Merhametsizler!

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Nis 30, 2026 - 21:42
Merhametsizler!

Merhamet, insanı insan yapan en yüce değerlerden biridir. Bir kalbi diğer canlılara yaklaştıran, vicdanı diri tutan, toplumu ayakta tutan görünmez bir güçtür. Ancak çıkarın, menfaatin ve hızla tüketilen değerlerin hâkim olduğu bu çağda, merhamet giderek sessizleşiyor yerini soğuk, hesapçı ve taşlaşmış kalplere bırakıyor.

Bugün etrafımıza baktığımızda, insanın insana yabancılaştığı bir düzenin içinde yaşıyoruz. Bir yardım çağrısı, çoğu zaman “bana ne kazandırır?” sorusuna takılıyor. Bir gözyaşı, artık herkeste aynı yankıyı uyandırmıyor. Oysa merhamet tam da burada kendini gösterir ki karşılık beklemeden, hesap yapmadan, insan olduğu için insana dokunabilmekten geçiyor.

Ne var ki modern hayatın dayattığı yarış, insanı kendi merkezine hapsetti. Kazanmak, yükselmek, daha fazlasına sahip olmak işte bu döngü içinde geride kalan en büyük kayıp ise kalpler oldu. Taşlaşan kalpler, sadece başkasına değil, zamanla kendine de yabancılaşır. Çünkü merhametini yitiren insan, aslında insanlığından eksilir.

Toplumlar yalnızca yasalarla değil, merhametle ayakta kalır. Bir çocuğun başını okşayan el, bir yaşlının yükünü hafifleten gönül, bir mazluma uzanan sessiz destek, bunlar görünmez ama en güçlü bağlardır. Bu bağlar zayıfladığında ise geriye sadece kalabalıklar kalır; ama içinde ruhu olmayan kalabalıklar.

Belki de en acı olan, merhametsizliğin artık sıradanlaşmasıdır. Bir haberin birkaç saniyede unutulması, bir acının ekranlar arasında kaybolması, insanı duygudan değil alışkanlıktan uzaklaştırıyor, alışmak, en tehlikeli duyarsızlıktır.

Unutulmamalıdır ki merhamet kaybolduğunda sadece birey değil, toplum da kaybeder. Çünkü merhamet, bir lütuf değil insan kalabilmenin temel şartıdır ve insanlık, ancak merhametin yeniden hatırlandığı yerde yeniden yeşerir.

Ferah Diba İzgi, kalbi, yüreği ve merhametiyle vicdan kavramının somut bir yansıması olarak öne çıkan, Almanya’da yaşayan ender sunucularımızdan biridir. Onun duruşu, sadece mesleki başarıyla değil; insanlara yaklaşımındaki samimiyet, adalet duygusu ve hassasiyetiyle vicdanın ne denli güçlü bir değer olduğunu hatırlatır. Bu yönüyle, vicdanın sadece bir duygu değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğuna örnek teşkil eder.

Kime iyilik yaptıysan, onun kötülüğünden koru kendini, çünkü insan, bazen en büyük yarayı en yakınından alır. Sevgi, saygı ve vefa ile yoğrulmamış bir iyilik, zamanla yük olur.

Sevgi; karşılık beklemeden verilen ama istismar edilmemesi gereken bir emanettir.

Saygı; insanı insan yapan en ince çizgidir.

Vefa ise, unutmayan kalbin imtihanıdır.

İyilik yap, ama kendini de ihmal etme. Çünkü merhamet, kör bir teslimiyet değil, bilinçli bir duruştur.

Yüreğinizden merhamet ve sevgi hiç eksik olmasın, Allah’a ısmarladık hoşça kalın.

Aydın Benli

Siyaset Bilimci-Yazar