AKSAKALLILAR: Gerçek Mi Hayal mi?! - 1 -

Ağu 4, 2026 - 09:12
AKSAKALLILAR: Gerçek Mi Hayal mi?! - 1 -

Binlerce Yıllık Tarihimizin Derinliğinden Süzülüp Gelen DEVLETÇİLİK Anlayışımız

Tarihte, yakın tarihimizde ve günümüzde devletin ve milletin geleceği/bekası/istikbali ve varlığı tehlikeye girdiği zaman yapılacak olan tek şey, birlik-beraberlik ve dayanışma ruhu/şuuru içinde yeniden harekete geçerek siyasi, ahlaki, toplumsal her yoldan direnç göstererek sözkonusu tehlikeyi baştan savmaktır.

Binlerce yıllık Türk tarihinde (Müslüman olmadan önce de Müslüman olduktan sonra da) varlığını ve bekasını garantiye alan bir güç var! Bu gücün adı AKSAKALLILAR ! Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bu her zaman üzerine düşeni yapmıştır. Devletin başı ne zaman tehlikeye girse bu güç ortaya çıkarak devlete yön vermiş ve milleti de bu konuda bilinçlendirmiştir.

Osmanlı’nın dağılma/parçalanma süreci içine girdiği, topraklarını bir bir kaybetmeye başladığı ve toparlanma/kurtulma umutlarının bittiği bir zamanda işte bu güç ortaya çıkmış ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurulmasını sağlamıştır. Osmanlı’nın küllerinden yeni bir devletin doğuşu bu milletin gücüne güç katmış ve en kısa zamanda psikolojik/ruhsal olarak da toparlanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan bu güne geçen 103 yıllık süre içinde devletimizi yıkmak isteyen,  milletimizi bölmek isteyen iç ve dış güçler boş durmamıştır. Devletimiz ve milletimiz, 103 yıl boyunca Psikolojik, ahlaki, etnik, dini, istihbarı, siyasi, ekonomik ve askeri saldırılara maruz kalmıştır.

Bilhassa terör örgütleri üzerinden devletimize, etnik ve dini farklılar üzerinden de milletimize yönelik yapılan saldırılar zuhur etmiştir. Türkiye’de her 10 yılda bir darbe teşebbüsünün olması! Muhtıralar da işin cabası! 1960, 1970, 1980’li yılları bir hatırlayın!.. Ve 17-25 Aralık 2013 yıllarında terör örgütü FETÖ’nün devletimize yönelik Polis-Yargı Darbe girişimi… 15 Temmuz 2016 yılında da yine devletimize yönelik askeri darbe teşebbüsünde bulunması…

İşte Türkiye’nin başının tehlikeye girdiği böylesi günlerde de bahsetmiş olduğumuz AKSAKALLILAR üzerine düşeni yapmışlardır! Fakat her şeyden önce 15 Temmuz Darbe girişimine karşı milletimizin şanlı direnişini ve 22 saat içinde darbeyi püskürtmelerini hiçbir zaman unutamayız. Yüzlerce şehit, binlerce gazimizle milletimizle gurur duymaktayız. Zaten AKSAKALLILAR’ın mayası MİLLETİMİZİN ta kendisidir! Onlar milletimizin damarlarında (kılcal damarlarına kadar) dolaşan KAN gibidir!..

Kim ne derse desin son 24 yıl içinde Türkiye’de siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri, istihbarı vs. tüm gelişmelerde AKSAKALLILAR aktif rol oynamıştır! Devletimizin geleceğini garantiye alan devası projelerin icraata geçirilmesi konusunda mutlaka telkinleri ve önerileri olmuştur!

AKSAKALLILAR hiçbir zaman devlet işlerine karışmazlar! Millet içinde ayırım da yapmazlar. Sadece ve sadece devletin ve milletin geleceği tehlikeye girdiği zaman ortaya çıkarlar ve üzerine düşen görevi yaparak tekrar inzivaya çekilirler! Ne devlet ne de millet onların varlıklarına zahiren şahit olamazlar! Ancak onların ne yaptıklarını manen hissederler!

Maalesef AKSAKALLILAR ile ilgili GERÇEK bu iken son çeyrek asırda AKSAKALLILAR üzerine kitapların yazılması, dizi filmlerin çekilmesi, medyada konuşulması ve tartışılması, olumlu veya olumsuz eleştirilerin yapılması hala devam etmekte… 

Milli ve ulvi değerlerle donanımlı, binlerce yıllık tarihimizden süzülüp gelen gerçek Devletin Derinliği anlayışından bahsetmenin tam zamanı! Neden ‘tam zamanı’ diyorum?! Çünkü Devletin Derinliği anlayışına pek inanılmıyor, pek sıcak bakılmıyor. Ancak filmlerde, romanlarda bahsedilirmiş! Uydurma, hayal ürünüymüş! Peki, dış güç uzantılı, menşei yabancı derin devlet yapılarına inanıyoruz da niçin binlerce yıllık tarihimizin derinliğinden gelen ‘devletçilik anlayışımıza’ inanmıyoruz?!

Selçuklu’da, Osmanlı’da ve daha sonra da Türkiye Cumhuriyeti’nde milli ve ulvi değerlerle donanımlı Devletin Derinliği  anlayışına neden inanılmıyor?! Bu durum büyük bir çelişkiyi ifade etmiyor mu?! Sahte derin devlete inan ama gerçeğine inanma! Bu anlayış da dışarının ürünü! Yani, bir asra yakındır bu milletin özünden, gerçek benliğinden, milli ve ulvi değerinden soğutulmasının bir yansımasıdır böylesi bir anlayış!

Dünyada eşi-benzeri görülmeyecek kadar gizemli, bir o kadar derin özellikleri olan, medeniyetimizin, tarihimizin, kültürümüzün, inançlarımızın temel taşlarıyla donanmış Milli ve Ulvi bir Devletin Derinliği anlayışına inanmamak kadar tuhaf, garip ve absürt bir şey olamaz! Türklerin Müslüman olmadan önceki binlerce yıllık tarihinde de olan ve Türklerin Müslüman olmasından sonra da devam eden, Hoca Ahmet Yesevi ile de köklü bir şekilde milli ve ulvi değerlerle donanımlı hale getirilen DEVLETÇİLİK anlayışında bahsediyoruz. BİZ inanıyoruz ki böylesi bir devletçilik anlayışımız Selçuklu’da, Osmanlı’da vardı ve Türkiye Cumhuriyeti’nde var.

İşte bu gerçek, milli ve ulvi değerlerle donanımlı Devletin Derinliği anlayışımız tarihte olduğu gibi günümüzde de devam ediyor. Kendisi ortada görünmeyebilir! Fakat varlığını her daim milletine hissettirmiştir. Anlayan anlar, görün görür, hisseden de hisseder! Tarihte olduğu gibi günümüzde de içimizdeki ve dışımızdaki hainlerle mücadele eden işte bu Devletin Derinliği anlayışı içinde olanlar ve böylesi bir Devletin Derinliğine inananlardır.

Eğer ki Devletin Derinliği anlayışı olmasın görünürdeki devletimiz ve milletimizden eser kalmaz! Devletin Derinliği anlayışı aynı zamanda tüm düşmanlara, dış saldırılara ve etkenlere karşı görünürdeki devletimizin ve milletimizin üzerinde bir şemsiye, bir kalkan, bir zırhtır! Zaten yıllardır da sahte derin devlet ile mücadele edilmiştir! Mücadele edildiği içindir ki sonunda başarıya ulaşıldı!

BİZ AKSAKALLLLAR ile ilgili derin bilgi birikimimizi yıllardır milletimizle zaten paylaşıyoruz. Yıllardır gazetelerde yazdığımız köşe yazılarımızda, konferans ve seminerlerimizde ve eş-dost sohbetlerinde sürekli olarak AKSAKALLILAR’dan ve tarihimizin binlerce derinliğinden süzülüp gelen DEVLETÇİLİK ANLAYIŞIMIZ’dan bahsettik.  Fakat kimse bize inanmak istemiyordu. Sonunda bu konuda Yılanların Öfkesi -1- romanımızı yazarak milli ve ulvi değerlerle donanımlı Milli Devletin Derinliği ilgili bazı ipuçları verdik. Daha sonra Derin Görev (Yılanların Öfkesi 2) romanımızı yazarak Devletin Derinliği anlayışından bahsettik. Ve Yılanların Öfkesi romanın 3. Bölümü olan Derin Milletin Ayak Sesleri KUMPAS ile de AKSAKALLILAR ile ilgili ilginç bir kurguyu Türkiye’nin 15 Temmuz Darbesi’ne kadar olan zaman dilimindeki varlıklarını anlatmaya çalışmıştık.

Yıllarca devletimizin ve milletimizin üzerinde korku imparatorluğu oluşturarak tarihimizi, kültürümüzü, temel ve inanç değerlerimizi 100 yıldır yok etmeye çalışan emperyalist dış güçlerin dayattığı sahte derin devlet anlayışının ipliğini pazara çıkartan ve bu milletin üç bin yıldır sürüp gelen Devletin Derinliği anlayışı yeniden zuhur etmiştir.  

Gerçek ve MİLLİ DERİN DEVLETÇİLİK anlayışı bilinen normal örgüt, teşkilat, siyasi parti vs. yapılanmalarına asla benzemez! Suyun içine katılmış tuz ve şeker gibidir! Varlığı ancak hissedilir! Ayrıca, Devletin Derinliği ve DEVLETÇİLİK anlayışı; medyaya, kitaplara ve dizilere bizler tarafından empoze edilmiştir!.. Yıllar önce (Kurtlar Vadisi dizisi çekilmeden önce) PANA FİLM ile ilişkisi olan birilerinin bizleri ziyaret ederek DERİN DEVLET konularında bizden yardım istemesi gibi! Biz de bu kişiye bilgi kaynaklarının bizden gittiği gizli/sır kalmak şartıyla EVET demiştik. İHTİYARLAR kavramı Kurtlar Vadisi diziyle Türkiye’ye duyurulmuştu. Daha sonra sulandırıldı ayrı konu!

Aynı şekilde TRT ziyaretlerimizde dönemin genel müdürü Şenol Göka ve TRT İç Yapımlar Sorumlusu Kurtuluş Zeydan ile görüşmelerimizde yeni çekilecek tarihi dizilerde AKSAKALLILAR konusunun işlenmesini önermiştik!..

AKSAKALLILAR varlığı ilk olarak ütopik/hayali de olsa Kurtlar Vadisi dizisinde “İHTİYARLAR” ismiyle işlendi. İşlendi işlenmesine de artık bilerek mi bilinçaltı mı hayal/ütopik mi orasını bilemiyoruz! Fakat gerçeği Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman dizilerinde aleni/açık bir şekilde zaman zaman sahneye yansıtılmıştır. Ayrıca Payitaht dizisinde de kısmi de olsa hissettirilmiştir.

ABD (Hollywood) sinema ve dizi filmlerinde psikolojik savaş gereği kendi ülkelerini yüceltmek için sözkonusu derin yapılanmaları sahneye taşıyorlar. Ve birçok ülke de aynı şeyi yapıyor. Neden Türkiye yapmasın?! Bizlere düşen ise böylesi konularda katkıda bulunmak…

Dünyada sömürü, zulüm, işkence, vahşet hegemonyası oluşturan derin küresel güçlere karşı mücadele eden evrensel derin ve milli bir gücün varlığının ipuçlarını yazmış olduğumuz Yılanları Öfkesi romanlarında vermeye çalıştık. Medeniyetimizin, tarihimizin, kültürümüzün, inançlarımızın, milli ve ulvi değerlerimizin mayası ile temeli atılmış, tüm sır kapılarını aralayan, özümüze, benliğimize, gerçek kimliğimize dönebilmenin ipuçlarını veren ve bizi BİZ yapan böylesi bir Devletin Derinliği ve DEVLETÇİLİK  anlayışından hiç şüphemiz yoktur.

İşte böylesi bir milli ve ulvi değerlerle donanımlı MİLLİ DERİN DEVLET’in (DEVLETİN DERİNLİĞİ) binlerce yıllık varlığı AKSAÇLILAR, AKSAKALLILAR ve KEFENLİLER sayesinde günümüze kadar gelmiştir. Bu devlet için bu millet için, bu bayrak için, bu vatan için onlar isimsiz kahramanlardı. Onların varlığından ne devletin ne de milletin haberi vardı! Onların varlığını devletin ve milletin içinde sadece bilmesi gerekenler biliyordu. Onlarda ketumdular. Mezara kadar sır taşıdılar. Sırlarıyla birlikte fani oldular. Elbet ki yaşayanlar var, yaşatanlar var ve kıyamete kadar da yaşatacak olanlar var! Onlar ülkesinin bekası için her şeylerini feda eden görünmeyen isimsiz kahramanlardı. Onlar doğuştan kefenliydiler! Kefenleri ile birlikte sessiz-sedasız geldiler ve kefenleri ile birlikte de sessiz-sedasız bu fani dünyadan göçüp gittiler. Göçüp gidenler, fani olanlar, ebediyete intikal edenler elbet ki sancağı bir sonrakilere her zaman devretmişlerdir. Sancak emin ellerdedir.

Onlar BİZ olmanın bilinci içinde kendileri gibi nice dava adamları yetiştirdiler ve ülkelerinin geleceği için yol gösterdiler. Onlar, BİZ olmanın şuuru içinde milli ve ulvi değerlerle donanmış AKSAKALLILAR’dı. Onlar AKSAÇLILAR’dı. Onlar KEFENLİLER’di. Genel anlamda ismi tarihte ve günümüzde AKSAKALLILAR olarak geçer! Onlar Tarihin binlerce yıllık derinliğinden gelen DEVLETÇİLİK anlayışı AKSAKALLILAR tarafından hafızalara kazınmış ve binlerce yıl da sıcak tutulmuştu. Daha nice yüzyıllarda da sıcak tutulacak… Bu ülke ayakta dimdik duruyorsa onların hizmetleri ve dualarıyla ayakta durmaktadır.

Kefenliler, Aksaçlılar ve Aksakallılar bu milletin ve bu devletin görünmeyen milli ve ulvi mimarlarıdır. KEFENLİLER, Aksakallılar’ın bir altında ölümü göze almış sahadaki isimsiz kahramanlardı. AKSAÇLILAR, Kefenlilerin bir üstünde AKSAKALLILAR’ın bir altında orta yaşlı akil insanlardı. AKSAÇLILAR ise ilim ehli, bu davanın meşalelisin binlerce yıl taşıyan ve gelecek nesillere aktaran Pir-i Fani mübarek insanlardı. Onlar binlerce yıldır var oldukları gibi binlerce yıldır da var olacaklardır. Çünkü onlar “BİZ Hem Milletiz Hem Devletiz” düşüncesini nesilden nesile aktarmış ve hâlâ da aktarmaya devam eden kutlu/yüce davanın temel taşları, gönül erleriydi…

AKSAKALLILAR deyince elbet ki istihbarat da akla gelmelidir! İstihbarat denilince akla ketumluk, sır taşımak, gizemini korumak gelir! Zaten bütün bu vasıflar AKSAKALLILAR da vücut bulmuştur. Hatta çok daha ötesi olan büyük bir derinliği de vardır. Onların istihbarat anlayışında sır taşımanın, gizemli kalabilmenin SIRRI, Binlerce Yıllık Tarihin Derinliğinde Süzülüp Gelen Gerçek MİLLİ DERİN DEVLET ve İstihbarat anlayışlarındaki milliği 3İ (İİİ) İlkesi ile izah edilir!

Bu konuda sadece bir örnekle yetinebiliriz. Türklerin derin ve milli DEVLETÇİLİK anlayışındaki İSTİHBARATI ile dünyadaki tüm ülkelerin İSTİHBARATI arasındaki farktan bahsedeceğim.

Dünyanın hiçbir istihbarat teşkilatında olmayan ve sadece Türk ve Müslüman devletçilik anlayışının temeli/mayası olan İİİ ya da 3İ (istihbarat, istişare ve istihare) ilkesine gelince! Bu da binlerce yıllık Türk ve Müslüman istihbaratının temel ilkesi olan İstihbarat, İstişare ve İstihare formülüdür. Yani dünyadaki istihbarat teşkilatlarında zaten istişare anlamında danışma kurulu, üst heyet vs. vardır. Fakat hiçbir dünya istihbarat teşkilatında istihare yoktur! Bu Türk ve Müslümanlara has bir istihbarat ilkesidir. İşte bu ilke Milli Derin Devlet’in temelini/mayasını oluşturan AKSAKALLILAR, AKSAÇLILAR ve KEFENLİLİLER formülüdür! O yüzden Türk ve Müslüman İstihbarat teşkilatında ‘İİİ veya 3İ’ çok önemlidir. Bilhassa üçüncü ‘İ’ olan İSTİHARE! O yüzden Selçuklu ve Osmanlı’nın varlığı dünyaya adalet dağıtmıştır. II. Abdülhamit de bu 3İ veya İİİ formülünü kendi özel istihbaratında ve devlet istihbaratında tatbik etmiştir.

Yukarıda bahsetmiş olduğumuz kimine göre hayali, bize göre ise gerçek olma ihtimali büyük olan binlerce yıllık tarihimizden süzülüp gelen AKSAKALLILAR, AKSAÇLILAR ve KEFENLİLER anlayışı dir. Bu ANLAYIŞ hiçbir zaman devletin üstünde bir amaç taşımamıştır. Hiçbir zaman da devletin üzerinde konumlandırılmamıştır. Tam aksine binlerce yıldır devletin zor günlerinde manevi yönden yol göstermişlerdir. Devletin bekası için DUA etmişlerdir. Aleni veya gizli kurumsal, teşkilatçı ve örgütsel herhangi bir yapıları ve özellikleri yoktur. Çünkü ortada bir GERÇEK var ise o da DEVLETİN VARLIĞIDIR. Teşkilatta, örgütte, kurumsal yapı da DEVLETİN TA KENDİSİDİR. Devletin istikrarı yönünden tehlikeye girdiği günlerde devlet büyüklerinin akıl danıştıkları ve dualarını aldıkları güvenilir milli ve manevi yönden donanımlı insanlardır AKSAKALLILAR, AKSAÇLILAR ve KEFENLİLER… Devletin göremediklerini gören, duyamadıklarını duyan, ulaşamadıklarına ulaşan milli ve manevi, zahir ve batında donanımlı ehil ve güvenilir insanlardır. Bizim bu görüşümüze İNANILIR veya İNANILMAZ önemli değil!.. Önemli olan devletimizin ve milletimizin bekasıdır… Sözkonusu VATAN ise gerisi TEFERRUATTIR!..