Yazar Hüseyin Karahan: “Makam bizi mi yüceltiyor yoksa bizi mi ele veriyor”

Yazar Hüseyin Karahan, kaleme aldığı köşe yazısında makam, güç ve ego ilişkisini ele aldı. “Makam sarhoşluğu” kavramı üzerinden yöneticilik, bencillik, vicdan ve ahlaki çürüme başlıklarını irdeleyen Karahan, gücün denetimsiz kaldığında bireyi ve toplumu nasıl dönüştürdüğüne dikkat çekti.

Şub 2, 2026 - 09:28
Yazar Hüseyin Karahan: “Makam bizi mi yüceltiyor yoksa bizi mi ele veriyor”

Yazar Hüseyin Karahan, kaleme aldığı değerlendirmede makamın insanı yüceltmediğini, aksine insanın gerçek hâlini görünür kıldığını vurguladı. Karahan, “Bir insan bir makama geldiğinde aslında yükselmez; olduğu hâli görünür olur.” ifadesiyle, yeterliliği olmayan yöneticilerin gücü bir sorumluluk alanı yerine baskı aracına dönüştürdüğünü kaydetti.

Yetersiz yönetici gücü ispat aracı olarak kullanır”

 Karahan yazısında, yetersiz yöneticilerin çevresine baskı uyguladığını, mobbing yaptığını ve başarıyı sahiplenip hatayı başkalarına yüklediğini belirtti. “Alkışlanma arzusu ve ‘her şeyi ben bilirim’ duygusu, sahte bir tatmin yaratır.” görüşünü paylaşan Karahan, bu durumun çalışma ortamını zehirlediğini ifade etti.

İyi yöneticinin ölçüsü: Dinlemek ve anlamak

 İyi yöneticinin özelliklerine de değinen Karahan, “İyi bir yönetici duruşuyla konuşur, dinlemeyi bilir, anlamadan hüküm vermez.” ifadelerini kullandı. Kendi ruhsal sorunlarını astları üzerinden telafi etmeye çalışan yöneticilerin makamı bir sığınak, çalışanları ise hedef hâline getirdiğini vurguladı.

Bencillik ve sonradan görmelik uyarısı Yazıda bencillik ve “sonradan görmelik” kavramlarına da yer veren Karahan, sevgiden ve imkândan yoksun büyüyen bazı kişilerin güce ulaştıklarında bunun sarhoşluğunu yaşadığını belirtti. “En iyisi benim diyerek başkalarını küçümsemek, derin bir yoksunluğun göstergesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Ego, vicdan ve toplumsal çürüme Aşırı egonun vicdan ve merhameti zayıflattığını kaydeden Karahan, bu durumun hem bireysel hem toplumsal çürümeye yol açtığını ifade etti. Dostoyevski’nin hapishane anısından örnek veren Karahan, sevgisizliğin ve zulmün alışkanlığa dönüşmesinin yıkıcı sonuçlar doğurduğunu vurguladı.

Yazısını “İlim kendini bilmektir.” sözleriyle yeniden bu noktaya bağlayan Hüseyin Karahan, makamın bir sınav alanı olduğunu belirterek, “Kendini bilen insan başkalarını ezmez.” ifadesiyle değerlendirmesini tamamladı.