Gazeteci ve yazarlığın Bilinmeyen Püf Noktaları…

Haz 5, 2026 - 00:18
Gazeteci ve yazarlığın Bilinmeyen Püf Noktaları…

Türkiye’de sözü geçen, ismi popüler olan, her yerde konuşulan bir gazeteci-yazar olmak istiyorsanız şahsınıza ait tüm ilke ve kurallardan vazgeçmek zorundasınız! Medyada gazeteci ve yazarları beş  sınıfa ayırabiliriz. 1-Dürüst/şahsiyetli ve kişiliğinden asla ve asla ödün vermeyen gazeteci ve yazarlar. Türkiye’deki gazeteci ve yazarların çoğunluğu bu sınıfa girer. Yani genele göre oranı yüzde 50’dir. 2-Dürüst olmayan, kişiliksiz ve şahsiyetinden taviz veren gazeteci ve yazarlar. 3- Bukelamun gibi renk değiştiren, iki yüzlü, riyakar/yalaka gazeteci ve yazarlar. 4- Tamamen çıkarcı/menfaatçi gazeteci ve yazarlar. 5- Egoist/bencil, insanlara tepeden bakan, halkı küçümseyen, meslektaşlarını beğenmeyen (ki kendisini üstün görür!), gururlu/kibirli ve burnu havada gazeteciler. Bunların toplam oranı da yüzde 50’dir. Sınıfa göre yüzde 10 diyebiliriz. Ayrıca bu 5 sınıfın özelliklerini barındıran ‘karma’ gazeteciler vardır. Ama bunları 6. Sınıf olarak bile değerlendirmiyorum çünkü bu türlerde bahsettiğimiz 5 sınıftan her özellik vardır. Bunların oranını genel yüzde 100 içine dağıtabiliriz.

Medyada yalaka ve dalkavukluğun yollarını izleyerek patronlar nazarında saygın biri olabilirsizin! Bugün, bu hususu, ismi popüler bütün duayen gazetecilere sorsanız bu sözlerimin doğruluğu konusunda mutlaka bir şeyler söylerler. Yıllardır yazılarımı takip eden bazı dost, arkadaş, meslektaşlarım ve tanıdık-tanımadık bazı okurlarımın tirajı büyük gazetelerde neden yazmadığımı çok sordular. 46 yıllık gazetecilik hayatımda çalıştığım ve yazdığım Yeni Devir (1980’li yıllar), Anayurt (2000’li yıllar), Birgün gibi ulusal gazetelerde bugün kadar yazdıkların şayet tirajı büyük gazetelerde yayınlanmış olsaydı (yani tirajı yüksek ve ismi büyük bazı gazetelerde yazmış olsaydım) daha çok ses getirirdim! Belki de ünlenir şan-şöhret sahibi olurdum!  Yine birçok dostum, meslektaşım ve okuyucum, gazeteci ve yazar olarak büyük gazetelerde çalışmamın ve yazmamın topluma daha çok faydalı olabileceğimi sürekli hatırlattılar. Evet, büyük gazete ve televizyonlarda yazmamı isteyen dostlarım, meslektaşlarım ve okuyucularımın bu hassasiyetine hak vermekle birlikte ben bugün içinde bulunduğum bu halimden ve şu anda Başkent Postası ve Cumhur Haber Ajansı (CUMHA) çalışmaktan ve yazmaktan gayet memnun olduğumu öncelikle belirtmek isterim. Ayrıca, büyük gazetelerde çalışacak ve yazacak kadar kişiliğim ve karakterimden ödün verecek duruma gelemedim! Şu anda Başkent Postası Medya Grubu her geçen gün büyümekte ve Cumhur Haber Ajansı (CUMHA) zaten Türkiye’deki 5 büyük haber ajanslarından birisi haline geldi. Gerçi büyük gazetelerde çalışabilir ve yazabilirdim! Fakat büyük gazete patronları ve yöneticilerine yalaka ve dalkavukluk yapacak kadar eğitimli değilim! Demek ki nasip değilmiş ve öğrenemedim! Büyük gazeteci-yazar olmanın yollarını öğrendiğim gün belki tirajı büyük bir gazetede yazmaya başlayabilirim! Yani onurumdan, şerefimden, kendi öz ilke ve prensiplerimden vazgeçmeye başladığım gün demek istiyorum!  Fakat okuyucularımın bilmediği yine başka derin ve gizli bazı hususlardan da bahsetmek isterim. Ne kadar büyük gazetelerde yazamasam da aslında 46 yıllık meslek hayatımda bazı büyük gazete yöneticilerine yön verdim, akıl danışmanlığı yaptım! Perde arkasında bazı gazete ve televizyonlara (duayen, tanınmış gazetecilere) çok mu çok özel manşetlik ve flaş haberler (ismim geçmemek şartıyla) vermişimdir! Çünkü kaynak bendim! Elbet ki yön verdiğim gazete ve televizyonların ve çok özel haber desteği yaptığım duayen/ünlü gazetecilerin ismini burada veremem! Kol kırılır yen içinde kalır! Zaten isimlerini vererek bahsetmiş olsam o dönemin gazetecileri, gazete ve televizyon yöneticileri ister-istemez inkâr etmek zorunda kalacaklar! Çünkü ben bu çok özel haberleri (Türkiye’nin kaderini etkileyecek haberler!) verirken onlarla anlaşıp-sözleşmiştik. Şayet isimlerini verdiğim zaman ben onlara büyük bir haksızlık yapmış olurdum. Ne kendileri ne de ben asla kariyerlerinin sarsılmasını istemeyiz. O yüzden onlara hak veriyorum. Zaten ben de böyle bir şey asla ve asla yapmam/yapamam.

Aşağı-yukarı 46 yıllık gazetecilik hayatımda beni tanıyan birçok dostum/arkadaşım, meslektaşım ve büyüklerim kitap yazma konusunda çok baskı yaptılar. Oysaki  46 yıl içinde100’e yakın kitap yazmıştım ama yayınlayacak vakit bulamamıştım! Özel ve genel yaşamımın karışık, düzensiz, dağınık olduğundan olsa gerek! Biraz de derinlerde yaşamamdan kaynaklanıyor olabilir! Özel hayatım yoktu. Olsa bile hallaç pamuğu gibi savruktu! Ne zamanki derinlerden çıkıp yeryüzünde yaşamaya başladım, işte o zaman dostlarımın sözü aklıma geldi ve yazmış olduğum 100’e yakın kitap içinden 2011 yılında “Şer Üçgeni” isimli ilk kitabımı yayınladım. Daha sonra üç bölüm Yılanların Öfkesi roman serisi… Ve "Bir Başkadır Kırmızı Gülün Aşkı/Ebu Said Muhammed Hâdimi” romanı. Yani 46 yılda ancak 5 kitabım yayınlandı. Şu anda yayına hazır 9 kitabım var. 86 civarında da yayınlanacak kitabım var.

Yıllar önce irçok gazete, dergi ve internet sitelerinde yazma teklifi alıyordum. Fakat birkaçı hariç kabul etmemiştim. O birkaçı da kıramadığım dostlarımdı. Fakat daha sonradan bu internet sitelerinde yazmayı kestim. Sonra kendi internet sitem, kendi çıkarttığım/yayınladığım gazete ve dergilerde yazdım. Pandeminin araya girmesi ve kalp hastalığına yakalanmam sebebiyle internet sitesi, gazete ve dergilerimi kapatmak zorunda kaldım. 5 yılda 5 kalp krizi! 5 yıl tedavilerim için hastane süreci. Sonunda sağlığıma yeniden kavuştum. Fakat tedavilerim devam ediyor. Sıra kalp pili ve kalp kapakçıkların değişmesine geldi. Bu yıl inşallah bu tedavilerimi de yaptıracağım. Sağlığıma kavuşur-kavuşmaz çok sevip/saydığım, değer verdiğim Başkent Postası ve Cumhur Ajansı sahibi gazeteci arkadaşım Seyfi Uzunkök ve genel müdür oğlu Can Uzunkök ile birlikte çalışmaya karar verdim. 5 yıldıra yakın da birlikte çalışıyoruz. Şu anda Uzunkök ailesi ile birlikte olmaktan memnunum.