BÜTÜN YÖNLERİYLE FÖTÜ GERÇEĞİ ve 15 TEMMUZ - 4 -

Tem 17, 2026 - 23:30
BÜTÜN YÖNLERİYLE FÖTÜ GERÇEĞİ ve 15 TEMMUZ - 4 -

TÜRKİYE’Yİ BEKLEYEN FETÖ TEHLİKESİ ve TERÖRİSTBAŞI FETHULLAH GÜLEN’İN ÖLDÜ SENARYOSU!

Muhsin AKIL

Şu anda asıl kriptolar devletin ve halkın içinde uyku modundalar! Asıl tehlike de bu ya! FETÖ bitmedi, bitirilemedi, bitmez de!.. Bu nedenle devlet ve millet olarak bu konu üzerinde hassasiyetle durum elden gelen yapılmalı. Bilhassa devletin, şu andaki iktidarın, istihbarat kurum ve birimlerimizin bu hususa yoğunlaşması gerekiyor. Ki FETÖ tehlike olmaktan çıksın!..

Ve sıra geldi 18 yıldır iktidarda olan AK Parti’yi yıllar öncesinden hem de defalarca nasıl uyardığımıza!..: Anayurt gazetesinde 11 Haziran 2012 tarihinde AK Parti ve BİZ başlıklı bir hafta süren yazı dizimizde Fethullah Gülen Cemaati’nin AK Parti’den rahatsız olmaya başladığını belirterek iktidarı uyarmaya çalışmıştık. Fakat AK Parti iktidarı hiçbir uyarımızı dikkate almadı!..

2012 yılında AK Parti ve BİZ Başlıklı yazı dizimizde, AK Parti iktidarı içinde Cemaatin homurdandığını sezmeye başlamıştık. Hatta dolaylı yollardan ‘uyuyan yılan uyandı!’ imalarıyla AK Parti iktidarını uyarıyorduk. Havanın kararmaya başladığını, arkasından gök gürültüsü geleceğini ve mutlaka bir yere yıldırım gibi düşeceğini ifade etmiştik. Ve fazla bir zaman geçmeden bir yıl sonra 17 Aralık’ta bu Cemaat Yıldırımı (Paralel Devlet) olarak AK Parti üzerine düştü!..

Daha 11 Haziran 2012 tarihinde “Yeri geldi edinmiş oldukları bu gücün bile bir gün kendilerini yiyeceğini belirtip ima ettik” Ve bir yıl sonra yani 17 Aralık 2013 tarihinde işte sinsi ihanet gücünün paralel devlete dönüşerek AK Parti’yi yemeye çalışmasına devlet ve millet olarak şahit olmuştuk. Yani, bir yıl sonra bu uyarılarımızın gerçek çıkması! Bizi de asıl üzen buydu. Keşke uyarılarımızı ciddiye alıp gerekli tedbirleri almış olsalardı. Ama iş işten geçmişti…

Cemaat’in bundan sonra neler yapabileceği konusu üzerinde durup Türkiye’yi bekleyen tehlikelerden söz etmek isterim.

Cemaat ne kadar kendisini savunsa da ses kayıtları çözüldükçe iktidara yönelik darbenin şifreleri çözülüyordu. Bu şifreler üzerinden yola çıkılarak Cemaat’in bundan sonra neler yapabileceğini kestirmek artık zor değildi. Hatta ve hatta karşı operasyon için zamanın, zeminin ve şartların oluşması gerekliydi! Ve iktidar bunun için de kolları sıvayarak gece-gündüz demeden yoğun bir çalışma ortamına girmişti. Yerel seçimler öncesi Türkiye’yi karıştırmak isteyen dış güçlerin maşası ve taşeronu durumundaki Cemaat’in sinsi tuzakları üzerindeki mayınları bir bir patlatan hükümet demokrasinin tıkanmaması için yen bir yol haritası ile topluma rahat bir nefes aldırtmak için adresin sandık olduğunu gösteriyordu. Aynı zamanda fırsatı ganimet bilen bazı terör örgütlerinin, yabancı istihbarat ajanlarının ve bazı taşeronların Türkiye’yi karıştırmak ve siyasi, sosyal, ekonomik kaosa sokmak için her türlü provokasyonu yapabilme olasılığı karşısında da kesin/keskin önlemler almak zorunda…

Sinsi ve kahpe oyun bozuldu..! Darbe deşifre oldu..! Arı kovanına çomak sokuldu..! Kılıçlar kınından çıktı..! İktidar-Cemaat arasında meydan muharebesi..! Ortalık toz-duman..! Türkiye’nin üzerini sisli ve puslu bir hava kapladı! Bundan sonra her şey olabilir..! Siyasi kriz zaten başladı! Muhalefet bile oyuna gelerek Cemaat’in değirmenine su taşıyabilir! Taşeron terör örgütleri eyleme geçebilir! BDP ve PKK da bu bulanık ortamdan nemalanabilir! Yabancı istihbarat ajanları ve yerli işbirlikçileri silahlı terör eylemlerini başlatabilirler! Bazı suikastlar de sözkonusu! Başbakan Erdoğan’ın da hayatı tehlikede! Önemi devlet adamlarına yönelik suikastlar olabilir! Ayrıca Türkiye’yi bekleyen diğer tehlikeler arasında ekonomi de var..! Her an ekonomik kriz patlayabilir! Suriye bile Türkiye’nin içinde bulunduğu bu durumu fırsat bilerek Türkiye içinde terör estirebilir! Kısaca, yerel seçimler öncesi Türkiye’yi çok büyük bir felaketler beklemekte!.. Yerel seçimler öncesi olacaklar genel seçimler öncesi olacakların da habercisidir.İktidar yerel seçimler öncesi olması muhtemel olayların önüne geçebilirse genel seçimlere rahat girebilir..! Yine de iktidarın son derece tedbirli olması gerekir.Bahsetmiş olduğumuz olması muhtemel olayları yerel seçimler öncesi engellense dahi genel seçimlerde yeniden patlak verebilir. O yüzden iktidarın şimdiden çok sıkı önlemler alarak kendi güvenliği dahil olmak üzere ülke güvenliğini ön planda tutması gerekir…

Şimdi yukarıda kısa başlıklar halinde sıraladığımız her biri ünlemli cümlelerimizin kısa ve öz bir şekilde açılımlarını yapmaya çalışacağım.

 “Sinsi ve kahpe oyun bozuldu, arbe deşifre oldu, arı kovanına çomak sokuldu,  kılıçlar kınından çıktı, İktidar-Cemaat arasında meydan muharebesi,  ortalık toz-duman,Türkiye’nin üzerini sisli ve puslu bir hava kapladı, Bundan sonra her şey olabilir!..”

“Zaten oldu da arkasından 15 Temmuz darbesi gerçekleşti. Fakat asıl sinsi ve kahpe oyun bozulmadı. Arı kovanına çomak sokulup darbe deşifre olup gerçekleşmesine rağmen, kılıçlar kınından çıkıp gereken hukuki yolda büyük başarı katedilmesine rağmen, iktidar ve FETÖ arasında meydan muhaberesini iktidar kazanmış olmasına rağmen HÂLÂ ORTALIK TOZ DUMAN... Daha önce Türkiye’nin üzerindeki sisli ve puslu hava açılmasına rağmen bu sefer Türkiye’nin derinlerinde daha gizemli kriptolar üzerinde daha tehlikeli bir puslu ve sisli hava oluştu ama derinlerde! Zaten “bundan sonra her şey olabilir!..” dememize rağmen 15 Temmuz darbesi cereyan etmişti. Fakat aradan iki yıl geçmesine rağmen FETÖ bitmedi, bitirilemedi ve hala çok derinlerde çok güçlü. Her an her şeyi yapmaya hazırlar. Çünkü FETÖ sadece bir taşeron! Oysaki asıl güç KÜRESEL! Ve FETÖ’ye hala destek vermekte…

“Siyasi kriz zaten başladı!..Muhalefet bile oyuna gelerek Cemaat’in değirmenine su taşıyabilir!..”

Evet, bundan 4 yıl önce böyle demiştik. Aynen de dediklerimiz bir bir çıktı. Oysaki siyasi kriz hâlâ devam ediyor. Muhalefet öyle bir oyuna geldi ki 2019 yerel seçimlerinde FETÖ’nün değirmenine 4 parti (CHP, İyi Parti, HDP ve Saadet) su taşıdı. Ve hala taşımaya da devam ediyor. Hem de Millet İttifakı adıyla…

“Taşeron terör örgütleri eyleme geçebilir.”

“Taşeron terör örgütleri hâlâ eyleme geçmek için tetikte bekliyor!..

“BDP ve PKK da bu bulanık ortamdan nemalanabilir!..”

O günkü siyasi adıyla BDP, bugünkü adıyla HDP, ki PKK zaten Suriye de bulanık ortamdan nemalandı ve sözde ABD’nin desteği ile büyük bir güç olarak Türkiye’yi tehdit etmeye devam ediyor. İşte Türkiye’deki siyasi ayağı HDP’nin Kandil uzantılı PKK ayağı ve Suriye uzantılı YPG ve PYD ayağı Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak için hala tehdit etmekte… Gerçi sınır ötemizdeki iki büyük operasyonumuzla gereken cevabı aldılar.

“Yabancı istihbarat ajanları ve yerli işbirlikçileri silahlı terör eylemlerini başlatabilirler!..”

Yukarıdaki cümle hâlâ geçerlidir. Türkiye’de yabancı istihbarat ajanları ve yerli işbirlikçileri terör eylemlerini başlatabilmek için uygun ortam, zaman ve bulanık havayı tetikte beklemektedirler.

“Başbakan Erdoğan’ın da hayatı tehlikede!.. Önemi devlet adamlarına yönelik suikastlar olabilir!..”

O günlerde Başbakan Erdoğan’ın hayatının tehlikede olduğunu ve önemli devlet adamlarımıza yönelik suikastlar olabileceği konusunda devletimizi uyarmıştık. Şu anda Cumhurbaşkanı ki Başkan olan R. Tayyip Erdoğan’ın hala hayatı tehlikededir. Ayrıca önemli devlet adamlarımıza yönelik suikastlar de umulmadık bir anda vuku bulabilir.

“Ayrıca Türkiye’yi bekleyen diğer tehlikeler arasında ekonomi de var!..Her an ekonomik kriz patlayabilir!..”

Eh ekonomik kriz konusunda önce dolar ile denediler. Sonra 2019 yerel seçimler öncesi de sebze-hal krizi vs. gibi yollara başvurdular ama yine de ekonomik krizi çıkartamadılar.

“Suriye bile Türkiye’nin içinde bulunduğu bu durumu fırsat bilerek Türkiye içinde terör estirebilir. Kısaca, yerel seçimler öncesi Türkiye’yi çok büyük bir felaketler beklemekte!.. Yerel seçimler öncesi olacaklar genel seçimler öncesi olacakların da habercisidir. İktidar yerel seçimler öncesi olması muhtemel olayların önüne geçebilirse genel seçimlere rahat girebilir. Yine de iktidarın son derece tedbirli olmasında büyük yarar vardır. Bahsetmiş olduğumuz olması muhtemel olayları yerel seçimler öncesi engellense dahi genel seçimlerde yeniden patlak verebilir. O yüzden iktidarın şimdiden çok sıkı önlemler alarak kendi güvenliği dahil olmak üzere ülke güvenliğini önplanda tutması gerekir.”

Suriye bahanesiyle Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu zaten her zaman fırsat bilmekteler. Türkiye’de terör estirmek için her yolu denemekteler ama bir türlü başaramıyorlar. Çünkü Türkiye eski Türkiye değil!.. Karşılarında siyasi, ekonomik, askeri, istihbarı büyük ve güçlü bir Türkiye var. Yerel seçimler öncesi olması muhtemel tüm büyük felaketler çok şükür atlatıldı. Zaten genel seçimlerde de atlatılmıştı. İktidar tüm tedbirleri aldığı için ne genel seçimlerde ne de yerel seçimlerde herhangi bir büyük tehlike arzetmedi. Çünkü gerekli tüm önlemler alınmıştı.

TERÖRİSTBAŞI FETHULLAH GÜLEN’İN ÖLDÜ SENARYOSUNUN PERDE ARKASI: Türkiye’de bir dönem bazı gazete ve internet sitelerinde Teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğüne dair haberler dolaşmıştı. Yıllardır Amerika’da Penilvanya’da çiftliğinde yaşayan darbeci teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğüyle ilgili iddialardan bir yenisi daha eklenmişti. O dönemde Sosyal Medya teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğü iddiası ile çalkalanıyordu.

Böylesi bir konuyu bir profesör ve bir yazarın kaleminden okuduğunuz zaman ister-istemez “Acaba?!” diye tereddüt etmek zorundaydınız. İnanmasak bile acaba mı sorusunu sormuştuk kendimize.

Prof. Dr. Cevat Akşit, teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğünü ve cenazesinin Yahudi mezarlığına gömüldüğü iddia etmesi sosyal medyayı harekete geçirdi. Daha öncede sosyal medyada teröristbaşı Fethullah Gülen’in çok ağır hasta olduğu, hatta kalp krizi geçirdiği haberleri gündeme gelmişti.

Star gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce’nin Twiter hesabında 'Pensilvanya'daki yardımcılarından Osman Şimşek, F. Gülen'in kalp krizi geçirdiğini duyurdu. Hastaneye götürürlerse Gülen'i öldürebilirler' paylaşımı üzerine Osman Şimşek’in Gülerce’yi yalanması kafaları karıştırmıştı.

Yine bazı iddialara göre de teröristbaşı Fethullah Gülen’i ölmüş gibi göstererek başka bir ülkeye kaçırılmak istenmesiydi.

Gündemde yine teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğü iddiaları var. Oysaki benzer iddialar yıllar öncede yapılmıştı. O yıllarda da biz bu konu üzerinde değinmiştik. Gündemdeki “Fethullah Gülen Öldü!” senaryosunun derinliğindeki gerçeği anlayabilmek için teröristbaşı Fethullah Gülen’in ve sözde cemaatinin (terör örgütünün) çalışma sistemini, metodolojisini, takiye yöntemini, sinsiliğini, iki yüzlülüğünü ve her türlü yalan, iftira ve atmaktaki ustalıklarını çok iyi bilmek gerekiyor. Ancak o zaman öldü mü ölmedi mi konusunda kesin bir yargıya varabilirsiniz.

Teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğü ile ilgili iddialar üzerine yıllar önce yazmış olduğum yazımın bir paragrafında aynen şöyle demiştim: “Şu anda sadece Cemaat içinde dolaşan teröristbaşı ‘Fethullah Gülen Öldü’ fısıltısındaki amaç nedir diyerek derin bir araştırma yaptım. Bu konuda istihbarat kaynaklarımı da harekete geçirerek yine çok ilginç sonuçlara ulaştım. Önümüzdeki günlerde (yerel seçim öncesi) teröristbaşı ‘Fethullah Gülen Öldü!..’ şaibesi/fısıltısının medya yoluyla gündeme bomba gibi düşeceği bilgisine ulaştım!”

Yukarıda da okuduğunuz gibi bu iddiamı/teşhisimi şu anda gündeme gelen “Fethullah Gülen Öldü” iddiasından aylar öncesinden gündeme getirmiştim. Hatta o günlerde aylar öncesindendi demiştik. Şu anda yıllar öncesinden de diyebiliriz!

Aslında sağ olan (yaşayan) teröristbaşı Fethullah Gülen’i öldü göstererek ne yapılmak isteniyordu?! Bu konuda iz sürerken maalesef teröristbaşı “Fethullah Gülen Öldü!” fısıltısı kulaktan kulağa yayıldığına şahit oldum. Yine bir oyun sahneye konmuş ve icraat aşamasındaydı. Yapmış olduğum araştırma ve istihbaratlar sonucu biz de bu oyunu bozmak için bu yazıyı kaleme aldık.

Bir dönem Teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğüne dair haberler internet sitelerinde dolaşmaya başlamıştı. Biz ne kadar inanmasak da acaba ‘Fethullah Gülen Öldü Mü?!’ diye şüphelerimiz oluşmuştu. Oysaki biz daha öncesinden teröristbaşı Fethullah Gülen ile ilgili ÖLDÜ şaibesinin fısıltı halinde seçimlere yakın medyada gündeme geleceğini iddia etmiştim. Bu konuyu o dönem hem Anayurt gazetesinde hem de kendi internet sitemde yazmıştım.

Aslında bu konu üzerinde yoğunlaştığımız zaman yazılacak o kadar çok şey olmasına rağmen biz sadece ipuçlarından yola çıkarak varılmak istenen nihai hedef üzerinde durmaya karar verdik. Yani, ayrıntılardan yola çıkarak bütüne ulaşmak, sonra da bütünden başlayıp mevzunun özünü vererek okuyucularımızı bilgi sahibi yapmak… 

Aşağı-yukarı 40 yıllık mazisi olan teröristbaşı Fethullah Gülen Cemaati’nin gelmiş-geçmiş bütün iktidarlara destek vermesindeki yegane nedenin devletin bütün kurumlarına sızarak yönetimi ele geçirmek olduğunu 17 Aralık 2013 Polis-Yargı darbe teşebüsü  ile çok iyi anlamış olduk. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi artık teröristbaşı Fethullah Gülen Cemaati’nin maskesi düştü ve asıl amaç bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmış oldu. Bu bile ülkenin hayrınadır. Bu plân daha önceki iktidarlar döneminde fark edilememiş olmasının yegane sebebi ilm-i siyaset ve takiye mantığının derinlemesine tatbik edilmesidir. Bir kere teröristbaşı  Fethullah Gülen’in özgeçmişi çok araştırıldığı zaman Nur Cemaati’nden (ve eski arkadaşlarından) niçin koptuğu ortaya çıkar. Aynı zamanda olağanüstü duygu sömürüsü ve bol gözyaşlı sahnelerinin yöntemlerinin yıllarca icraata konması müthiş bir zekâ ürünüdür. Eh, öldüğüne dair şaibeli haberlerin çakması da bizi hiç şaşırtmamıştı.

Kısaca böyle bir yol, bilinen psikolojik savaş yöntemlerini bile gölgede bırakıyor. Amaca gitmek için her kılığa girilebilmesi, her yola başvurulabilmesi ve her türlü sinsi eylemin gerçekleştirilebilmesi akılları ziyan edecek boyutta şaşkınlık yaratıyordu. Maalesef bizlerin bile çok önceden farkettiği ama önyargılı olmamak ve hüsnü-zanda bulunmamak için yazmadığı birçok gerçeğin yıllar sonra yavaş yavaş fark edilse de asıl 17 Aralık 2013 tarihinde gün yüzüne çıkması tesadüf olamazdı. Milletin milli ve ulvi duyarlılığı bile suistimal edilerek müthiş ve zekice duygu sömürüsüne gidilerek halka meşru yollardan inilip gayrimeşru/illegal yollardan örgütlenip çok ilginç ve enteresan bir ‘paralel yapı’ya dönüşümünün serüvenini anlatmamıza gerek yok! Zaten medyada yazılıp-çizilenler ve izlenenler her şeyi izah ediyor.

Bütün bu olup-bitenlerden sonra şu anda mevcut iktidara (AK Parti hükümeti) kurulan sinsi ve kahpe tuzağın yıllar önce nasıl hazırlandığı ve iktidar içine nasıl sızıldığı aleni bilinen bir gerçek. Devletin bütün kurumlarına sızma yoluyla sivil darbe girişiminde bulunan paralel yapının tüm foyası ortaya çıkınca sinsi bir şekilde Fethullah Gülen’in öldüğüne dair haberler yaymaya başladılar. Sözde Cemaatin, liderleri teröristbaşı Fethullah Güleni öldü gösterebilmek için yeni bir senaryo yazıldığını ve tatbik edilmeye çalışıldığını öğrenir-öğrenmiş olduk. Özetleyecek olursak, teröristbaşı “Fethullah Gülen Öldü!” senaryosu yazıldıktan sonra önce fısıltı halinde kulaktan kulağa duyularak inandırıcılığının artırılması ve daha sonra da medya gündemine taşınması hazırlıklarının yapıldığını bizzat araştırıp-soruşturarak öğrenmiş bulunuyorum. Ve bu konudaki düşüncelerimi 21 ve 22 Şubat 2014 tarihli Anayurt gazetesinde yazmıştım.

Son söze ve sonuca gitmeden önce 21 ve 22 Şubat 2014 tarihli Anayurt gazetelerinde yazmış olduğum yazılarımın okunmasını istiyorum. Daha sonra son söz olarak bu konuda neler düşündüğümü açıklayacağım.

21 Şubat 2014 Anayurt Gazetesi’nde  “Fethullah Gülen Öldü mü?!” başlığı altındaki bir yazımda Fethullah Gülen’in öldü senaryosunun perde arkasına neşter atmaya çalışmıştım.

“Fethullah Gülen Öldü Mü?! - (21 Şubat 2014 - Anayurt Gazetesi): İktidar-Cemaat savaşı her geçen gün derinden ve aleni bir şekilde sürmekte iken şua anda halk arasında fısıltı halinde dolaşan teröristbaşı “Fethullah Gülen Öldü” haberi üzerine yoğunlaşıp bazı araştırmalar yaptım. İlk önce böyle bir haberin doğruluk derecesini ölçmek için geçmişe yönelik tüm bilgileri gözden geçirerek ortalıkta dolaşan iddia ile ilgili enine-boyuna değerlendirmeler yaparak somut bir şeyler çıkartmak istedim. Daha sonra da aslı var mı yok mu sonucuna gidebilmek için de her zamanki gibi kendi istihbarat kaynaklarımı harekete geçirip resmi kanallarda bu konuyla ilgili ne var ne yok nabız yoklaması yaptırıp bazı sonuçlar elde etmeye çalıştım. Aynı zamanda sözde Cemaat’e yakın isimlerden de çok dolaylı yollardan ağızlarından bir şey kaçırırlar mı diye de bilgiler almaya çalıştım. Ve ortaya (doğruluğu ve yanlışlığı tartışılabilen) çok garip, tuhaf ve bir hayli de ilginç veriler çıktı.

Dünyada ve Türkiye’de gündemi sarsmış, skandallar yaratmış, uluslararası boyutta medya yönünden de önplâna çıkmış popüler ve şöhretli insanlar öldükleri zaman yaşadıkları iddia edilir. Aynı şekilde şayet yaşıyorlar ise yaşadıkları gizlenerek öldü haberleri yayılır. Bunlara örnek verecek olursak Türkiye’de Yılmaz Güney, Ahmet Kaya ve Yeşil ile iddiaları... Dünyadan örnek verecek olursak El Kaide lideri Usame bin Ladin. Tabi ki bu tür haberlerin pompalanmasının altında farklı gerçekler yatar! Aynı zamanda psikolojik savaşın da bir ürünüdür. Aynen bu şekilde şimdi de teröristbaşı  Fethullah Gülen’in öldü haberi yoğun bir şekilde yayılmaya başladı. Oysaki teröristbaşı Fethullah Gülen Öldü’ fısıltısı yayılırken teröristbaşı Gülen ile ilgili kendi sesinden kasetler ve röportajlar yayınlanıyordu. Yani, demek oluyordu ki kasetlerdeki sesin teröristbaşı Fethullah Gülen’e ait olmadığı ki benzetildiği ve yapılan röportajlardaki kişinin de teröristbaşı Fethullah Gülen değil de onun benzeri olduğu gibi bir his veya kanatın toplumda yerleşmesi için müthiş bir psikolojik savaş veriliyor.

Bu konuyla ilgili bizim yapmış olduğumuz istihbaratlar sonucu hem resmi kanalda hem de teröristbaşı  Fethullah Gülen’e yakın bazı isimlerce teröristbaşı ‘Fethullah Gülen Öldü’ haberinin dillendirildiğine şahit oluyorduk. Çünkü bilgi kaynağımız devletin içinde çok önemli görevlerde bulunmuş emekli bir yargı mensubuydu. Diğer kişi de malum sözde Cemaat’i babası kadar çok yakın tanıyan sözlerine güvenilip-inanılan saygın bir kişiydi. Teröristbaşı Fethullah Gülen konusundaki düşünceleri bir hayli iddia taşıyordu. Çünkü her ikisi de gerçekten teröristbaşı  Fethullah Gülen’in öldüğüne inanıyordu. Fakat medyada bu konuyla ilgili gerçek ve ciddi herhangi bir haber ve yorum yoktu. Acaba dedik teröristbaşı ‘Fethullah Gülen Öldü’ fısıltısı daha yeni mi başladı. Kaynaklarımız çok önemli ve ciddiye alınacak kişiler olduğu için bu haber/fısıltı önce halktan değil derinden mi başladı şüphelerimiz artmaya başladı. Elbet ki zaman içinde bu iddiaların ne kadar doğru ve yanlış olduğunu mutlaka öğreneceğiz. Fakat içimize düşen kuşkuyu kurcalamaya devam edecektik…

İktidar ve sözde Cemaat arasındaki kavganın savaşa dönüştüğü bir ortamda barışa yönelik herhangi bir gelişmenin olmaması, her geçen gün bu savaşın daha da büyümesi, sonunda bu savaşta kaybedecek bir tarafın olması az-çok anlaşılırken ve böylesi bulanık ve karışık bir atmosferde bir de teröristbaşı Fethullah Gülen Öldü haberi ortaya atılarak derinlerde kulaktan kulağa dolaşmasının altında acaba ne olabilirdi?! Evet, asıl önemlisi de buydu. Ve bu konuda da derinlemesine araştırmalar yapmaya başladık. Ve gerçekten de tuhaf, absürt, garip ve çok ilginç sonuçlar çıkmaya başladı. Hem de aynı günlerde Başbakan Erdoğan’ın ölmesi için dualar eden sözde Cemaat’in ses kayıtları gündemi sarsarken paralelinde teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğü haberi fısıltısının kulaktan kulağa yayınlaması bir tezatlık taşımıyor muydu?! Teröristbaşı Fethullah Gülen’in veya Başbakan Erdoğan’ın ölmesi sonucunda kazanan ve kaybeden kim olacaktı? Bu durum Türkiye’yi ne kadar etkilerdi? Neden ölmeleri isteniyordu?! Bizim tahminlerimize göre teröristbaşı Fethullah Gülen’in öldüğü haberi kasıtlı ve maksatlıydı. Bu gücün amacı ve niyeti ne olabilirdi ki?! Evet, şu andaki yaşayan teröristbaşı Fethullah Gülen’in kendisi mi yoksa benzeri mi?!”

“Teröristbaşı “Fethullah Gülen Öldü Mü?!” Fısıltısının Altında Ne Yatıyor?! (22 Şubat 2011 - Anayurt Gazetesi): Dünkü teröristbaşı “Fethullah Gülen Öldü Mü?” başlıklı yazımdaki asıl amacın detaylarına, ayrıntılarına ve inceliklerine girmeden önce AK Parti ve Cemaat kavgasının savaşa dönüşüm sürecini hatırlatarak ülkemiz üzerinde oynanan karanlık oyunlara ışık tutmak istiyoruz. Yani, AK Parti ve sözde Cemaat kavgasını kızıştıran ve doruk noktaya ulaştıran olayları ve gelişmeleri hatırlatarak asıl ne demek istediğimizi yazımın sonunda izah edeceğim. İsterseniz önce AK Parti ve Cemaat arasında bugüne kadar olup-bitmiş olayları kısaca bir hatırlamaya çalışalım.

İktidar ve sözde Cemaat kavgasının bardağı taşıran son damlası ülke üzerine adeta atom bombası gibi düşmüştü 17 Aralık 2013 tarihinde. Aslında bu kavganın tarihi çok eskiydi. İlk patlama Oslo olayının deşifre olması ile gerçekleşmişti. Zaten 17 Aralık 2013 tarihinden iki yıl öncesine dayanan bir süreci vardı bu amansız kavganın. Dershanelerin kapatılma kararı alınmasının hükümet gündemine taşınması sözde Cemaatin öfkesi…

17 Aralık 2013 tarihinde de gerekli yan malzemelerle tamamlanan tahrip gücü yüksek bombanın fitili de ateşlenince 17 Aralık DEPREMİ oldu. Yani, gündeme bomba gibi düşen yolsuzluk ve rüşvet kılıfı adı altında başlayan operasyonların AK Parti (iktidar) ve sözde Cemaat kavgasını aleni bir şekilde savaşa dönüştürmüştü. Bunca zaman içinde karşılıklı kasetlerle bu kavganın doruk noktaya ulaşması, artık geri dönüşü olmayan büyük bir savaşın başladığının da habercisiydi.

AK Parti ve sözde Cemaat arasında 17 Aralık 2013 tarihinde başlayan amansız savaşın ‘paralel yapı’ (bugünkü tabirle FETÖ) üzerinden başlatılması ülkede derin bir kaos yaratmakla kalmadı uluslar arası arenayı da harekete geçirmişti. Bu savaştan nemalanmak için hazır bir şekilde dört gözle bekleyen uluslararası istihbarat birimlerinin Türkiye’deki ajanları da kolları sıvayarak yoğun bir tempoda Türkiye’de ne olup-bittiğini araştırıp ülkelerine bildirmek için adeta birbirleriyle yarışıyorlardı.

Psikolojik savaş, kirli propaganda, havada uçuşan belgeler, birbiri arkasına internet ortamına sürülen kasetler vs. daha birçok şey Türkiye üzerinde ne kadar korkunç bir senaryonun icraata konduğunun apaçık göstergesiydi. Yakın tarihimizde birçok benzer olay yaşandığı için gerek devlet ve gerek millet olarak darbelere karşı olağanüstü bağışıklık kazanan milletimizin hassasiyeti sayesinde bazı gerçekler de su yüzüne çıkmaya başlamıştı.

Sözde Cemaat uzantılı paralel yapının üç aşamalı operasyonunun daha ilkinde açık vermesi şu andaki mevcut iktidarın acilen önlemler almasını ve karşı atağa geçmesini kolaylaştırdı. Bakan ve çocukları üzerinden düğmeye basılması manidardı! Ya Halk Bankası ile devam edilmesi… Sonra da Başbakan Erdoğan’ın hedef alınması her şeyi açıklıyordu. Fakat paralel yapı sert kayaya tosladı! Ne iktidardan ne de Başbakan Erdoğan’dan böylesi bir tepki beklemiyordu. Darbe teşebbüsünde bulunan paralel yapı (FETÖ) karşılaştığı durum ile şoka girdi ve şaşkınlığını gizlemeye çalışsa da ikinci ve üçüncü operasyonları da eline-yüzüne bulaştırdı. Hatta bu darbenin adı bile konmuştu: ‘dost-modern’ darbe!

Bu ülke post-modern darbeyi daha yeni atlatmışken arkasından bir de dost-modern darbe teşebbüsü millet içinde şok üstüne şok yaratmıştı! Akla ziyan veren sinsiliklerin, hayali bile düşünülmeyen kahpeliklerin, imkânsız denilebilecek kadar inanılması güç kurnazlıkların döndüğü bu korkunç paralel yapı (FETÖ) darbesinin maskesi nihayetinde düşmüş ve hükümet tüm bu yapılanları da karşılıksız bırakmayacaktı.

Bütün bunlardan sonra ülkemizi karıştırmak isteyen paralel yapının iktidarı devirmeye yönelik darbe teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlanmasından dolayı geriye bir tek teröristbaşı “Fethullah Gülen Öldü” fısıltısının çıkartılması gerekiyordu. Adamlar bunu yaptılar. Şu anda halk içinde teröristbaşı “Fethullah Gülen Öldü!” fısıltısının/haberinin yayılmasının amacı neydi acaba?! Sözde Cemaat uzantılı paralel yapı, duvara toslayınca şok geçirmişti! Kısaca; AK Parti iktidarı içine sızmış ‘paralel çete’yi (FETÖ) yönlendirenler baktılar ki olmuyor teröristbaşı “Fethullah Gülen Öldü” fısıltısı ile kendi akıbetlerini garantiye mi almak istiyorlardı! Elbet ki korkunun ecele faydası yoktu!..”

Yazımın başında belirttiğim hususlar ve 21 ve 22 Şubat 2014 tarihli Anayurt gazetesinde yayınlanan yazılarımı okudunuz. Şimdi de elinizi şakağınıza dayayıp NASIL, NEDEN, NİÇİN sorularını kendinize sormanızı istiyorum. Evet, nasıl, neden ve niçin sorularına mutlaka bir cevap bulacaksınız! Şayet diyelim bulamadınız! O zaman yine iş bize düşüyor…