek nesillere tarih dolu bir Konya bırakmak için böylesi muhteşem ve devası büyük bir projeyi hayata geçiren Konya Büyükşehir Belediyesi’ni kutlamak isterim. Türkiye’nin gözbebeği, medar-ı iftiharı, medeniyetler şehri Konya’mızı yeniden Dar-Ül Mülk unvanına kavuşturdukları için teşekkürler Konya Büyükşehir Belediyesi…
Konya’da, Dar-Ül Mülk/Türkiye’nin en büyük projesinin ihyası için Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay önderlik yapmıştır. En büyük desteği veren Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’dır. Ayrıca projenin hayata geçmesinde emeği geçenler arasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Leyla Şahin Usta'ya, İLBANK ve TOKİ’, projede emeği geçen diğer milletvekilleri, teşkilatlar, tüm kurum ve kuruluşlar da vardı.
Avukatlık Yapmadı Ömrünü Kedilere Adadı: Kedilerin Babası Av. Mustafa Gökmen
22 Ekim 2022
Yaratılanı sevmişiz yaratandan ötürü. Kâinatın en değerli varlığı insan başta olmak üzere bütün yaratılanlara karşı bir sevgimiz vardır. Yaratılmış bütün canlılara karşı bir merhametimiz vardır. Aynı şekilde doğaya (bilhassa ağaç ve çiçek) olan sevgi de insanı ‘insan’ yapan yüce değerler arasındadır. İnsanın içinde hayvan sevgisi yoksa o insanın merhametinden ve insanlığından şüphe edin. Kalbinde hayvan sevgisi olmayan insandan merhamet beklenmez.
İnsan olarak, yeryüzünde yaratılmış bütün evcil veya yabani hayvanları sevmek gerek: çünkü (yazımın başında da belirttiğim gibi) yaratılanı sevmişiz yaratandan ötürü. Ben bugünkü yazımda kedilerden bahsedeceğim. Başıboş ve sahipsiz kedilerden… Sokaklarda aç-susuz dolaşan kedilerden… Kışın sokaklarda başıboş dolaşan üşüyen ve titreyen kedilerden… Ve bir de ‘Kedilerin Babası’ndan bahsedeceğim…
Çoğumuzun evinde, bahçesinde beslediğimiz evcil kedi olmuştur. Ya bir de sokaklarda başıboş sahipsiz kediler… Elbet ki başıboş sokak kedilerine karşı duyarlı belediyelerimiz ve hayvanseverlerimiz var. Şu an ülkemizde belediyelere ait veya sivil birçok hayvan barınağı vardır. Fakat yeterli mi?! Elbet ki hayır… Bir o kadar da kedilere karşı duyarlılık gösteren vatandaşlarımız vardır.
Birisi bana ‘kedi deyince aklına ilk ne gelir’ diye sorsa ben hemen Ebu Hureyre derim. Sahipsiz kedilere sahip çıkan, binlerce kedisi olan o büyük sahabe: kedilerin efendisi, kedilerin babası Ebu Hureyre. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v), kedilere olan düşkünlüğünü ve sevgisini bildiği için asıl adı Abdurrahman bin Sahre d-Devsî’ye ‘kedicik babası’ anlamına gelen Ebu Hureyre lakabını vermiştir. Oysaki Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) de kedileri çok severdi. Hatta bir de Muezza isminde bir de kedisi vardı.
Kedilerle ilgili bugünkü yazımın gerçek sebebi 40 yıllık dostum, arkadaşım ve hemşehrim Av. Mustafa Gökmen’dir. 1980’li yıllarda Mustafa Gökmen de dahil bazı arkadaşlarımızla birlikte İstanbul’da aynı evde yıllarca kaldık. Ev arkadaşlarımız arasında Siyasal, Hukuk, İlahiyat, Tıp ve Harita Kadastro okuyanlar vardı. Ben de gazetecilik gazetecilik yapıyordum. Üniversite bitti ama Mustafa Gökmen avukatlık yapmama kararı aldı. Memleketi Konya’ya döndükten kendisini kedilere aradı.
Av. Mustafa Gökmen’in kişiliği, karakteri ve samimiyeti ile gerçekten benim için çok değerli bir insan. Kolay değil tam 40 yıldır görüşüyoruz. Av. Mustafa Gökmen’i öz kardeşim kadar çok seviyorum. O’nun tertemiz bir yüreği var. Dürüst, kişilikli ve samimi bir insan. Aynı zamanda dobra, sözünü esirgemeyen bir arkadaşım. Lafı dolandırmaz dosdoğru söyler. Kedilere düşkünlüğü kadar çok kitap ve gazete okuyan biri. Donanımlı, kültürlü ve zeki bir insan. Gazete, televizyon ve sosyal medyadan dünyadaki ve Türkiye’de siyasi, ekonomik ve sosyal olayları takip edip çok iyi analizler yapan bir kardeşim.
Kedilerin Babası Av. Mustafa Gökmen ile telefonla sık sık görüşüyoruz. Ne kadar siyaset ve dış politika konuşsak da İnanın sohbetimiz kediyle başlıyor kediyle bitiyor. Ayda bir Konya’ya gidip-geliyorum. Ne zaman Konya’ya gitsem mutlaka ve mutlaka telefon açar Mustafa Gökmen kardeşimle buluşur, hasret giderip sohbet ederiz. Bilhassa İstanbul Ortaköy’de, Şeyh Yahya Efendi Sokağı’nda yılarca ikamet ettiğimiz ve birarada kaldığımız arkadaşlarımızı hatırlamadan yapamayız. Rahmetli H. Mehmet Öztaş, İbrahim Aktaş, Mehdi Dinçer, Kayserili Kemal, Karadenizli Ahmet ve diğerleri…
Av. Mustafa Gökmen kardeşim Belediyelere, yetkili mercilere ve halka sesleniyor: “Başıboş ve sahipsiz sokak hayvanlarına sahip çıkılalım.” İnşallah Belediyeler, yetkili merciler ve hayvansaver vatandaşlarımız bu sese kulak verirler.
Konya’nın Meczubu/Velisi, Allah(cc) Dostu PARSANALI MUSTAFA AMCA
31 Temmuz 2022
Değerli okuyucularım, geçen gün Facebook’ta Konyalı Parsanalı Mustafa Amca’nın fotoğrafı paylaşılmış. Bir anda duygulandım. Maziye gidip Parsanalı Mustafa Amca ile olan anılarımızı hatırladım. Parsanalı Mustafa Amca’ya halk arasında deli/meczup ve evliya Allah(cc) dostu olarak tanınırdı. Gerçekten o delicesine bir Allah(cc) dostuydu. Çünkü onu ben de çok iyi tanıyordum ve birçok kerametine şahit olmuştum. Parsanalı Mustafa Amca’yı 18 Şubat 2014 yılında 108 yaşında kaybettik. Mekanı CENNET olsun… Ve bize DUA etmek düşüyor!..
KONYA denince Mevlana Celaleddin, Şems-i Tebrizi, Yunus Emre, Sadreddin Konevi, Selçuklu Devleti, Alaeddin Keykubat, Sultan Veled, Nasrettin Hoca, İlim-İrfan yuvası medreseler, alimler, evliyalar, Deliler/Veliler/Meczuplar, Hacı Veyiszade, Ladikli Ahmet Efendi, Ebu Sâid Muhammed Hâdimi ve daha birçok şey hatırlayabiliriz. Fakat bizim asıl konumuz Konya’nın evliyaları/delileri/meczupları, Allah(cc) dostları...
Çocukluğum ve gençliğimde benim hayatımda iz bırakan biri kadın dört insan vardı. Halk arasında bu dört insana deli, veli, meczup, evliya derlerdi. Bunlardan ikisi kendi ailemden. Birisi öz annem. Diğeri Fettah Dayı babamın halasının kocası. Diğer ikisi Parsanalı Mustafa ve Silleli İsmail. Çocukluğumdan vefatına kadar annem ve Fettah Dayı, Ortaokul-Lise yıllarımda da Parsanalı Mustafa ve Silleli İsmail. İşte bu dört insanda gördüğüm, yaşadığım ve şahit olduğum o kadar çok şey oldu ki beni bir ömür etkiledi. Bu etkilenme köşe yazılarıma, araştırmalarıma ve yazmış olduğum kitaplarıma yansıdı.
Annem, Fettah Dayı ve Parsanalı Mustafa’dan birbirinin devamı olan Yılanların Öfkesi serili (Yılanların Öfkesi, Derin Görev ve KUMPAS isimli) romanlarımda bahsettim. Fettah Dayı'dan ilk kitabım olan (roman) Yılanların Öfkesi'nde uzun-uzun bahsedip kerametlerini anlatmıştım. Ayrıca 10 yıl önce (2004-2014 yılları arasında 10 yıl boyunca da köşe yazarlığı yaptığım) Anayurt gazetesinde ara-sıra bir ömür beni etkileyen bu dört Allah(cc) dostundan bahsetmişimdir. Anayurt gazetesinde yazdığım yıllarda haftalık Efece Haber İnternet sitesinde de ayrıca yazıyordum. Efece Haber internet sitesinde “Annemin Üç Sırrı” başlıklı yazımda çocukluğumdan vefatına kadar yüzlerce kerametine şahit olduğum rahmetli annemin sadece (sağken yazmama izin vermemişti ama ‘oğlum ben öldükten sonra yazabilirsin’ demişti) üç sırrını detayları ile birlikte yazmıştım.
Konya’nın sevilip-sayılan Parsanalı Mustafa Amca’yı Ortaokul yıllarında Kapu Camii önünde tanımıştım. Zaman içinde Mustafa Amca ile adeta dost olmuştum. Bu dostluğum Lise yıllarımda ve sonrasında da devam etti. Parsanalı Mustafa Amca Kapu Camii’nin manevi emanetçisiydi. Halk arasında yüzlerce kerameti anlatılır. Ben de birçoğuna şahitlik etmiştim. Ne kadar 20 yılım İstanbul, 20 yılım Ankara’da (toplam 40 yıl) geçse de Konya’dan asla uzak kalmadım. Ne zaman Konya’ya gelsem mutlaka Parsanalı Mustafa Amca’yı ziyaret ederdim. Onu bulacağım yer Kapu Camii önüydü. Yıllar içinde aramızda adeta çok özel bir dil oluşmuştu! Hareketlerimizle, bakışlarımızla, mimiklerimizle o kadar çok iyi anlaşıyorduk ki… Tabi Parsanalı Mustafa Amca’yı sadece ben değil bütün Konya halkı çok iyi tanıyordu. Parsanalı Mustafa Amca’yı tanıyanların onunla ayrı bir gönül dilleri vardı.
Parsanalı Mustafa Amca’dan yazmış olduğum üç bölümlük Yılanların Öfkesi serisinin son kitabı “Derin Milletin Ayak Sesleri KUMPAS” kitabımda (roman) bahsettim. Konya halkı içinde Parsanalı Mustafa Amca ile ilgili öyle şeyler anlatılır ki… Bilhassa Kapı Cami esnafı… Tabi çoğu rahmetli oldu. Fakat onun kerametleri ve anıları Konya Halkı arasında hala dilden dile dolaşır. O bir Konya’nın delisi/velisiydi. O bir Konya halkının gönül dostuydu. O bir Allah(cc) dostuydu. İnşallah başka bir zaman Mustafa Parsanalı Amca’nın Konya halkı içindeki kerametleri ve anılarından daha teferruatlı bahsedeceğim.
KONYA KIRMIZI ET ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA KEMAL TEKİN SEÇİLDİ
Konya’da üç adayın yarıştığı Kırmızı Et Üreticileri Birliği seçimlerinde 1251 oy alan Kemal Tekin başkanlığa seçildi. 2426 üreticinin oy kullandığı seçim sonrası Tekin, sektörü güçlendirecek projelerini ve üretici odaklı hedeflerini açıkladı.
Gülcan Gül – 26 Nisan 2026 -CUMHA
KONYA KIRMIZI ET ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA KEMAL TEKİN SEÇİLDİ
Konya’da Kırmızı Et Üreticileri Birliği seçimleri tamamlandı. Üç adayın yarıştığı seçimde Kemal Tekin, 1251 oy alarak başkanlığa seçildi. Rakipleri Recep Taş 619 oy, Hamza Özden ise 500 oy aldı.
Seçim süreci sabah saat 10.00’da başladı. Açılış konuşmasının ardından üreticiler oy kullanmak üzere sandığa gitti. Üç sandık ve 12 kabinde toplam 2426 kişi oy kullandı. Saat 17.00 itibarıyla oy verme işlemi sona erdi ve sandıklar kapatıldı. Sonuçların açıklanmasının ardından üreticiler, yeni başkan Kemal Tekin’i tebrik etti.
“BU GÖREVİ ÜSTLENMEK BÜYÜK BİR ONUR”
Seçim sonrası konuşan Kemal Tekin, üreticilere teşekkür ederek, “Gerçekleştirilen seçimler sonucunda Konya İli Kırmızı Et Ürünleri Tarımsal Üreticileri Birliği Başkanlığı görevine seçilmiş bulunuyorum. Bu önemli görevi üstlenmiş olmaktan büyük bir onur duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
Tekin, sektörün geleceğine ilişkin hedeflerini ise “Birlikte sadece bugünü değil, geleceği de güvence altına alacak adımlar atacağız. Sektörümüzü daha güçlü bir hale getirmek için kararlılıkla ilerleyeceğiz.” sözleriyle dile getirdi.
“SEKTÖRÜ SAHADA ÖĞRENDİM”
Üçüncü kuşak besici olduğunu belirten Tekin, “Bu sektörün sorunlarını da imkânlarını da sahada öğrenmiş birisi olarak mesleğin içinde doğdum, içinde büyüdüm.” dedi. Konya’nın hayvancılıkta önemli bir konumda olduğunu vurgulayan Tekin, “Konya küçükbaş hayvancılıkta Türkiye birincisi, büyükbaşta ise ikinci sıradadır.” açıklamasında bulundu.
ÜRETİCİ ODAKLI PROJELER
Tekin, üreticilere yönelik projelerini de anlatarak, “Üyelerimizin bilinçli ve verimli üretim yapabilmesi için ücretsiz uzman danışmanlık sistemini hayata geçireceğiz.” dedi. Eğitim faaliyetlerine ağırlık verileceğini belirten Tekin, “Dünyada uygulanan yeni yöntemlerden üyelerimizi haberdar edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Bakanlık ile üreticiler arasında köprü olacaklarını kaydeden Tekin, “IPARD, KOP ve kırsal kalkınma desteklerinden en etkin şekilde yararlanılması için çalışacağız.” diye konuştu.
“HEDEFİMİZ ÜRETİCİNİN KAZANCINI ARTIRMAK”
Sektörde yaşanan sorunlara da değinen Tekin, “Girdi maliyetlerinin yüksekliği ve diğer sorunlar göz ardı edilmemelidir. Meseleyi yalnızca et fiyatlarına indirgemek doğru değildir.” değerlendirmesinde bulundu.
Tekin konuşmasını, “Hedefimiz; sektörü büyütmek, verimi artırmak ve üreticimizin kazancını yükseltmektir. Aynı zamanda sofralara güvenilir ve ekonomik et ulaştırmak için çalışacağız.” sözleriyle tamamladı.
Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Fidan göreve başladı şehir turizmde çok yönlü potansiyelini sürdürüyor
Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak 2026 yılında göreve başlayan Fikret Fidan, şehrin tarihi, kültürel ve turizm değerlerinin korunması ve tanıtılması çalışmalarını sürdürürken, Konya’nın inanç, doğa ve kültür turizmiyle Türkiye’nin önemli destinasyonları arasındaki yerini güçlendirdiği ifade edildi.
Sıla Akçaat - 1 Mayıs 2026 - CUMHA
Konya CUMHA Bölge Müdürlüğü kuruluş çalışmaları kapsamında, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Fidan ile önceki dönem Konya İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mehmet Yünden ziyaret edildi. Ziyarette kurum faaliyetleri ve Konya’nın turizm potansiyeline ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Fidan’ın 2026 yılında göreve başladığı belirtilirken, Fikret Fidan’ın daha önce Kırşehir İl Kültür Müdürü olarak görev yaptığı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü görevini devraldığı aktarıldı. Görevi geçici olarak yürüten Mehmet Yünden’in de sürece katkı sunduğu ifade edildi.
“Konya köklü bir medeniyet merkezidir”
Konya’nın tarihsel geçmişine dikkat çekilerek, şehrin antik çağlarda “İkonion” veya “Iconium” adıyla bilindiği hatırlatıldı. Şehrin tarih, kültür ve inanç turizmi açısından Türkiye’nin en önemli yerleşim merkezlerinden biri olduğu vurgulandı.
Konya’nın öne çıkan kültürel mirasları arasında Çatalhöyük, Kilistra Antik Kenti, Mevlana Türbesi, Eflatunpınar Hitit Anıtı ve İvriz Kaya Kabartmaları yer alırken, Sille Mahallesi ve Aya Elena Kilisesi gibi önemli yapılar da turistik değerler arasında gösterildi. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Konya’ya geniş yer verdiği bilgisi paylaşıldı.
Doğal güzellikler ve turizm çeşitliliği öne çıkıyor
Konya’nın yalnızca tarihi değil, doğal turizm açısından da dikkat çektiği belirtilerek Meke Gölü, Yerköprü Şelalesi, Beyşehir Gölü ve Milli Parkı ile Tınaztepe Mağarası gibi alanların ziyaretçi çektiği ifade edildi.
Şehrin gastronomi, sağlık turizmi ve dağcılık alanlarında da gelişim gösterdiği aktarılırken, keçecilik, kaşıkçılık, halıcılık, testicilik, çinicilik ve hat sanatı gibi geleneksel el sanatlarının kültürel mirasın önemli parçaları olduğu kaydedildi.
Turizm danışma büroları hizmet veriyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü tarafından Konya’da açılan Turizm Danışma Büroları aracılığıyla yerli ve yabancı turistlere bilgi, tanıtım ve yönlendirme hizmeti sunulduğu belirtildi. Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ise yıl boyunca çeşitli kültürel etkinlikler ve turizm organizasyonları düzenlediği ifade edildi.
Konya Turizm Danışma Bürosu’nun ziyaretçilere ulaşım, tanıtım ve rehberlik alanlarında destek sağladığı, bu hizmetlerin şehrin turizm kapasitesine katkı sunduğu bildirildi.
KONYA’DA YABANCI UYRUKLU EŞİ OLAN AİLELERDEN İKAMET İZNİ ÜCRETLERİNE DÜZENLEME TALEBİ
Konya’da yaşayan ve yabancı uyruklu eşe sahip Türk vatandaşları, ikamet izni harç ve başvuru bedellerindeki artışın yıllık yaklaşık 650 dolar seviyelerine ulaşmasının ardından CİMER ve Göç İdaresi Başkanlığı’na başvurarak düzenleme talebinde bulundu. Aile birliğinin korunmasına dikkat çeken vatandaşlar, mevcut ücretlerle önceki uygulamalar arasında belirgin fark oluştuğunu ifade etti.
1 Mayıs 2026 – Sıla Akçaat - CUMHA
Konya’da yabancı uyruklu eşleriyle birlikte yaşayan Türk vatandaşları, ikamet izni harç ve başvuru bedellerindeki artış nedeniyle yaşadıkları durumu yetkili kurumlara iletti. Vatandaşlar, başvurularını Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve Göç İdaresi Başkanlığı üzerinden gerçekleştirdiklerini belirtti.
İçişleri Bakanlığı’na bağlı Göç İdaresi Başkanlığı’nın Türkiye’de göç yönetimi ve ikamet süreçlerini yürüttüğünü hatırlatan başvuru sahipleri, taleplerinin mevcut uygulamanın gözden geçirilmesine yönelik olduğunu ifade etti.
“AİLE BİRLİĞİNİN KORUNMASI ÖNEM TAŞIYOR”
Konya’da Endonezya uyruklu eşiyle yaşayan Türk vatandaşı İ.A., yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak aile birliğinin korunmasını önemsiyoruz. Güncellenen yabancı ikamet izni harç ve başvuru bedellerinin yıllık yaklaşık 650 dolar seviyesine ulaşmasıyla önceki dönemlere kıyasla belirgin bir fark oluştuğunu görüyoruz.” dedi.
Benzer durumda olan farklı ülke uyruklu eşlere sahip ailelerin de aynı süreci yaşadığını ifade eden İ.A., “Amacımız bir şikayet oluşturmak değil, mevcut durumun yeniden değerlendirilmesine katkı sunmaktır.” ifadelerini kullandı.
“BAŞVURULAR RESMİ KANALLARDAN İLETİLDİ”
Vatandaşlar, taleplerini CİMER aracılığıyla Cumhurbaşkanlığı’na ilettiklerini ve başvuruların ilgili kurumlara yönlendirildiğini kaydetti. Açıklamada, “Sorunlarımızın ilgili kurumlar tarafından değerlendirileceğine inanıyoruz.” denildi.
Konya’da yaşayan ve farklı ülke uyruklu eşlere sahip aileler, ikamet izni süreçlerinin aile yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek, uygulamadaki ücretlerin yeniden ele alınmasını talep etti.
İstanbul Pastanesi 44 Yıldır Pastacılık ve Tatlıcılıkta Konya’ya HİZMET Veriyor
İstanbul Pastanesi yarım asra yakındır pastacılık ve tatlıcılıkta Konya’ya hizmet veren köklü ve güvenilir bir işletmedir. İstanbul Pastanesi, Recep, İmdat ve Yener Sütçü kardeşler) olarak Konya merkezde 1980’de hizmete başladı. Lezzeti ve kremasıyla Konya’da damak tadını yakalayan ve bir gelenin bir daha geldiği (müdavimi olduğu) bir işletme haline dönüşmüştür. Kuruluşundan 12 yıl sonra Selçuklu bölgesinde Halil Ürün Caddesi’nde 2. Şubesini de açarak hizmet vermeye devam etmiştir. İstanbul Pastanesi ilk açıldığı günden 2. Şubeyi açıncaya geçen süre içinde (12 yıl boyunca) krema tarifi ve lezzet yönünden aynı hassasiyeti/titizliği devam ettirerek müşteri memnuniyetini hak etmiş Konya’nın medar-ı iftiharı bir işletme haline gelmiştir.
Gülcan Gül - CUMHA Haber Merkezi -3 Mayıs 2026
“46 YILLIK GÜVEN ve MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ BİZİ BU GÜNLERE GETİRDİ”
İstanbul Pastanesi sahiplerinden Yener Sütçü, çevre ve komşu yönünden de çok sevildiklerini belirterek işletme olarak ‘nereden nereye’ geldiklerini CUMHA’ya anlattı.
Yener Sütçü: “İstanbul Pastanesi’ni işleten üç kardeş olarak tam 46 yıldır komşularımızın ve çevremizin güvenini sağlayabildiysek ne mutlu bize. İnanın komşularımız, evlerinin anahtarını ve çocuklarını bize bırakabiliyorlarsa artık ne demek istediğimizi siz anlıyorsunuzdur. Güvenilir insan olabilmek çok önemlidir. İşte biz bunu başardık. Bu yönümüzle de gurur duyuyoruz. Müşterilerimiz şu an üç kuşak. İstanbul pastanesini ilk açtığımızda gelenlerin torunları da buranın müdavimi oldular.
Kısaca, üç kuşak müşterimiz var dersem daha doğru olur. İstanbul Pastanesi işletmecisi olarak (üç kardeş: Recep, İmdat, Yener) bunu hak ettiysek ilkeli, dürüst, onurlu olmamızdandır. Hiçbir zaman parayı öncelik haline getirmedik. Parayı öncelik haline getirenlerin nasıl kaybettiklerini çok iyi biliyoruz. Bizim ilkelerimiz arasında üç unsur var: anlayış, iş anlayışı, müşteri memnuniyeti, fedakarlık. Elbet ki bu hale gelinceye kadar (alnımızın teriyle) ödenmesi gereken bedeli de ödedik.
1980’li yıllarda ilk yerimiz 120 metrekareydi. 2. Yerimiz ise 700 metrekare oldu. Her iki şubede de imalat yapıyoruz. Şu anda 60 civarında çalışanımız/elemanımız bulunmaktadır. Bunların içinde üç branşta (pasta, çikolata ve dondurma) ustalarımız var. Geçmişte ustalar daha fazla (birden fazla) branşa iştigal ediyorlardı. Şimdi ise her işin bir ustası var. Aynı zamanda mesleğimizi gelecek nesillere taşıyabilmek, genç çocukları bu mesleği öğretebilmek ve yetiştirebilmek için elimizden gelen her türlü fedakarlığı yapıyoruz. İstanbul Pastanesi olarak imkanlarımız doğrultusunda kapımıza gelip de iş isteyen (iş arayan) hiç kimseyi geri çevirmedik. Yanımızda yetiştirdiğimiz çocukları, gençleri ve ustaları bu sektöre kazandırarak bir nebze olsa da (denizde damla) ülke istihdamına katkıda bulunduk.
“BULAŞICILIKTAN PATRONLUĞA…”
Yener Sütçü, çocukluğundan bahsederken daha 11 yaşında küçük bir çocuk iken babası bayramlık almadığı için evden kaçtığını ve pastaneciliğe başladığının hikayesini anlattı.
Yener Şener: “1968 yılında Konya’nın şirin bir ilçesi olan Çumra’nın Çukurkavak köyünde doğdum. İlkokul’u bitirmiştim. Yaşım 11’di. Bayram çok yakındı. Babam bana bayramlık alacağına söz verdi halde dönemin ekonomik şartlarından dolayı alamadı. Bana bayramlık almayınca tek başıma evden kaçarak Konya’ya gittim. Konya’ya gelir-gelmez bir pastanede iş bularak bulaşıkçılık yapmaya başladım. Daha sonra üç kardeş (abilerim İmdat ve Recep) Ankara Pastanesi’nde çalışmaya başladık. Üç kardeş olarak çalışkanlığımız patronumuzun dikkatini çekmişti. Bizi önemsiyor ve değer veriyordu. Sonunda bizi işletmesine (Ankara Pastanesi) ortak yaptı. Ve 2 yıl ortaklık yaptıktan sonra patronumuz bu sefer “Size dükkan açmayı düşünüyorum” diyerek bizim fikrimizi sordu. Biz de kabul ettik. Nihayetinde 1980 yılında şu andaki yerimiz olan Selçuklu pastanesini satın aldık ve ismini İstanbul Pastanesi olarak değiştirerek hizmet vermeye başladık. Büyük abim Suud-i Arabistan’a gitti ve orada pastane açtı. Abim Türkiye’ye dönünce bu sefer (askerlik çağım geldiği için) ben askerliğimi yapmak için İstanbul’a gittim. İstanbul Kalender Orduevi’nde askerlik yapmaya başladım. Askerde de pastacılığa devam ettim. Rütbesi yüksek komutanlarımın pastacılığını ve garsonluğunu yaparak askerliğimi bitirdim. Askerlik dönüşünde ortanca kardeşim Almanya’ya gitti. Bana da Almanya yolu göründü. Berlin Duvarı yıkıldığı gün ben Almanya’daydım. Ve Almanya’da da pastacılık sektöründe 3 yıl boyunca çalıştıktan sonra memleketim Konya’ya geri döndüm. “
“TEKNOLOJİ ve SANAYİLEŞME GIDA SEKTÖRÜNÜ OLAĞANÜSTÜ ETKİLEDİ!”
İstanbul Pastanesi işletmecisi Yener Sütçü, Dünyada teknoloji ve sanayinin gelişmesi gıda sektörünü olağanüstü etkilediğinden bahsetti.
Yener Sütçü: “Sanayileşme nasıl ki bütün sektörleri etkilediyse gıda sektörüne de olağanüstü etkiledi. Maalesef gıda sektörü sanayileştikçe lezzetten (damak tadından) uzaklaşmaya başladı. Yani, gıdanın ömrünü uzatmak için paketleme yoluna gidildi. Normalde bir gıda ürününün ömrü 3 gün fakat paketleme yöntemi ve diğer katkı maddeleriyle ömrü uzatılıyor. Bu sektörde kremalar 10 gün boyunca bozulmadan kalabiliyor. Gıda sektöründe eleman yetersizliği ürünlerin raf ömrünü uzatıyor!
Gıda sektöründe önemli etkenlerden birisi de dondurucular. Teknolojinin gelişmesi maliyeti artırdığı için dondurucu çözüm yolu oldu. Dondurucuya atılan bir ürün aradan 5 ay geçse bile kullanılabiliyor. Fakat biz günlük üretim yaptığımız için ürünlerimizde raf ömrü uzun olan paketli süt kullanmıyoruz. Biz açık süt kullanıyoruz. Çiftlikten temin ettiğimiz sütü dondurma, çikolata dahil tüm süt ürünlerinde kullanıyoruz. Pastanemizde dışarıdan hiçbir ürün alıp kullanmıyoruz. Bütün ürünlerimizi yüzde 100 kendimiz üretiyoruz.
PROFİTEROL ve TAVUK GÖĞSÜ’NÜ KONYA’YA İLK BİZ GETİRDİK”
Yener Sütçü, İstanbul Pastanesi olarak Konya’nın meşhur tahinli pidesi ve Osmanlı mutfağının Güllaç’ından söz ederken tahinli pidenin tahini ve susamının yerli olduğunu ifade etti. Tahinli pidenin odun ateşinde kavrularak üretilmesi gerektiğine de değindi. Ayrıca İstanbul’da öğrendiği Profiterol, Tavuk Göğsüz Konya’ya ilk getirenin kendileri olduklarını, Konya’da tanıtılmasında ve tüketilmesinde öncülük yaptıklarını belirtti. Tavuk Göğsü’nde tek zorlandıkları hususun (esprili bir şekilde) müşterilerin Tavuk Göğsü’nü tavuk yemeği zannetmelerine vurgu yaptı. Ayrıca yenilikleri takip etmek için sadece ülke fuarlarına değil, yurt dışındaki fuarlara da katıldıklarından bahsetti. Fuarlarda ve yurt dışında yeni ürünleri incelediklerini, tadını, lezzetini beğendikleri zaman Konya’ya kazandırdıklarını ifade etti.
Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Fidan göreve başladı şehir turizmde çok yönlü potansiyelini sürdürüyor
Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak 2026 yılında göreve başlayan Fikret Fidan, şehrin tarihi, kültürel ve turizm değerlerinin korunması ve tanıtılması çalışmalarını sürdürürken, Konya’nın inanç, doğa ve kültür turizmiyle Türkiye’nin önemli destinasyonları arasındaki yerini güçlendirdiği ifade edildi.
Sıla Akçaat - 1 Mayıs 2026 - CUMHA
Konya CUMHA Bölge Müdürlüğü kuruluş çalışmaları kapsamında, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Fidan ile önceki dönem Konya İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mehmet Yünden ziyaret edildi. Ziyarette kurum faaliyetleri ve Konya’nın turizm potansiyeline ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Fidan’ın 2026 yılında göreve başladığı belirtilirken, Fikret Fidan’ın daha önce Kırşehir İl Kültür Müdürü olarak görev yaptığı, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü görevini devraldığı aktarıldı. Görevi geçici olarak yürüten Mehmet Yünden’in de sürece katkı sunduğu ifade edildi.
“Konya köklü bir medeniyet merkezidir”
Konya’nın tarihsel geçmişine dikkat çekilerek, şehrin antik çağlarda “İkonion” veya “Iconium” adıyla bilindiği hatırlatıldı. Şehrin tarih, kültür ve inanç turizmi açısından Türkiye’nin en önemli yerleşim merkezlerinden biri olduğu vurgulandı.
Konya’nın öne çıkan kültürel mirasları arasında Çatalhöyük, Kilistra Antik Kenti, Mevlana Türbesi, Eflatunpınar Hitit Anıtı ve İvriz Kaya Kabartmaları yer alırken, Sille Mahallesi ve Aya Elena Kilisesi gibi önemli yapılar da turistik değerler arasında gösterildi. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde Konya’ya geniş yer verdiği bilgisi paylaşıldı.
Doğal güzellikler ve turizm çeşitliliği öne çıkıyor
Konya’nın yalnızca tarihi değil, doğal turizm açısından da dikkat çektiği belirtilerek Meke Gölü, Yerköprü Şelalesi, Beyşehir Gölü ve Milli Parkı ile Tınaztepe Mağarası gibi alanların ziyaretçi çektiği ifade edildi.
Şehrin gastronomi, sağlık turizmi ve dağcılık alanlarında da gelişim gösterdiği aktarılırken, keçecilik, kaşıkçılık, halıcılık, testicilik, çinicilik ve hat sanatı gibi geleneksel el sanatlarının kültürel mirasın önemli parçaları olduğu kaydedildi.
Turizm danışma büroları hizmet veriyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü tarafından Konya’da açılan Turizm Danışma Büroları aracılığıyla yerli ve yabancı turistlere bilgi, tanıtım ve yönlendirme hizmeti sunulduğu belirtildi. Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün ise yıl boyunca çeşitli kültürel etkinlikler ve turizm organizasyonları düzenlediği ifade edildi.
Konya Turizm Danışma Bürosu’nun ziyaretçilere ulaşım, tanıtım ve rehberlik alanlarında destek sağladığı, bu hizmetlerin şehrin turizm kapasitesine katkı sunduğu bildirildi.
KONYA’DA “IŞIĞIN İZİNDE” FOTOĞRAF YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ VE SERGİ AÇILIŞI YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ
Konya Teknik Üniversitesi ile Sille Sanat Sarayı iş birliğinde düzenlenen “Işığın İzinde” fotoğraf yarışmasının ödül töreni ve sergi açılışı Konya’da yapıldı. Türkiye genelinden 88 yarışmacının 362 eserle katıldığı organizasyonda, dezavantajlı bireylerin yer aldığı kategoriler dikkat çekti.
Sıla Akçaat – 4 Mayıs 2026 - CUMHA
KONYA’DA “IŞIĞIN İZİNDE” FOTOĞRAF YARIŞMASI ÖDÜL TÖRENİ VE SERGİ AÇILIŞI YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ
Konya Teknik Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile Sille Sanat Sarayı tarafından ortaklaşa düzenlenen “Işığın İzinde” fotoğraf yarışmasının ödül töreni ve sergi açılışı, KTÜN Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Türkiye’nin dört bir yanından katılımın sağlandığı yarışma, dört ayrı kategoride toplam 88 yarışmacının 362 eseriyle tamamlandı.
ULUSAL ÇAPTA İLK OLMA ÖZELLİĞİ TAŞIYOR
Üniversite öğrencileri ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında öğrenim gören dezavantajlı bireylerin katılımıyla gerçekleştirilen yarışmanın, dezavantajlı bireylere yönelik ulusal düzeyde düzenlenen ilk fotoğraf yarışması olduğu belirtildi. Organizasyon, Konya Teknik Üniversitesi ve Sille Sanat Sarayı’nın iş birliğiyle hayata geçirildi.
Törene Konya Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Görevlisi Mehmet Balcı, yarışma yürütme kurulu üyeleri Reha Bilir, Doç. Dr. Mustafa Kısa, İsmail Tuna, Mustafa Perçin, jüri üyeleri, ödül kazanan sanatçılar ve çok sayıda davetli katıldı. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı.
“HER BİREYİN İÇİNDEKİ IŞIĞI GÖRÜNÜR KILMAK İSTEDİK”
Sille Sanat Sarayı Yöneticisi Reha Bilir, açılış konuşmasında yarışmanın anlamına değinerek, “Bugün burada sadece deklanşöre basan parmakları değil, o parmakların ardındaki eşsiz ruhu kutluyoruz. ‘Işığın İzinde’ derken hedefimiz, her bireyin içindeki ışığı bir kareye sığdırmasına aracı olmaktı. Katılımcılarımız bizlere dünyayı kalpleriyle nasıl gördüklerini gösterdi.” ifadelerini kullandı.
“SANAT VE BİLİM AYNI ÇATIDA BULUŞTU”
Konya Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Nuri Çelik ise konuşmasında, “Bu proje, teknik bilimlerin disiplini ile sanatın ruhunu bir araya getirmiştir. Doğru ışık ve doğru bakış açısıyla her bireyin anlatacak bir hikayesi olduğunu tüm Türkiye’ye göstermiş olduk.” dedi.
DUYGU DOLU ANLAR YAŞANDI
Törenin en dikkat çeken anları, dezavantajlı bireyler kategorisinde ödül alan katılımcıların sahneye davet edilmesiyle yaşandı. Ödül takdimi sırasında salonda bulunan ailelerin duygusal anlar yaşadığı gözlemlendi. Katılımcıların performansları uzun süre alkışlandı.
Ödül töreninin ardından sponsor firmalara teşekkür belgeleri takdim edildi. Program, yarışmada sergilenmeye hak kazanan eserlerden oluşan fotoğraf sergisinin açılışıyla devam etti. Protokol üyeleri ve davetliler, eserleri inceleyerek sanatçılardan çalışmaların hikâyelerini dinledi.