Yatırımcıya Tavsiyeler
Yazının başlığını görüp de “acaba buradan iyi bir yatırım tüyosu çıkar mı?” diye gelenlerin beklentisini en baştan karşılayamayacağımı söyleyeyim. Yatırımcıya hangi aracın kazandırdığının ötesinde başka bir meselem var.
Etrafınıza biraz bakın. Arama motorları, sosyal medya sayfaları, billboardlar… Hepsi aynı şeyi fısıldıyor.
Sabah televizyonu açıyorsunuz…
“Altın mı, dolar mı?”
Biraz sonra…
“Fonlar yükselişte!”
Akşam kapatıyorsunuz…
“Uzmanlar ne öneriyor?”
Peki siz ne yapıyorsunuz? Altına mı girdiniz, dolara mı geçtiniz, fon mu aldınız?
Yoksa hâlâ alın teriyle para kazanmaya çalışanlardan mısınız? Ya da elinizdeki parayla gidip sanayide dükkân açanlardan mı?
Tüh… Hiç aklınızı kullanmıyorsunuz.
Hiç abartım yok. Anlatılanlar bu.
Çalışanın değil “oynayanın” kazandığı, üretenin değil “doğru hamleyi yapanın” övüldüğü bir düzen. Üstelik bu, ekonomik bir tercih olmaktan çıkıp neredeyse bir zekâ ölçüsüne dönüştürülmüş durumda.
Yani üzerinde durulması gereken yatırım meselesinden öte toplumların hangi yöne sürüklendiğidir.
Altın tepsiyle sunulan iklimde üretim geri plana itiliyor. Toprağı ekmek, fabrikada çalışmak, atölyede ter akıtmak değersizleşiyor. Yerine hızlı kazanç, kısa yol ve fırsat kollama kültürü yerleşiyor.
Sonuçta insanlar üretim üzerinden değil, kazanç üzerinden konumlanmaya başlıyor. Bu da emek ile ahlak arasındaki bağı zayıflatıyor; sabır, ustalık ve birikim gibi kavramları geri çekiyor.
Emeğin yalnızca üretim değil, aynı zamanda bir değerler sistemi olduğunu kabul ettiğimizde, bunun kültürel bir dönüşüm olduğunu da görürüz.
Bakınız Gramsci bu durum için şunları yazıyor: “Ekonomik dünyada ve sosyal konumda bir değişim olmaksızın, yani öncesinde bir ekonomik reform gerçekleşmeksizin kültürel bir reform mümkün değildir. Toplumun bastırılmış katmanlarının yükselmesi de, entelektüel ve ahlaki dönüşüm de ekonomik zemine bağlıdır. Hatta ekonomik reform, çoğu zaman bütün bu dönüşümlerin somut karşılığıdır.”
Yani neticede tüm bunlar bir ekonomi politikasıdır.
Neoliberal ekonomi, ulus devletlerin düzenleyici gücünü zayıflatırken üretimi geri plana itmiş, finansal akımları merkeze almıştır. Uzun vadeli sanayi politikaları yerine kısa vadeli sermaye hareketleri öne çıkmış; bunun kültürel karşılığı da zahmetsiz zenginlik ve çabasız konfor olmuştur.
İşte bunların sonucunda da dizilerden reklamlara kadar yayılan bu kültür, “kolay kazan” fikrini sıradan bir yaşam tavsiyesi haline getirmiştir.
Ayrıca bugün yatırım denince akla gelenler belli: altın, döviz, borsa, kripto… Bunların hepsi bir sistemin parçasıdır ama ortak noktaları üretimle bağlarının zayıf olması ve paradan para kazanma mantığına dayanmasıdır.
Üstelik risk gerçeği de ortadadır. ‘Güvenli liman’ denilen araçların bile nasıl dalgalandığını gördük; bunun sonucunda küçük yatırımcıların zarar ettiği ve bireysel olarak kendilerine nasıl zararlar verdiğine de defalarca şahit olduk.
Elbette insanların amacı birikimini korumak, enflasyona karşı kendini güvenceye almak ve geleceğini planlamaktır. Önlerine sunulan seçenekler de zaten bu kanallardır. Bu nedenle meseleyi bireysel tercih değil, sistemin sunduğu çerçeve olarak kabul ediyorum.
Bunlarla beraber bir noktanın daha üzerinde durmak gerek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarında sık sık üretim, yatırım, istihdam ve çalışma vurgusunu güçlü bir şekilde öne çıkardığını görüyoruz. Bu, Türkiye’nin yön arayışı açısından önemli bir vurgu.
Ancak, özellikle ekonomi politikasını yönetenlerin sahadaki yönelimlerine bakıldığında aynı netlik yok. Söylem üretimi işaret ederken, pratiği yönetenler finansal kazanç kanalları daha görünür ve cazip hale getiriyor.
Bir yön karmaşası var. Bir yanda “üretin” diyen irade, diğer yanda “buradan daha hızlı kazanırsın” diyen piyasa gerçekliği…
Bu da temel bir düğüme işaret ediyor.
Bugün Türkiye’’nin ihtiyacı üretimi merkeze alan bir yön değişikliğidir. Planlı üretimin güçlendirilmesi, kamunun ekonomide daha etkin rol alması ve emeğin yeniden değer kazanması, kalıcı refahın da temeli olacak.
Unutmayalım, refahı kalıcı kılan şey finansal dalgalar değil, alın teridir.
O yüzden başlığa dönersek… Yazının bu kısmına kadar okuyan “yatırımcı” da varsa…
Size sunacağım yatırım tavsiyesi: Çalışınız efendim.