ABD ve İsrail’in 81 Yıllık Kirli/Karanlık/Vahşi Tarihi ve Günümüzdeki İran Savaşı’nın Gerçek Sebepleri!..

Nis 22, 2026 - 20:32
ABD ve İsrail’in 81 Yıllık Kirli/Karanlık/Vahşi Tarihi ve Günümüzdeki İran Savaşı’nın Gerçek Sebepleri!..

DEĞERLİ OKUYUCULARIM, OKUMAKTA OLDUĞUNUZ BUGÜNKÜ YAZIMDA ABD ve İSRAİL’İN 81 YILLIK KİRLİ/KARANLIK/VAHŞİ TARİHİNİ ve GÜNÜMÜZDEKİ İRAN SAVAŞI’NIN GERÇEK SEBEPLERİNİ SİZLER İÇİN (Sadece Medya Boyutunu!) ARAŞTIRARAK ANALİZ ETTİM. 2011 YILINDA, ABD ve İSRAİL HAKKINDA TÜM GERÇEKLERİ DERİNLEMESİNE ve BELGELERİYLE BİRLİKTE YAYINLAMIŞ OLDUĞUM “ŞER ÜÇGENİ” KİTABIMDA YAZMIŞTIM.

Dünyayı karıştıran, kaos yaratan, kanla beslenen, her türlü, zulmü, vahşeti ve şiddeti ki savaşı kendisi için meşru başkası için gayri meşru gören ABD bundan tam 81 yıl önce (2.Dünya Savaşı!) 1945 yılında Japonya’nın iki şehrine (Hiroşima ve Nagazaki) atom bombası attı. Patlamanın hemen arkasında şehrin yarısı küle döndü. Patlamada 70 bin kişi öldü, 180 bin kişi yaralandı ve evsiz-barksız kaldı. Patlamanın etkisiyle ortaya çıkan radyasyondan tahmini 100 bin kişi etkilendi. Şehirdeki toplam binaların yarısı harabeye döndü. Hiroşima’daki patlamadan 3 gün sonra da ABD Japonya’nın Nagazaki şehrine atom bombası attı. Toplam nüfusu 240 bin kişi olan Nagazaki şehrinin 3’te 1’i (74 bin kişi) hayatını kaybetti.  Nagazaki’deki binaların yarıya yakını yerle-bir oldu. Hiroşima ve Nagazaki’ye ABD’de tarafından atom bombası atılması sonucu toplam 250 bin kişi hayatını kaybetti. Her iki şehirde binaların yarıya yakını yanıp kül öldü. Onbinlercesi radyasyon etkisi altında kaldı. Ve radyasyon etkisi onyıllarca sürdü. Radyasyon etkisiyle doğan çocuklar bedensel engelli doğdu. Onbinlercesi de sakat kaldı. Japon halkı uzun yıllar büyük bir travma yaşadı.

ABD 2. Dünya Savaşı sonrası geçen 81 yıl içinde 90’dan fazla ülkenin ya iç işlerine karışarak askeri müdahalelerde bulundu ya askeri operasyonlar yaptı ya da askeri güç kullanarak işgal etmişti. Japonya, Kore, Vietnam, Afganistan, Irak gibi ülkeleri aleni ve açık bir şekilde ABD tarafından hava saldırıları sonrasında işgal edilmiştir. ABD, birçok ülkede ya iktidarı devirme ya da rejim değişliği girişimlerinde bulundu: İran, Guatemala, Küba… Askeri ve özel operasyon yaptığı ülkeler arasında Grenada, Panama, Somali, Yemen, Libya ve Suriye var. ABD, 80 yıl içinde birçok ülkenin iç işlerine karışarak seçimlerine açık veya gizli bir şekilde müdahale etmiştir. Bilhassa son 50 yıl içinde savaşarak askeri operasyon yaptığı ve işgal ettiği veya işgal girişiminde bulunduğu ülkeler arasında Vietnam, Grenada, Panama, Irak, Afganistan var. Hava saldırısı yaptığı ülkeler arasında da Libya, Suriye ve Yemen var.

ABD'ye karşı gelen veya ABD ile ciddi diplomatik/siyasi gerilimler yaşayan başlıca ülkeler; İran, Rusya, Çin, Kuzey Kore, Venezuela, Suriye ve Küba'dır. Bu ülkeler, yaptırımlar, askeri gerilimler veya jeopolitik rekabetler nedeniyle ABD ile karşı karşıya gelmektedir. Ayrıca, seyahat yasakları kapsamında Burkina Faso, Mali, Nijer, Güney Sudan, Libya ve Somali gibi ülkeler de ABD ile ABD ile ilişkilerinde ciddi kısıtlamalar yaşamaktadır

ABD’ye aleni/açık bir şekilde karşı önemli ülkeler arasında İran/(nükleer ve bölgesel vekalet),  Rusya/(Ukrayna Savaşı) Çin/(Ticari ve teknolojik rekabet,  Tayvan sorunu ve küresel yarış), Kuzey Kore/(Nükleer Silah), Venezuela/(Siyasi ve Çıkar İlişkileri), Suriye/(Önceki Yönetim, İç Savaş: Fakat Esad yönetimine son vererek Suriye’de yeni yönetimle Cumhurbaşkanı Olan Ahmet El Şara hükümeti ile bu sorun ortadan kalkmıştır), Küba/Yönetimi Sosyalist olması ve geçmişten gelen gerilim ve soğuk ilişkiler)… Genel açıdan değerlendirecek olursak ABD ile ciddi sıkıntı yaşadığı ülkeler: Burkina Faso, Mali, Nijer, Güney Sudan, Libya ve Somali,  Filistin, İran, Kuzey Kore, Venezuela, Küba, Yemen, Libya, Somali, Sudan, Afganistan, Myanmar, Çad, Kongo Cumhuriyeti, Ekvator Ginesi, Eritre, Burkina Faso, Mali, Nijer, Güney Sudan, Laos, Sierra Leone var.

Yahudiler,19.yüzyıl sonlarında (1917-1948 Arası) İngilizlerin desteği ile Siyonist güçler Filistin’i işgal etmeye başladılar. Ve 1948 yılında da İsrail devletini resmen kurdular. Filistin toprakları üzerinde İsrail Devleti kurulunca 750 bin üzerinde Filistinli toprağından/yurdundan edildi. Filistin topraklarının yüzde 78 kontrolü İsrail’in eline geçti. Bu sebeple İsrail-Filistin savaşı patlak verdi. 1967 Altı Gün Savaşı, Batı Şeria, Gazze Şeridi, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri’nin işgal edilmesi…

İsrail’i hala tanımayan ülkeler arasında Cezayir, Bangladeş, Brunei, İran, Irak, Kuveyt, Lübnan, Libya, Malezya, Pakistan, Suudi Arabistan, Suriye ve Yemen gelmektedir. Bu ülkeler aynı zamanda İsrail’in pasaportlarını kabul etmiyorlar.  İsrail’i tanıyan ülkeler arasında başta ABD ile birlikte Almanya, İngiltere, Kanada, Fransa ve İtalya gelmektedir. Bunların yanında İsrail’e desteğini esirgemeyen ülkeler de var: Arjantin, Hindistan, Ukrayna ve bazı Pasifik ada ülkeleri.

ABD, İsrail’in kurulduğu günden bu yana en büyük desteği (siyasi, ekonomik, silah vs.) veren ülkedir. Şu anda bile İsrail’in en iyi müttefiki ve dostudur. Almanya ise İsrail’in savunma ortağı. Fransa ve İngiltere zaten ekonomik, askeri ve diplomatik her türlü desteği vermekteler. İsrail’in savunma teknolojileri yönünden en iyi işbirliği ülkedir. İsrail’e destek veren diğer ülkeler arasında Arjantin, Kanada, Macaristan, Fiji, Mikronezya, Palau, Papua Yeni Gine, Paraguay, Tonga ve Tuvalu gibi ülkeleri gelmektedir. Daha yeni Macaristan Başbakanı olan Peter Magyar’ın İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında yapmış olduğu sert açıklaması ile verilen destek kesilmiştir. Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar, İsrail Başbkanı  Netanyahu şayet ülkelerine geldiği taktirde  tutuklanacağı açıklaması yaparak dünyayı şaşırtmıştır. İsrail ile diplomatik ilişkilerini devam ettiren ülkeler:  1979/Mısır, 1994/Ürdün ve 2020 sonrası da Bahreyn, BAE, Fas ve bazı Arap ülkeleri.

İsrail bağımsızlığını ilan ettiğinde (14 Mayıs 1948) ilk tanıyan ülke ABD olmuştur. Arkasından Guatemala İsrail’i tanımıştır. Ne gariptir ki Müslüman ülkeler arasında İsrail’i (28 Mart 1948 yılında) ilk tanıyan ülke ise Türkiye’dir. İsrail Türkiye tarafından tanındığında iktidarda CHP vardı. İsrail, Türkiye tarafından tanındığında Türkiye’de Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Başbakan da Şemsettin Günaltay’dı.

Hamas’ın İsrail’e yönelik düzenlediği 7 Ekim saldırısı ve İsrail’in Gazze’ye yönelik korkunç hava saldırıları sonrasında İsrail’in Gazze/Filistin halkı üzerinde yapmış olduğu hava saldırılarında ölenlerin sayısı 172 bin 250’ydi. Filistinli yaralı sayası ise 172 bini aşmıştı. Gazze’de toplam 2 milyona yakın Gazze’li yerinden-yurdundan edilerek göçe zorlandı. Gazze’nin yerle-bir edilerek adeta bir enkaza dönüşmesi, İsrail’in Gazze üzerinde bombardımanların hala sürdürmesi sebebiyle bu duruma seyirci ve sessiz kalmamakla birlikte İsrail’i kınayan, protesto eden ve İsrail ile diplomatik ilişkilerini keserek büyükelçiliklerini geri çağıran 8 ülke olmuştur. Bu 8 ülke arasında Bolivya başı çekmiştir.

Dünyada İsrail’in Filistin/Gazze üzerindeki katliamları sebebiyle onlarca ülke ilişkilerini keserek büyükelçiliklerini geri çekmiştir. İsrail ile ilişkilerini kesen ilk ülke Bolivya’dır. Bolivya (Bolivya Devlet Başkanı E. Morales döneminde) İsrail’in Gazze’ye yönelik eylemlerini kınamak, protesto etmek için (bundan 17 yıl önce)  ve tam 10 yıl boyunca tüm ilişkilerini kesmişti. Daha sonra Bahreyn başta olmak üzere Çad, Şili, Honduras, Ürdün, Güney Afrika, Türkiye, Kolombiya, Belize ve Nikaragua da İsrail ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmiştir.

Türkiye İsrail’e dost mu düşman mı?! Bu sorunun cevabını vermek bir hayli zordur! Çünkü, iktidara gelen siyasi partilerin izledikleri İsrail politikalara göre (İsrail’in dost mu düşman mı olduğu konusu) sürekli değişkenlik göstermiştir! Türkiye İsrail ile bazen dost, bazen düşman olmuştur! Tabi ki siyasi, ekonomik, askeri ve istihbarı çıkarlara göre (İsrail ve Türkiye için) bu değişkenlik yıllardır bu şekilde olmuştur.

Türkiye, Müslüman bir ülke olduğu için Filistin topraklarının İsrail tarafından işgal edilmesine 80 yıldır tepki göstermektedir. Fakat Türkiye’nin Müslüman ülkeler arasında İsrail’i ilk tanıyan ülke olduğunu da asla unutmayalım! Tabi ki çoğu zaman da ülke çıkarları doğrultusunda her iki ülke de (İsrail ve Türkiye) siyasi, ekonomik, diplomatik, askeri ve istihbarı dostluklarını karşılıklı olarak geliştirmiştir! Şu anda olduğu gibi bazen de İsrail ile ilgili tüm siyasi, ekonomik, askeri, istihbarı ilişkiler kesintiye uğramıştır! Bu konuda NATO üyesi bir ülke olmamızın etkisi çok büyüktür. Türkiye-İsrail ilişkileri kimi zaman dostça kimi zaman dostça olduğu zaman dilimleri olmuştur. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi her iki ülkenin çıkarları doğrultusunda bu durum sürekli değişkenlik göstermiştir. Devletlerarası çıkar ilişkileri neyi gerektiriyorsa Türkiye onu yapmıştır. Tabi ki Türkiye, İsrail’e yönelik kimi zaman (İsrail’e destekleyerek: 1949’da İsrail’i ilk tanıyan Müslüman ülke olması sebebiyle) yanlış bir strateji/politika izlemiş kimi zaman da Filistin hassasiyeti göstererek (şu andaki iktidar döneminde İsrail’i protesto ederek, kınayarak ve İsrail hakkında çok sert açıklamalar yaparak) doğru bir strateji ve politika izlemiştir. Mavi Marmara Krizi (2010) patlak verdiğinde iki ülke arasında kritik ve ciddi gerilimler ve siyasi kriz yaşanmıştı! Fakat Türkiye-İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler zaman zaman kesintiye uğrasa da daha sonra düzelmiştir! Artık bu iktidar dönemin de ne olacak bekleyip-göreceğiz! Elbet ki bu durumun yegane gerekçesi siyasi, ekonomik, askeri, istihbarı vs. ilişkiler olsa gerek. Bu kriz sonucu iki ülke arasındaki ilişkileri bir hayli etkilenmiştir. Türkiye halk olarak İsrail’i hiçbir zaman dost görmemiştir. Yine hiçbir zaman uzun süreli düşman da olmamıştır ama İsrail’in bu sefer ki Filistin üzerindeki zulmü, vahşeti ve katliamları bardağı taşırdığı için Türkiye eskisi gibi inisiyatif gösterip dostluk elini uzatacağını hiç zannetmiyorum. Tam aksine Siyonist Yahudilerin Filistin halkı üzerinde (1917-1948 yılları arasında) sonrasında da 1948 yılında Siyonist İsrail Devleti’nin kurulmasından (günümüz) 2026 yılına kadar İsrail’in Filistin halkı üzerinde yaptıklarından dolayı Türkiye (bu iktidar döneminde bu sefer) çok sert bir şekilde protesto etmiş, kınamış, en ağır şekilde eleştirmiştir. Ve Türkiye, İsrail ile ilgili tüm ilişkilerini (siyasi, ekonomik, askeri, istihbarı, diplomatik vs.) kesmiştir. Şu çok iyi biliniyor ki İsrail, Türkiye’nin hiçbir zaman dostu olmamıştır. Hatta Türkiye, İsrail’in en büyük düşmanıdır! Zaten İsrail, Türkiye’ye düşman olduğunu son yıllarda açık/aleni bir şekilde (söylemleriyle) ispatlamıştır. Türkiye de İsrail’e gerektiği yerde ve zamanda gereken cevabı vermiştir.

ABD-İsrail ve İran savaşında Rusya’nın aleni/açık müdahale etmemesinin ana sebepleri arasında içinde bulunduğu Ukrayna savaşıdır. Çünkü karşısında ABD ve Avrupa ülkeleri var. Rusya, Ukrayna’dan almış olduğu toprakları geri vermek istemiyor! Ukrayna’nın arkasında ise ABD ve Avrupa ülkeleri varı. Asıl önemlisi Rusya’nın ABD/İsrail-İran savaşında uzun bir süreden sonra sessizliğini bozması! Birkaç gün önce Moskova’da 40 İsrailli İran savaşına katıldıkları şüphesi ile Rus yetkililer tarafından Domodedovo Havalimanı’nda gözaltına alınıp uzun süre sorgulanmaları ve bu sorgulama esnasında İran-İsrail/ABD savaşına katılıp-katılmadıkları ile ilgili sorular sorulması Rusya’nın İsrail’e yönelik açık/net bir tavır almaya başladığının ilk göstergeleri olsa gerek! Bu durumdan çok rahatsız olan İsrail kendi vatandaşlarını Rusya seyahatleri konusunda uyarıda bulunmak zorunda kaldı.

Rusya, ABD/İsrail-İran savaşında ne kadar sessiz kalmış gibi görünse de aslında İran’a istihbarat desteği verdiği iddia ediliyordu. ABD ve İsrail uçakları, savaş gemileri ve bölgedeki askeri üsleri ile ilgili İran’ı bilgilendirdiği iddiaları basında gündeme gelmişti. Hatta İran’ın, son günlerde ABD ve İsrail uçaklarına, gemilerine ve üslerine yönelik füze saldırılarındaki başarısının sebepleri arasında Rusya’nın gizliden istihbarat desteği (yer/konum/koordinat bilgileri) aldığı iddia edilmesiydi! Oysaki Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov Rusya ile ilgili bu tür iddiaları sert bir dille kabul etmese de aslında bu konuyu Ukrayna savaşına yönelik pazarlık konusu yaptığı söylentisi vardı! Yani, Rusya, ABD ve İsrail’in Ukrayna’ya istihbarat desteği vermesine karşılık misillemede bulunarak İran’a destek veriyordu! Kısaca, ABD ve İsrail Ukrayna’ya istihbarat desteğini kesmesi karşılığında Rusya da İran’a istihbarat desteği vermeyi durduracaktı!

Öte yandan Macaristan’ın çiçeği burnundaki yeni başbakanı Peter Magyar İsrail ile ilgili ezber bozan, şaşırtan bir karar aldı! İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ilgili Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) kararı üzerine açık/objektif bir tutum/davranış sergileyerek Netanyahu şayet Macaristan’a gelmesi durumunda tutuklanacağını bütün dünyaya açıkladı. Macaristan Başbakanı Yeter Magyer, UCM ile ilgili ilişkilerinin de düzeleceğine yönelik açıklamalarda bulundu. Yeni Başbakan P. Magyer, kendisinden önceki Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın UCM kararını tanımayan politikalarının tam aksi yönde bir politika izleyerek dünyayı şaşırtmıştı!

İsrail, ABD için 1948 yılından bu yana çok önemli bir ülkedir. İsrail, 78 yıldır ABD’nin siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri, istihbarı ortağı ve müttefikidir. İsrail, aynı zamanda ABD’nin Ortadoğu’daki en güvenilir jandarma karakoludur! O yüzden ABD, İsrail’e istihbarat başta olmak üzere her zaman her türlü desteği vermiştir. Aynen şu anda İran savaşında vermiş olduğu destek gibi. ABD, Ortadoğu’yu İsrail sayesinde kontrol etmekte ve dizayn etmekte...