KERKÜK ALTINKÖPRÜ KATLİAMI

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Eyl 20, 2026 - 18:21
KERKÜK ALTINKÖPRÜ KATLİAMI

Bazı cinayetlerin üzerinden yıllar geçer, fakat toprak susmaz. Bazı katliamların üzerinden nesiller geçer, fakat hafıza susmaz.

Ve bazı tarihler vardır ki takvim yapraklarında değil, bir milletin yüreğinde kanayan bir yara olarak yaşar. 28 Mart 1991’de Kerkük'ün Altınköprü'sü o gün kana bulandı. Silahsız insanlar evlerinden, sokaklardan ve sığındıkları yerlerden alındı. Aralarında çocukların ve yaşlıların da bulunduğu 100'den fazla soydaşımız Türkmen sivil öldürüldü. Cesetler toplu mezarlara gömüldü. Geride ise evlatlarını, babalarını, kardeşlerini ve yakınlarını arayan yüzlerce yaralı aile kaldı. Altınköprü'de öldürülenler yalnızca insanlar değildi. Bir ailenin umudu, bir çocuğun babası, bir annenin evladı, bir toplumun hafızası toprağa gömüldü. Ve bugün, aradan geçen onca yıla rağmen Altınköprü'nün sessizliği hâlâ bize aynı soruyu soruyor: Türkmen oldukları için mi öldürüldüler? Bu sorunun cevabını tarih, arşivler ve tanıklıklar verecektir. Ama bir gerçek var ki tartışılmaz: Altınköprü'de siviller öldürüldü ve bu katliam unutulmamalıdır. 1991 Körfez Savaşı'nın ardından Irak'ın kuzeyinde başlayan ayaklanmalar, katil Saddam Hüseyin yönetiminin bölgeye yönelik askerî müdahalesini beraberinde getirdi. Kerkük çevresindeki çatışmaların ardından Irak birlikleri 28 Mart 1991'de Altınköprü'ye yöneldi. Tanıklıklara göre çok sayıda erkek sivil gözaltına alındı. Daha sonra bu insanların öldürüldüğü ve toplu mezarlara gömüldüğü ortaya çıktı. Yaklaşık üç hafta sonra bulunan mezardan 102 kişinin naaşının çıkarıldığı Türkmen kaynaklarında aktarılmaktadır. Farklı kaynaklarda ölüm sayısına ilişkin daha yüksek rakamlar da verilmektedir. (aa.com.tr) Rakamlar tartışılabilir. Ama katliamın kendisi tartışma konusu yapılamaz. Şehitlerin suçu neydi? Belki de Altınköprü'nün en ağır sorusu budur. Bir insanın dili, kimliği, kültürü veya yaşadığı şehir nasıl ölüm gerekçesi haline getirilebilir? Altınköprü'de yakınlarını kaybeden ailelerin anlattıkları, olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen acının hâlâ canlı olduğunu gösteriyor. Babasını, kardeşini, amcasını ve yakınlarını kaybeden Türkmen aileleri, yıllarca bu insanların akıbetini öğrenmeye çalıştı. (aa.com.tr) İnsan öldürmek bir yana…Bir aileyi yıllarca kayıp yakınıyla yaşamak zorunda bırakmak da başlı başına bir zulümdür. Kerkük'ün hafızası silinemez, Kerkük Türkmenleri için Altınköprü yalnızca bir yerleşim yeri değildir. O, bir hafızadır. Bir acıdır. Bir tarih sayfasıdır. Ve o sayfanın üzerinde şehitlerin isimleri vardır. Tarih susmaz…Bugün üzerinden 35 yılı aşkın zaman geçti. Devletlerin şekli değişti, yönetimler değişti, bölgesel dengeler değişti ama Altınköprü'de toprağa düşenlerin hatırası değişmedi. Bizim görevimiz, geçmişin acılarını yeni düşmanlıkların gerekçesi yapmak değil; tarihin gerçeklerini unutturmamaktır. Çünkü adaletin ilk şartı hafızadır. Hafızanın ilk şartı ise gerçeği bilmektir. Altınköprü unutulursa, tarih eksilir. Şehitlerin isimleri unutulursa, hafıza eksilir. Ve bir millet kendi hafızasını kaybederse, geçmişte yaşananların tekrar etme ihtimali büyür.28 Mart 1991'de Altınköprü'de hayatını kaybeden Türkmenleri rahmetle anıyorum. Onların ailelerine, yakınlarına ve Irak Türkmen toplumuna saygıyla…Türkmen Milletvekilimiz İmdat Bilal ile Şehitlerimizin mezarı başında söz veriyoruz; Altınköprü asla unutulmayacak, Türkmen şehitleri unutulmayacak ve tarih unutulmayacak.

Dr. İmbat Muğlu