Kur’an’a Yapılan Alaya Karşı Kur’an’ın Diliyle Bir Duruş

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Ağu 25, 2026 - 22:15
Kur’an’a Yapılan Alaya Karşı Kur’an’ın Diliyle Bir Duruş

Kur’an’a Yapılan Alaya Karşı Kur’an’ın Diliyle Bir Duruş

 

Geçmiş yıllarda Avrupa’da Kur’an-ı Kerim’in yakılması ve alaya alınması gibi olaylar, bazı çevrelerce “ifade özgürlüğü” çerçevesinde değerlendirilmişti.

 

Bugün benzer tartışmalar ülkemizde de karşımıza çıkıyor.

 Kur’an-ı Kerim’in mizah malzemesi yapılması ve kutsal değerlerle alay edilmesi, toplumda ciddi tepkilere yol açıyor.

 

Fakat bütün bu tartışmaların ötesinde, daha temel bir soru sormamız gerekiyor:

 Kur’an’a yapılan alaya karşı Müslümanın tavrı ne olmalıdır?

 

Çünkü Kur’an’a uzanan bir dil, Kur’an’ın değerini azaltmaz. Asıl mesele, bizim o sözler karşısında Kur’an’ın bize öğrettiği mümin tavrını gösterip gösteremeyeceğimizdir.

Kur’an, Allah’ın ayetleriyle ve dinle alay edilmesini açıkça reddeder.

 

Tevbe suresinin 65-66. ayetlerinde, Allah’ın ayetleri ve diniyle alay edenlerin “Biz sadece şaka yapıyorduk.” şeklindeki savunmalarının sorumluluğu ortadan kaldırmadığı bildirilir.

Bu bize önemli bir ölçü verir:

 

Bir şeyin adına “şaka” veya “mizah” denilmesi, onu masum hâle getirmez.

Eğer mizah, Allah’ın ayetlerini ve dinî değerleri aşağılamaya dönüşüyorsa Kur’an, bunu sıradan bir eğlence olarak görmez.

 

Fakat Kur’an’ın ortaya koyduğu sorumluluk yalnızca sözü söyleyen kişiyle sınırlı değildir. Kur’an, böyle bir ortamla karşılaşan müminin kendi tavrını da sorgulamasını ister.

Nisâ suresi 140. ayette şöyle buyrulur:

“Allah’ın ayetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, başka bir söze dalıncaya kadar onlarla beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz.”

Burada dikkat çekici olan nokta şudur:

Kur’an, alay karşısında mümine yalnızca “içinden rahatsız ol” demiyor. Ahlaki bir mesafe koymasını istiyor.

 

Yani mümin:

1.     Allah’ın ayetleriyle alay edilen bir ortamı benimsememeli,

2.     Alaya katılmamalı  

3.     İmkânı varsa o ortamdan ayrılmalıdır.

 

Buradaki “yoksa siz de onlar gibi olursunuz” ifadesi, yanlışın içinde bulunmanın ve onu onaylamanın insanı nasıl sorumluluk alanına taşıyabileceğine dikkat çeker.

Bu nedenle günümüzde mesele yalnızca,

“Kim söyledi?” sorusuyla sınırlı değildir.

Şunları da sormamız gerekir:

1.     Kim destekledi?

2.     Kim alkışladı?

3.     Kim paylaştı?

4.     Kim alayı eğlenceye dönüştürdü?

5.     Kim yanlış olduğunu gördüğü hâlde onu normalleştirdi?

Ayete göre kişinin tavrı, katılımı ve onayı önemlidir.

 

Mâide suresi 2. ayette de Kur’an’ın genel ilkesi açıkça ortaya konur:

“Günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.”

Bu nedenle Kur’an’la alay edilen bir gösteri, yayın veya sosyal medya içeriği karşısında Müslümanın duruşu açık olmalıdır:

1.     Alaya katılmaz.

2.     Alayı alkışlamaz.

3.     Alayı yaygınlaştırmaz.

4.     Onu normalleştirmez.

Kur’an’ın amacı yalnızca alaycı sözleri susturmak değil, insanı iyi ve güzel olana dönüştürmektir.

Selam ve saygılarımla.