Yetki Varken Yapılmıyorsa, Söz Neden İnandırıcı Olsun?

Şub 14, 2026 - 22:36
Yetki Varken Yapılmıyorsa, Söz Neden İnandırıcı Olsun?

Yetki Varken Yapılmıyorsa, Söz Neden İnandırıcı Olsun?

Merhaba,

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in  Aday Ofis’te yaptığı konuşmayı 9 Şubat 2026’da Halk TV’den izledim.

Özgür Özel konuşmasında;

Adalet, yargıya güven, suçla mücadele, ekonomik kriz, tarım, et fiyatları, iflas eden şirketler dedi.

Haksız mı?
Hayır.

Ama mesele tam da burada başlıyor.

Sorunu görmek başka, çözümü göstermek başka

Bu ülkede artık kimse sadece sorunların sayılmasını yeterli bulmuyor.
Vatandaş şunu duymak istiyor:

“Peki, nasıl çözeceksin?”

Ve daha da önemlisi şunu soruyor:

“Geçmişte yaşananlar tekrar edecek mi, etmeyecek mi?”

Sosyal medyada “başörtülü kadın milletvekilleri olacak” açıklaması yapıldı.
Bu önemlidir.
Ama tek başına toplumsal barışı sağlamaz.

Çünkü bugün Türkiye’de başörtüsü meselesi çözülmüş bir başlıktır.
Asıl mesele başka yerde duruyor.

Millet Şunu görmek ister

Yetki elinizdeyken:

  1. Dost, akraba kayırmasına izin veriliyor mu, verilmiyor mu?
  2. Belediyelerde ihaleler adil midir?
  3. Gariban da sisteme girebiliyor mu?

Sadece “liyakat” demekle olmuyor.
Sadece “ihaleleri düzelteceğiz” demekle de olmuyor.

Siyasetin hafızası silinmiyor

1990’lı yıllarda SHP - DYP koalisyonu döneminde, dönemin Adalet Bakanı Seyfi Oktay’a atfedilen ve kamuoyunda uzun süre tartışılan sözler hâlâ unutulmuş değil.

Doğru ya da yanlış…
Ama bu örnek siyasetin hafıza defterine yazılmış durumda.

O yüzden bugün liyakatten bahseden bir liderden millet şunu bekliyor:

“Bu kez farklı olacağını bana anlat.”

Belediyeler: lafın uygulama Alanı

Belediyeler bu işin turnusol kâğıdıdır.
Laboratuvarıdır.
Test alanıdır.

Çünkü belediyeler muhalefetin elinde.
Yetki var.
İmkân var.
Bahane yok.

Siyasi lider;

“Dost ve akraba görevlendirmelerine şu belediyelerde açık kurallar koyduk.

      1. Atamaları ölçülebilir kriterlere bağladık.
      2. Akrabalık ilişkilerini beyan zorunlu hale getirdik.
      3. Denetim sonuçlarını kamuoyuna açıkladık.”

İşte biz böyle hizmet edeceğiz derse inandırıcı olur. 

Liyakat sözle olmaz, uygulamayla olur

Bir siyasetçinin:

– Oğlu bir belediyede,
– kızı başka bir belediyede,
– eşi başka bir belediyede çalışıyorsa…

İddia edilen durumlara rağmen siyasetçiye yaptırım uygulanmıyorsa;

ve aynı anda “liyakat” anlatılıyorsa…

Millet ister istemez kuşku duyar.

Bu bir suçlama değildir.
Bu, siyasetin ikna sorunudur.

Siyaset sadece hukukla değil, toplumun ikna olmasıyla da ilgilidir.

“Yargıya güveni yeniden tesis etmek için üç somut adım atacağız, dense:

      1. Bir: Hâkim ve savcı atamalarını ölçülebilir kriterlere bağlayacağız.
      2. İki: Uzmanlaşmış mahkemeleri güçlendireceğiz.
      3. Üç: Tutuklamayı istisna haline getireceğiz.”

Doğru ya da yanlış…
Tartışılır.
Eleştirilir.

Ama en azından şunu gösterir:
Bu mesele üzerine düşünülmüş.

İhaleler konusunda

      1. “Kamu ihalelerinde istisnaları kaldırdık; şu belediyelerde tüm ihaleleri açık hale getirdik.
      2. KOBİ borçlarını istihdam şartına bağladık.
      3. Büyük harcamalar için takvimli rapor yayımladık.”

Bu her derde deva değildir.
Ama şunu söyler:
Gayret var, takvim var.

Asgari ücret konusunda:

“Asgari ücret 40 bin TL olmalı” demek güçlü bir iddiadır.
Ama asıl güç şuradadır:

“Biz yönettiğimiz belediyelerde asgari ücreti 40 bin TL yaptık.”

İşte biz böyle hizmet ederiz derse, inandırıcı olur.

Son Söz

Bu yazı, bir kavga yazısı değildir.

Kimseyi de suçlamıyorum.

Bu yazı bir uyarı.
Bir hatırlatma.

Çünkü bu ülkede millet geçmişi unutmaz.
Ve şunu çok iyi bilir:

Belediyeler güvenin başladığı yerdir.
Çözüm, ancak uygulanırsa inandırıcı olur.

Söz yetmez, açık garanti gerekir.

Selam ve saygılarımla

İ