YPG’NİN TASFİYESİ

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Ağu 26, 2026 - 16:25
YPG’NİN TASFİYESİ

Suriye'nin kuzeyindeki YPG/SDG yapılanmasının silahlı ve idari unsurlarının Suriye devlet kurumlarına entegrasyonuna ilişkin son gelişmeler, yalnızca Suriye açısından değil, Türkiye'nin milli güvenliği açısından da tarihi bir dönemeçtir. Yıllardır Türkiye'nin güney sınırında güvenlik tehdidi oluşturan YPG yapılanması konusunda artık kritik bir aşamaya gelinmiştir. Ancak burada altını özellikle çizmek gerekiyor: Türkiye için mesele, YPG'nin adının değişmesi değil; silahlı ve bağımsız bir örgüt olarak varlığının sona ermesidir. Çünkü geçmişte bölgede çok defa isimler değişti, yapılar değişti, üniformalar değişti. Fakat silahlar, kadrolar ve komuta zincirleri aynı kaldı. Türkiye artık bu oyuna gelmemelidir. Suriye'nin geleceği açısından en doğru model bellidir: Tek devlet, tek bayrak, tek ordu ve tek meşru silahlı güç. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması yalnızca Şam yönetiminin değil, Türkiye'nin de güvenlik çıkarınadır. Eğer YPG/SDG gerçekten Suriye ordusunun ve devlet kurumlarının içine dahil olacaksa, bu gelişme Türkiye'nin yıllardır savunduğu “Suriye'nin toprak bütünlüğü” politikasını güçlendirecektir. Fakat entegrasyonun göstermelik olmaması gerekir. YPG'nin elindeki ağır silahlar ne olacak? Mühimmat depoları kimin kontrolünde olacak? İstihbarat ağı kime bağlı olacak? Komuta zinciri kimin emrinde olacak? En önemlisi, Türkiye sınırında bağımsız hareket edebilen silahlı bir yapılanma kalacak mı? İşte Türkiye'nin bakması gereken gerçek sorular bunlardır. Türkiye'nin geçmiş tecrübeleri bize önemli bir ders vermiştir. Terör örgütleri zaman zaman isim değiştirerek kendilerini farklı göstermeye çalışabilir. Fakat terör örgütünü terör örgütü yapan isim değil; silahlı kadrosu, ideolojisi, finansmanı, lojistik ağı ve komuta mekanizmasıdır. Bu nedenle YPG'nin başka bir isim altında varlığını sürdürmesi kabul edilemez. Türkiye açısından kırmızı çizgi nettir: Suriye'de Türkiye'ye karşı kullanılabilecek bağımsız bir silahlı yapı kalmamalıdır. Türkiye'nin yürüttüğü Terörsüz Türkiye süreci yalnızca Türkiye sınırları içerisinde değerlendirilmemelidir. PKK'nın Irak'taki yapılanması, Suriye'deki YPG/SDG yapılanması, İran’daki PJAK yapılanması ve bölgedeki diğer bağlantılı unsurlar birbirinden tamamen bağımsız meseleler değildir. Dolayısıyla Türkiye açısından hedef sadece bir örgütün silah bırakması değil, terör örgütünün bölgesel insan, silah, finans ve lojistik ağının ortadan kaldırılmasıdır. Eğer Suriye'de YPG'nin silahlı kapasitesi gerçekten sona erdirilir ve merkezi Suriye devletine entegre edilirse, bu gelişme Terörsüz Türkiye sürecinin bölgesel boyutunu da güçlendirebilir. Burada bir başka önemli aktör daha var: Amerika Birleşik Devletleri. Washington uzun yıllar IŞİD'e karşı mücadelede SDG'yi sahadaki ortaklarından biri olarak gördü. Ancak artık Suriye'de merkezi devletin güçlenmesi ve YPG/SDG'nin Suriye devlet yapısına entegre olması halinde, eski güvenlik mimarisinin devam ettirilmesinin mantığı da zayıflayacaktır. Türkiye'nin beklentisi açıktır: ABD ve diğer ülkeler Suriye'nin toprak bütünlüğünü desteklemeli, terör yapılanmalarının yeniden güç kazanmasına imkân sağlayacak silah ve siyasi desteği sona erdirmelidir. Çünkü bir terör örgütünü silahsızlandırırken başka bir kanaldan yeniden silahlandırmak, bölgede barış değil yeni bir çatışmanın tohumlarını atmaktır. Şimdi söz değil, icraat zamanıdır. Türkiye bu gelişmeyi elbette olumlu karşılamalıdır. Fakat Ankara'nın politikası temkinli iyimserlik üzerine kurulmalıdır. Çünkü gerçek silah bırakma; silahların teslim edilmesidir. Gerçek entegrasyon; bağımsız komuta zincirinin sona ermesidir. Gerçek tasfiye; örgütsel ve lojistik ağın dağıtılmasıdır. Gerçek barış; Türkiye sınırının hemen ötesinde Türkiye'ye yönelik yeni bir terör yapılanmasına izin verilmemesidir. Bunun dışında yapılacak her düzenleme sadece görüntüden ibaret kalır. Bugün Suriye'de yeni bir dönem başlıyor. Türkiye'nin yıllardır savunduğu Suriye'nin toprak bütünlüğü, merkezi devlet otoritesi ve terör örgütlerinin bölgeden temizlenmesi hedefleri açısından önemli bir fırsat ortaya çıkmış durumda. Bu fırsat doğru değerlendirilirse Türkiye'nin güney sınırındaki güvenlik riski ciddi biçimde azalabilir. Son söz: Terörsüz Suriye, güvenli Türkiye demektir.

Dr. İmbat MUĞLU