Hitit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Uçar: “Diasporik bilinç Çerkesler için asimilasyona karşı önemli bir araç olabilir”
Hitit Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Uçar, 21 Mayıs sürgün ve soykırım anma etkinlikleri kapsamında Çorum Kafkas Kültür Derneği’nde düzenlenen konferansta Çerkes diasporasının tarihsel dönüşümünü, kimlik tartışmalarını, dil kaybını, gelenek-modernite çatışmasını ve anavatan ilişkilerini değerlendirdi.
Hitit Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Uçar, 21 Mayıs sürgün ve soykırım anma etkinlikleri çerçevesinde Çorum Kafkas Kültür Derneği’nde konferans verdi. “Diaspora olmak ya da olmamak: Çerkesler için hayati bir mesele” başlıklı sunumda Çerkeslerin diasporik kimliği, tarihsel travmaları, kültürel dönüşümü ve günümüzde karşı karşıya kaldıkları sorunlar ele alındı.
Prof. Dr. Metin Uçar, Çerkeslerin diasporik bir topluluk olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusunu farklı sosyolojik yaklaşımlar üzerinden incelediklerini belirterek, “Çerkeslerin sadece kendilerine özgü yönleri değil, dünyadaki diğer diasporik topluluklarla benzerlikleri de dikkate alınmalıdır.” dedi.
Konferansta Alman sosyolog Robert Hettlage’ın diaspora sınıflandırmalarına değinen Uçar, geniş, kategorik ve oksimoron diaspora tanımları üzerinden Çerkes toplumunun konumunu değerlendirdi. Uçar, “Çerkeslerin hemen her açıdan diaspora kimliğine sahip olduğu görülmektedir.” ifadelerini kullandı.
“Geleneği yaşatma çabası bazen geleneğin kaybına yol açabiliyor”
Sunumda Çerkes toplumunun tarihsel dönüşüm süreci “üç dalga” yaklaşımıyla ele alındı. İlk dalganın sürgün sonrası feodal ilişkilerin çözülmesi, ikinci dalganın kentleşmeyle birlikte farklı kimliklerle etkileşim, üçüncü dalganın ise küreselleşme ve internet çağında sanal cemaatleşme süreci olduğu ifade edildi.
Prof. Dr. Metin Uçar, “En temel çelişkilerden biri, yaşatma çabasının bazen geleneğin ölümüne neden olmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu. Geleneksel Xabze kurallarının kırsal yaşam koşullarında işlevsel olduğunu ancak modern kent yaşamında aynı şekilde sürdürülemediğini belirten Uçar, “İdealde yaşananlarla gerçekte yaşananlar arasında ciddi farklılıklar oluşuyor.” dedi.
Dil kaybı ve asimilasyon vurgusu
Konferansta Çerkesçe’nin UNESCO tarafından tehlike altındaki diller arasında gösterildiğine dikkat çekildi. Özellikle genç kuşakların dili kullanma oranının hızla düştüğünü belirten Uçar, “Çerkes kimliği giderek dil yerine gelenek üzerinden tanımlanmaya başlıyor.” ifadelerini kullandı.
Kentleşmenin etkisiyle kültürel kimliğin folklorik düzeye sıkışma riski taşıdığına değinen Uçar, farklı lehçelerin de iletişimi zorlaştırdığını söyledi. Çerkesçe yayınlara olan ilginin sınırlı kaldığını belirten Uçar, dilin korunması için yeni politikaların geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
“Thamatelik yapısı gençlerin önünü kapatabiliyor”
Konuşmada geleneksel toplumsal yapı içerisindeki hiyerarşilere de değinildi. Yaş, soyluluk ve erkeklik merkezli “thamatelik” sisteminin modern kent yaşamında işlev kaybına uğradığını ifade eden Uçar, “Gençler derneklerde yeterince söz alamıyor, kendi organizasyonlarını oluştursalar bile maddi ve idari destek bulmakta zorlanıyor.” dedi.
Çerkes toplumunda geçmişten gelen “soylu” ve “köle soylu” ayrımlarının bazı alanlarda hâlen etkisini sürdürdüğünü belirten Uçar, bu durumun özellikle evlilikler ve toplumsal kabul süreçlerinde sorun oluşturabildiğini ifade etti.
Anavatan ilişkileri ve kimlik tartışmaları
Prof. Dr. Metin Uçar, Kuzey Kafkasya ile ilişkilerin de diasporik kimlik tartışmalarında önemli bir başlık olduğunu söyledi. 1990 öncesinde anavatanın daha çok “kurgusal” bir alan olarak algılandığını belirten Uçar, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bu ilişkinin daha somut hale geldiğini ifade etti.
“Çerkes üst kimliğinin kapsamı konusunda farklı yaklaşımlar bulunuyor.” diyen Uçar, bazı çevrelerin tüm Kuzey Kafkas halklarını kapsayan geniş bir tanımı savunduğunu, bazı çevrelerin ise yalnızca Adigeleri merkeze alan dar bir tanımı benimsediğini belirtti.
Rusya ile ilişkiler konusunda da çelişkili yaklaşımlar bulunduğunu dile getiren Uçar, tarihsel hafıza ile güncel siyasi gelişmeler arasında zaman zaman gerilim yaşandığını söyledi.
“Diaspora Türkiye ile Kuzey Kafkasya arasında köprü olabilir”
Konferansın sonunda diasporik bilincin sadece kültürel değil aynı zamanda ekonomik ve siyasal bir potansiyel taşıdığı vurgulandı. Prof. Dr. Metin Uçar, “Çerkes diasporası hem Türkiye hem de Kuzey Kafkasya için önemli bir köprü işlevi görebilir.” dedi.
Uçar, Çerkes diasporasının kültürel, ekonomik ve toplumsal alanlarda ciddi katkı sunabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirterek, bu potansiyelin ortaya çıkmasının Türkiye, Kuzey Kafkasya halkları ve diaspora arasındaki iş birliğine bağlı olduğunu ifade etti.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI