İngiltere, ABD, Avrupa ve İsrail İttifakı’nın KÜRESEL GÜCÜ Karşısında Türkiye’nin Bölgesel Gücü
200 yıldır dünyanın başına bela olmuş, sömürü, işgal ve vahşeti ilke edinerek emperyalist düşüncelerini Siyonizm ile taçlandırıp ‘küresel tek güç biziz’ diyen İngiltere, ABD, Avrupa ve tüp bebek yöntemiyle Ortadoğu’da dünyaya getirdikleri üvey evlat İsrail maalesef dünyanın başına bela olmaya devam ediyor. Ayrıca asıl amacı kendilerine kalkan oluşturmak, ama görünen amacı amacı üye ülkeleri siyasi ve askeri yollarla korumak olan 4 Nisan 1949 yılında kurulan ve 32 üyeden oluşan NATO/((Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) şemsiyesi de paçavraya dönüşmüştür. Yine ikinci bir şemsiye olarak da 24 Ekim 1945 yılında kurulan ve amacı (sözde) uluslararası barışı, güvenliği sağlamak, ülkeler arasında dostane ilişkileri geliştirmek ve iş birliği yapmak için kurulan ve 193 üyeden oluşan BM/(Birleşmiş Milletler) de işlevsiz bir hale getirilmiştir.
İngiltere (Birleşik Krallık) ‘derin dünya devletinin’ 200 yıl önceki mimarıdır. Bugün ABD’nin yaptığını 200 yıl önce İngilizler yapmaktaydı. ABD, İngilizlerin desteği ile Avrupalı korsan ve çapulcuların kurduğu bir ülkedir. Dün İngilizlerin yaptığını bugün ABD yapmaktadır. Bir de bunların Ortadoğu’da tüp bebekle peydahladıkları Siyonist İsrail vardır ki dün dünyada İngiltere ve ABD’nin yaptıklarını bugün Ortadoğu’da yapmaktadır. Fakat asıl acı bir gerçek vardır ki İngiltere, ABD, Avrupa ve İsrail’deki Siyonist milyarderler olmasa bugün ne İngiltere, ne ABD ne de Avrupa nefes alabilir. Zaten İsrail, 14 Mayıs 1948 yılında Filistin toprakları işgal edilerek (Büyük İsrail/(Arz-u Mev’ud) amacıyla kan ve zulümle kurulmuş Siyonist bir devlettir. İsrail görünürde ABD’nsin kuklası/uşağı/taşeronu ama perde arkasında ABD’nin yularını elinde tutan eli kanlı bir devlettir.
ABD küresel bir güç olarak dünyanın patronu benim diyor. Doğru da: ABD, tarihi karanlık (kan, zulüm, vahşet, dolu) ama söze gelince dünyaya adalet, huzur ve güven vaat eden sömürgeci ve işgalci büyük bir devlettir. Ki yakın tarihimizde (20. Yüzyılda) Vietnam ve Afganistan işgalleri, yerle bir ettiği ülkeler ve (asla ve asla unutulmayacak olan) Japonya’nın iki şehri olan Hiroşima-Nagazaki’ye atmış olduğu atom bombalar… Küba, Guatemala, Dominik, Lübnan, Kamboçya, Laos, Libya ve İran operasyonları. Ayrıca 1800’lü yıllarda ABD-Meksika ve ABD-Filipin Savaşları hala hafızalarda…
ABD, günümüzde İran’ı işgal etmek için yanıp-tutuşan ve her yolu deneyen, bu konuda en büyük desteği/yardımı İsrail’den alan sözde adı büyük bir ülkedir. Oysaki asıl amaçları Türkiye’dir. Osmanlıyı parçaladılar ama küllerinden genç bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti doğdu. Gerçi Türkiye’yi NOTA ülkesi olduğu için yıllarca kendilerine köle/uşak yaptılar ama artık Türkiye’nin gözü açıldı. Son 24 yıldır boynundaki ABD yularını çıkartıp attı. Türkiye siyasi, ekonomik, teknolojik, savunma sanayi ve istihbarat vs. alanlarda çağ atladı. Türkiye, Ortadoğu’da bölgesel bir güç olduğunu da tüm dünyaya barışçı icraatlarıyla ispatladı.
Son yıllarda Rusya-Ukrayna Savaşı ile başlayan İsrail-Gazze/Hamas savaşı ile devam eden ve bugün de ABD/İsrail-İran Savaşı ile zirveye tırmanan 3. Dünya Savaşı korkusu bütün dünya üzerinde bir korku oluşturmuştur. 3. Dünya Savaşı’nın sebebi Rusya-Ukrayna savaşı olabilirdi ama olmadı çünkü arada Türkiye var! İsrail-Filistin/Gazze/Hamas Savaşı 3. Dünya Savaşı’nın tetikleyebilirdi ama olmadı çünkü devrede Türkiye var! Ve ABD/İsrail-İran Savaşı 3. Dünya Savaşı’nın fitilinin ateşleyebilirdi ama olmadı. Çünkü Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında arabuluculuk yaptı. Türkiye, ABD/İsrail-İran Savaşı’nı sona erdirmek için taraflar ve Ortadoğu’daki ülkeler arasında diplomatik mekik dokuyarak bu savaşı ateşkese çevirmek ve uzun süreçli bir barış sağlamak için elinden gelen siyasi, diplomatik, istihbarı her türlü çabayı/gayreti gösterdi. Başardı mı elbette ki BAŞARDI!.. En azından Türkiye olarak üzerine düşen küresel bölgesel ve ülkesel sorumluluğu yerine getirdi. Maalesef bu GERÇEK dışarda çok iyi anlaşılıyor ama ülkemizde maalesef anlaşılmıyor! Bütün dünya Türkiye’nin barışçı, arabulucu ve adaletli yönünü takdir ederken içimizdekiler nankörlük ediyor. Bundan sonraki yazımda TÜRKİYE GERÇEĞİNİ göremeyen İÇİMİZDEKİ NANKÖRLER’den bahsedeceğim.