ORTADOĞU YENİDEN ATEŞ ÇEMBERİNDE

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Mar 23, 2026 - 14:39
ORTADOĞU YENİDEN ATEŞ ÇEMBERİNDE

Ortadoğu bir kez daha tarihin en kırılgan ve en zor dönemlerinden birinden geçiyor. ABD-İsrail ve İran arasında devam eden savaş, artık sadece üç ülkenin meselesi olmaktan çıkmış durumdadır. Bölge, her gecen süre zarfında adeta bir ateş çemberinin içine sürükleniyor. Bugün yaşananları anlamak için yalnızca askeri gelişmelere bakmak yeterli değil. Bu kriz, aynı zamanda Güvenlik İkilemi olarak tanımlanan durumun en net örneklerinden birini oluşturuyor. Taraflardan biri kendini güvende hissetmek için adım attıkça, diğeri bunu tehdit olarak algılıyor ve karşılık veriyor. Sonuç ise kaçınılmaz şekilde tırmanan bir gerilim oluyor. ABD ve İsrail’in bölgedeki etkilerini artırma çabası ile birlikte İran’ı haritadan silme arzuları Ortadoğu’yu doğrudan bir savaşın eşiğine taşımış durumda. Ancak asıl tehlike burada başlıyor. Çünkü bu mücadele artık sadece devletler arasında değil; Vekâlet Savaşı yoluyla farklı ülkelere de yayılıyor. Bu da Ortadoğu’nun tamamını istikrarsızlaştıran bir zincirleme etki yaratıyor. Bu gerilimin en somut sonuçlarından biri enerji alanında görülüyor. Dünya petrolünün %20 ‘sinin geçtiği Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanacak bir kriz, sadece bölgeyi değil tüm dünyayı etkileyebilir. Enerji fiyatlarının yükselmesi, zaten kırılgan olan küresel ekonomiyi daha da zorlayacaktır. Ekonomik etkiler bununla sınırlı değil. Artan jeopolitik riskler, yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesine neden oluyor. Küresel piyasalar dalgalanırken, ticaret yollarındaki aksama ihtimali dünya ekonomisi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Öte yandan bu savaşın insani boyutu da göz ardı edilemez. Çatışmaların derinleşmesi, yeni göç dalgalarını tetikleyebilir. Bu durum, başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri için hem sosyal hem ekonomik baskıyı artıracaktır. Tüm bu gelişmeler, aynı zamanda Ortadoğu’daki güç dengelerinin yeniden şekillendiğini gösteriyor. Güç Dengesi Teorisi çerçevesinde bakıldığında, ülkeler yeni ittifaklar kurmaya ve pozisyonlarını yeniden belirlemeye çalışıyor. Bu süreç, uzun vadede bölgenin siyasi haritasını bile değiştirebilir. Eğer taraflar arasında doğrudan bir çatışma genişlerse, Ortadoğu yalnızca bir kriz bölgesi değil, küresel bir istikrarsızlık merkezine dönüşebilir. Ancak diplomasi kapısı tamamen kapanmış değil. Tarih, en sert krizlerin bile diyalogla çözülebildiğini defalarca gösterdi. Bugün ihtiyaç duyulan şey, askeri güç gösterileri değil; akılcı ve dengeli bir diplomasi anlayışıdır. Aksi halde Ortadoğu’da yanan ateş, sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı etkisi altına alabilir.

Dr.İmbat MUĞLU