Dönüş Yapanlar Ve Kul Hakkı!

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Oca 24, 2026 - 19:47
Dönüş Yapanlar Ve Kul Hakkı!

Bu hafta bu köşede yazdıklarım bir siyasi analizden çok, içimde biriken bir sızının kelimelere dökülmüş hâlidir. Çünkü mesele sadece siyaset değil, mesele emek, umut ve kul hakkıdır.

Bir insan seçime girerken yalnız yürümez. Ardında bir teşkilatın ayak izleri vardır. Yağmurda ıslanan afişler, soğuk akşamlarda çalınan kapılar, “bir çayımızı için” diye uzatılan eller vardır. Gençlerin koşturması, yaşlıların duası, kadınların sessiz sabrı vardır ve sandık günü, bütün bu emek tek bir zarfa sığdırılır. O zarf, sadece bir oy değildir bir güvendir, bir inançtır, bir emanettir.

Seçmen o mührü basarken çoğu zaman bir isme değil, bir duruşa basar. Bir lidere güvenir, bir davaya inanır, bir çizgiye umut bağlar. İşte tam da bu yüzden, seçildikten sonra partisini terk eden her siyasetçi, sadece bir partiyle değil o emanetle de yollarını ayırmış olur.

Bugün “dönüş yapanlar” çoğalıyor. Bir partinin rüzgârıyla, genel başkanın adıyla, teşkilatın alın teriyle seçilenler, koltuğa oturduktan sonra başka bir yola sapıyor. Yeniden Refah Partisi’nin Şanlıurfa’da kazandığı başarıda Dr. Fatih Erbakan’ın ismi, Millî Görüş’ün hafızası ve teşkilatın emeği inkâr edilebilir mi? Sonrasında yaşanan kopuş, sadece bir istifa değil, sandıkta kurulan bağın sessizce koparılmasıdır.Kendine güvenen bağımsız aday olarak seçime girsin! Giremez çünkü partinin logosu ve teşkilat gücü ile kazanmalı.

Bu durum seçmeni kızdırmıyor sadece, kırıyor. Çünkü seçmen kendini aldatılmış hissediyor. “Ben oyumu sana değil, senin temsil ettiğini söylediğin şeye verdim” diyor. İşte siyasette en tehlikeli duygu budur, Kırgınlık. Öfke geçer, tartışma biter ama kırılan güven kolay onarılmaz.

Hukuk bu geçişlere izin veriyor, evet. Ama vicdan her zaman aynı yerde durmuyor. Merhum Alev Alatlı’nın o sarsıcı sözü burada yankılanıyor.

“Helalleşmek, mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıdır. Çünkü her yasal hak helal değildir ve olamaz.”

Kul hakkı, dile gelmez ama ağırdır. Teşkilatların hakkı vardır evine afiş asan gencin, kendi imkânıyla yol yapan gönüllünün hakkı vardır. Seçmenin hakkı vardır, çocuğunun rızkından artırıp bağış yapanın, sandık başında sabahın köründe bekleyenin hakkı vardır. Peki bütün bu insanlar, partisinden dönenlere haklarını helal ediyor mu?

Geçmişte İYİ Parti kurulurken CHP’den verilen 20 milletvekili hâlâ konuşuluyor. Çünkü siyaset hafızası unutmaz. Ama bugün yaşananlar daha sessiz, daha derin. Ne helallik isteniyor ne de yüzlere bakılıyor. Sadece “ben yoluma bakarım” deniyor. Oysa siyaset, sadece yol almak değil geride bırakılanların gözlerine bakabilmektir.

Sandık, bir sözleşmedir. Yazılı değildir ama kalptedir. O sözleşme bozulduğunda, koltuk yerinde durur belki ama itibarı taşıyacak bir vicdan kalmaz. Bugün parti değiştirenler, yarın halkın arasında yürürken o sessiz bakışlarla karşılaşır. Çünkü seçmen bağırmaz, sadece unutmaz.

En acı olan şudur ki helallik alınmadan yapılan her siyasi dönüş, mahkemede kazanılmış bir dava gibi görünse de vicdanlarda kaybedilmiş bir hayattır. Kul hakkı, zamanı gelince sorar. Dönenler halk nazarında siyaseti ve siyasetçinin itibarını sizler belirliyorsunuz. Halk unutmaz vakti gelende sandıkta hatırlar. Allah’a ısmarladık hoşça kalın…

 

Aydın Benli

Siyaset Bilimci Yazar.