OKULA SİLAH GİRERSE
Bir taraftan okullarda katliamlar olurken diğer taraftan yöneticiler şov peşinde.
TBMM kapalı kimin umurunda.
Okullarda güvenlik yok, para yok ama Ankara’dan İstanbul’a 300 kişi taşınarak harcırah ödeniyor.
Uyuşturucu kol geziyor, biz hala neyin peşindeyiz.
Şanlıurfa, Siverek’teki olayla sarsılmıştık. Ömer Ket isimli 19 yaşında gencecik bir insan pompalı tüfeğini alıp eskiden okuduğu lisede katliam girişiminde bulunmuştu. Çok kişiyi yaralamış, sonra da kendini öldürmüştü.
Bir gün sonra büsbütün yıkıldık. Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda, 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli, babasının beş tabancasını ve yedi şarjörü yanına alıp son sınıf öğrencisi olduğu ortaokula gitti, iki sınıfı taradı. Biri öğretmen, diğerleri öğrenci 9 kişiyi öldürdü, 3’ü ağır 6 kişiyi yaraladı. 11 kişi de kaçmaya çalışırken yaralandı. İsa Aras da kendini öldürdü.
Emniyet’ten emekli babası tutuklandı.
Çocukları ölen ve öldüren bütün aileler için korkunç bir facia. Acıların en büyüğü evlat acısı.
Ve öğrencilerini korumak için kendisini siper ederek şehit düşen matematik öğretmeni Ayla Kara.
Acıları tarif etmek mümkün değil.
ÇOCUK VE SUÇ
Böyle olaylarda hemen Dostoyevski’yi hatırlarım. “Cinler” adlı romanının konusudur. Şiddetli toplumsal çözülme ve değerler anarşisi dönemlerinde, temiz ruhlu gençlerin bile kanlı terörist olup çıkabileceğini anlatmıştı. Çok şükür bizdeki bu olaylar hiçbir şekilde terör değil. Fakat mutlaka toplumsal çözülme ya da değerler anarşisiyle ilgili.
Düşünün ki Türkiye’de artık öğretmen öldüren öğrenciler, doktoru darp eden hasta yakınları zuhur ediyor.
“Akran zorbalığı” moda oldu.
Hele de çocuk çeteleri, çocuk katiller, suça itilen çocuklar.
Kadıköy'de 10 Şubat 2025’te bıçaklı saldırıyla öldürülen 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'yi hatırlıyorsunuz, değil mi? Derinleştirilen soruşturmada, annesini tehdit edenlerin "C31K" isimli siber çete mensubu gençler olduğu ortaya çıktı. Yazışmalarındaki marazi güç tutkusu bilhassa önemlidir. “Gücünü gösterme, meydan okuma, korkutma” gibi kavramları sıkça kullanmaları çok önemli verilerdir.
İlle de kadın cinayetleri. 2025 yılında 297 kadın cinayeti işlendi, 94 kadın ise “şüpheli ölüm”de hayatını kaybetti.
RAKAMLARIN DİLİ
Okulların önüne birer polis dikseydik bir ölçüde önlerdik; doğru. Silah bu kadar kolay ulaşılabilir olmamalı; bu da doğru. Fakat “güvenlik zaafı”, facianın tümünü anlatmaya yeterli değildir.
Ekranlardaki şiddet olaylarının ergenleri bir ölçüde olumsuz etkilediği de doğru. Fakat bu da faciayı bütünüyle izah etmez.
Adalet istatistiklerine baktım.
Savcılıklara Emniyet tarafından intikal ettirilen dosya sayısı 2007 yılında 5 milyon 474 binmiş. On yılda, 2016 yılında 7 milyon 399 bine çıkmış. Artış yüzde 35.2’dir.
İzleyen on yılda, 2025 yılında 11 milyon 692 bine çıkmış. Artış yüzde 57.7’dir.
Şu utanç verici gerçeğe bakın: 2024 itibariyle 100.000 nüfus başına Türkiye cezaevlerinde, tutuklu ve hükümlü sayısı 356’dır. Avrupa ortalaması ise 122.
Avrupalılardan daha çok hırsızlık yapıyoruz, yaralıyoruz, öldürüyoruz, tecavüz ediyoruz.
Suç dinamiği çocuklara sirayet ettiği için Adalet Bakanlığı, suça göre, çocuklara yapılan ceza indirimini kaldırma veya azaltma gibi seçenekler üzerinde çalışıyor.
Bu suç ve şiddet patlamasında enflasyonun ve gelir dağılımındaki bozulmanın payı önemlidir. Enflasyonist politikaların mesuliyeti vardır.
Siyasetin insafsız ve haşin güç kavgasının rolü de mesuliyeti de gözden kaçmamalı. Elbette adalete güvenin sarsılması da bu kategori içindedir.
HASTALIKLI SOSYOLOJİ
Temelde ise bütün bu faktörlere kaynaklık eden marîz bir sosyoloji var: Geleneksel sık dokulu toplumdaki ayıp, utanma, arkadaşlık gibi duyguların şehirleşme sürecinde çözülmesi, toplumsal dokunun gevşemesi, sosyal kontrolün kalkması. Buna karşılık şehirli değerlerin ve davranışların yani kurallara uyum, kanun hakimiyeti, suç-ceza yaptırımı, görgü gibi değerlerin oturmamış olması.
Gençleri etkileyebilecek herkes sorumluluğunu idrak etmeli. İyi davranışları toplumsal takdir görmeli.
Milli Eğitim de artık yeni bir müfredat ve dersler ile toplumun karşısına çıkmalıdır. Çağa uygun müfredat zorunlu hale girmelidir. Lüzumsuz derslerin kaldırılarak günümüz şartlarına uygun dersler konulmalıdır.