ABD ve İran Arasında Devam Eden Müzakereler YILAN HİKAYESİNE DÖNDÜ!
ABD ve İran arasında sözde uzlaşma/barış görüşmeleri devam ederken İran’a yönelik ABD tarafından yeni saldırıların olması ne kadar ilginç/absürt ve tuhaf! Peki, İran ne yapsın, eli-kolu bağlı saldırılara ‘eyvallah’ mı desin? Tabii ki misillemelerde bulunacak. Ve İran da ABD saldırılarına karşılık gerekeni yapıyor. Bu saldırılarla ilgili her iki taraftan açıklamalar yapılıyor. Peki, kim doğru söylüyor?!
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından misilleme ile ilgili yapılan açıklamada; "Bu yanıt, düşmanın saldırganlığının cevapsız kalmayacağını bilmesi için ciddi bir uyarıdır ve tekrarı halinde yanıtımız daha kararlı olacaktır. Saldırının sonuçlarının sorumluluğu saldırgana aittir." denildi.
ABD ve İran arasında yaşanan tüm gerginliklere ve sataşmalara rağmen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio müzakerelerle ilgili yapmış olduğu "İran, nükleer konuların bazı başlıklarında müzakereye onay verdi." açıklaması İran’ın geri adım attığı anlamına gelmiyordu. Gerçi ABD tarafından yapılan bu açıklama iyi bir çağrışım yapmış olsa da İran tarafından bu konuda belirgin/net bir açıklama yapılmamıştı! Bu durum kafaları karıştırmaya yetiyordu.
ABD Başkanı Donald Trump ise başka bir frekanstan konuşuyordu! Trump: "İran ile görüşmeler hızlı bir şekilde devam ediyor. Gerçeği söylemek gerekirse, bence çok fazla konuşuyorduk. Sessiz kalmak bence çok iyi olur ve bu durum uzun süre devam edebilir. Bu, gidip oraya bombalar yağdırmaya başlayacağımız anlamına gelmez. Sadece sessiz kalacağız ve ablukayı sürdüreceğiz. Abluka çelikten bir duvar" diyerek ne yapmak istiyordu?!
Peki, Trump’ın dediği gibi ABD sessiz mi kalıyordu? Yoksa ara sıra İran’a yönelik saldırılarda bulunarak tehditlerine devam mı ediyordu?
Hatta ABD Başkanı Trump, görüşmelerin durduğu yönündeki iddiaların aksine görüşmelerin devam ettiğini ve bir anlaşmaya çok yakın oldukları yönünde bir açıklama yapmıştı. Trump; "… öyle ya da böyle artık bir anlaşma yapmanızın zamanı geldi. Bunu 47 yıldır yapıyorsunuz ve bunun daha fazla devam etmesine izin verilemez." diyerek aba altından sopa mı gösteriyordu?!
İran Meclis Başkanı (Başmüzakereci) Mohammad Bagher Ghalibaf ise; "İran ulusunun hakları güvence altına alınana kadar hiçbir anlaşma kabul edilmeyecektir, düşmanın vaatlerine güven yok, yalnızca somut sonuçlar önemlidir… Biz tavizleri görüşmelerle değil füzelerle alıyoruz… Herhangi bir anlaşmanın galibi, onun ertesi günü için savaşa daha iyi hazırlanandır." diyerek ABD’yi şaşırtmaya devam ediyordu.
ABD ve İran arasında müzakerelerle ilgili açıklamalar maalesef birbirini tutmuyordu. Nasıl ki ABD’nin İran’a yönelik yapmış olduğu her saldırıya İran misillemede bulunuyorsa, aynı şekilde ABD’nin her açıklamasına karşılık İran’dan da bir cevap geliyordu.
ABD’nin İran ile ilgili yapmış olduğu açıklamalar dünya kamuoyunu arkasına almaya yönelikti. O yüzden yapmış olduğu açıklamaların tamamını ‘psikolojik algı operasyonları’ olarak değerlendirebiliriz.
ABD ve İran arasında müzakereler devam ederken İsrail’in bu durumu fırsat bilip Lübnan ve Filistin’e yönelik saldırılarına ne diyeceğiz?! Bütün bu gelişmelere rağmen ABD tarafından İsrail’in sanki sütten çıkmış ak kaşık muamelesi görmesine ne diyeceğiz?!
İsrail, İran’a sanki hiç saldırmamıştı! Sanki ABD’yi kışkırtan İsrail değildi!
Oysaki İran karşısında ABD ve İsrail, bütün dünyanın gözü önünde iyi polis-kötü polis oyunu oynuyordu!
Yahu, artık bu kadarına da PES diyoruz.