Sadece Bedenen Ölmek

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Ara 29, 2025 - 12:30
Sadece Bedenen Ölmek

Birçok insanın kimliğinin, kişiliğinin, hayatının temsilcisidir Mehmet Akif Ersoy. Kim Akif’e ölü diyebilir, kim Merhum Akif’in hayatından küçücük bir kıssa da olsa burası beni tarif ediyor, sanki benim duygu ve düşüncelerim demez ki?

İstiklâl Marşının Kabul Edildiği Günü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü Hakkında Kanun gereğince çıkarılan ve 7 Mart 2008 tarihli resmî gazetede yayınlanan yönetmeliğe göre 12 Mart İstiklâl Marşı ve Mehmet Akif Gününü ülkemizde ilk kez bu sene resmi olarak kutlanılacak olması yıllarca sessiz kutlanılan Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşı Kutlamalarına bir nokta iade-i itibardır, Merhum Akif’e ve İstiklal Marşına daha fazla yakınlaşmanın hissedilmesidir.

Merhum Akif duyguların tercümanı kadar aynı zamanda gönül adamı, bir o kadar da ilkeliliği ile vakur, samimi, sadık, hasbi yönü ağır basan farklı bir kişiliktir.

Sanki Akif’te kendini görüyor insan. Bazen de ifade edilemeyenleri Merhum ’da görüyor insan.

Aciz, garip, fani Can’ın sanki numune-i misalidir Merhum Akif. İlkeli hayat, karakter, vatan millet, bayrak, hürriyet kavramı kadar, "... Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim. İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.” ifadesi galiba benzerliklerin bazıları...

Merhum hayatı ve düşünceleri ile aynı dönemdekilerle değil, kendinden önceki ve sonrakilerle de hep kardeştir, dosttur, gönül birliğinin değişmez adresidir.

İşte Merhum Akif’in hassasiyetini taşıyan bir benzerlikteki mükemmel bir başka Mümtaz Şahsiyetin aciz, fani, fakir, garip olan Canlar’ın bir başka örneği, temsilcisi, mücadele dolu hayatın anlaşılmaz itirafının teslimiyeti, bütün bütün muavenetten mahrum kalmış, garip ve kimsesiz halin bir başka tasviri…

Şimdi daha iyi anladım sayıdan çok kalitenin ne anlama geldiğini, yılanın zehrine kendini feda eden Hz. Ebubekir’in sevgisi, sadakatini.

Ne haklıymış meğer Merhum Akif hiddetinden.

Ne güzelmiş Mevlana’nın, Yunus’un insana olan aşkı.

Ne hoş anlatmış Şeyh Edebali’nin Oğluna olan nasihati.

Ne güzelmiş Bediüzzaman’ın insan tarifi.

Liseli yıllarımın şu Aciz ve Garibe ait o sözünü bir kez daha hatırlatmak adına tekrarda fayda vardır.

 Hiç kimse yalnız birkaç yıl yaşamakla ihtiyarlamaz. İnsanları yaşlandıran, ideallerinin yok olmasıdır. Yıllar cildi buruşturabilir, fakat heyecanların, fikirlerin feda edilmesi ruhu buruşturur. Üzüntü, kuşku, korku, maneviyatsızlık, kendine güvensizlik ve yeis; bütün bunlar başları eğen ve ilerleyen ruhu tekrar gerisin geriye götüren çok uzun yıllardır…

İşte asıl mesele kişinin bedenen ölse de şekilden öte kişiliği ile geride ölümsüz eserler bırakmasıdır.