HÜKÜMETE BAŞINDAN SONUNA KADAR AYAR VERİLDİ…

May 8, 2026 - 21:10
HÜKÜMETE BAŞINDAN SONUNA KADAR AYAR VERİLDİ…

Devlet Bahçeli önemli bir hatırlatma yaptı.

Hükümetin, Cumhur İttifakı’nın ortak yapısından oluştuğunu vurguladı. Bu da şu anlama geliyor: Hiç kimse kendi başına hareket edemez.

Cumhur İttifakı içindeki etki-tepki ilişkisi, Bahçeli’nin son açıklamalarıyla yeni bir boyuta taşındı. Bahçeli’nin, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin yaptığı ve “Artık bahane üretmeden sonuca odaklanın” mesajı verdiği yorumlanan açıklamaları, ilk saatlerden itibaren AK Parti içinde farklı değerlendirmelere neden oldu.

Kimileri bu açıklamanın süreci hızlandıracağını düşünürken, bazıları ise kullanılan dili fazla sert buldu.

Bahçeli’nin son grup toplantısındaki sözleri AK Parti’de iki açıdan yorumlandı:
Birincisi, “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili verdiği mesajlar ve uyarılar…
İkincisi ise CHP’ye yönelik kullandığı görece yumuşak ifadeler.

Parti içinde bunu “ince ayar” olarak değerlendirenler bulunuyor.

Açılım süreci konusunda genel eğilim, orta bir yol bulunarak sürecin tamamlanması yönünde. Özellikle Abdullah Öcalan’a biçilen rol ve yapılan konumlandırmayı abartılı bulanlar olsa da, birçok isim “gelinen noktadan geri dönüşün kolay olmadığı” görüşünde.

Çünkü seçim sürecinde hem DEM Parti’ye hem DEM tabanına hem de MHP’ye ihtiyaç duyulduğu düşünülüyor.

Yöntem konusunda farklı görüşler olsa da sonuçta bir formül bulunacağı kanaati hakim. İbrahim Kalın’ın MYK’ya yaptığı sunumda da, Hakan Fidan’ın genel merkezde gerçekleştirdiği toplantıda da, bazı sorunlu başlıklara rağmen çözüm odaklı bir yaklaşım sergilendiği ifade ediliyor.

AK Parti’yi en çok zorlayan başlıklardan biri ise anketler ve tabanda bulunan “Öcalan hassasiyeti.” Öte yandan muhafazakar Kürt seçmeni tamamen kaybetme riski de konuşuluyor.

Parti içindeki bazı değerlendirmelere göre, Kürt kimliği birçok seçmen açısından muhafazakarlığın önüne geçmiş durumda. Süreci engelleyen taraf gibi görünmenin seçimlerde dezavantaj oluşturabileceği düşünülüyor. “Zaten bir dönem onları kaybettik, yeniden kazanmamız gerekiyor” diyenler de var.

Bu nedenle parti içinde ciddi bir kararsızlık hali yaşandığı yorumları yapılıyor.

Kulislerde konuşulan bir başka konu ise PKK yönetiminin yaptığı açıklamalar. AK Parti kurmaylarının, “Kendini feshettiği söylenen bir yapı adına hâlâ açıklamalar yapılıyor. Eğer örgüt feshedildiyse kim adına konuşuluyor? Feshedilmediyse bizi mi oyalıyorlar?” şeklinde değerlendirmeler yaptığı belirtiliyor.

Bu rahatsızlığın karşı tarafa iletilmesinden birkaç gün sonra, Bahçeli’nin açıklamasıyla aynı gün içerisinde, PKK tarafından artık örgüt adına açıklama yapılmayacağı ve bundan sonra “APO’cu Hareket Yönetimi” adıyla hareket edileceği duyuruldu.

Bu gelişme, bir yandan Öcalan’a verilen rolün altını çizerken, diğer yandan AK Parti içindeki rahatsızlığı azaltmaya yönelik bir adım olarak yorumlandı.

Şimdi gözler, AK Parti içinde hazırlandığı belirtilen ancak ayrıntıları bilinmeyen yasa metnine çevrilmiş durumda.

Havaların düzelmesiyle birlikte kalan mağaraların teslim edilmesi, yeni silahların saklandığı iddialarının ortadan kaldırılması gibi bazı güvenlik başlıklarında adımlar atılması bekleniyor.

Konuşulanlara göre hazırlanacak düzenleme; silah bırakma sürecini belirli şartlara bağlayan, ancak PKK ile bağını koparan ve suça karışmamış kişilerin sisteme dönüşünü kolaylaştıran maddeler içerecek.

Ayrıca cezaevindekiler için infaz düzenlemesi kapsamında şartlı salıverme gibi bazı başlıkların da gündeme gelebileceği ifade ediliyor. Süreç için Temmuz ayı işaret ediliyor.

Sürecin içinde bulunan bazı AK Parti kaynakları ise şu değerlendirmeyi yapıyor:

“İktidarın süreci tamamlama konusunda bir tereddüdü yok. Zaten başka bir seçenek de görünmüyor. Bazı aksaklıklar yaşansa bile süreç ilerleyecektir. Çünkü bu tablo hem ülkenin çıkarlarına hem de iktidarın siyasi hesaplarına uygun görülüyor. Vazgeçmek ya da ertelemek gibi bir irade bulunmuyor. Sadece bazı başlıklarda müzakere sürüyor.”

Takvimin oldukça sıkışık olduğu belirtiliyor. Bütün adımların Temmuz ayına kadar atılması, sonrasında ise takip ve uygulama sürecinin başlaması bekleniyor.

Tüm bu süreç dikkate alındığında, yaklaşık bir yıla yayılacak yeni bir dönemin kapıda olduğu yorumları yapılıyor. Erken seçim ihtimali de hesaba katıldığında, zaman kaybetme lüksünün olmadığı düşünülüyor.

Tüm sözler söylendiğine göre, artık yapılacakları bekleme zamanı.

Bekleyip göreceğiz.