SEÇİME HAZIRLIK

Oca 30, 2026 - 13:28
SEÇİME HAZIRLIK

Emekli artışı bu yıl gerçekleşmedi; yalnızca en düşük emekli aylığına seyyanen 1.000 TL ilave yapıldı.
Erken seçime doğru giderken, tam çalışanlara yüzde 50’ye varan zamların 2027 Temmuz ayında verilmesi ve 2027 Kasım ayında seçime gidilmesi olası görünüyor.
Bu tabloya bakıldığında, bu yıl için büyük bir beklenti oluşmaması gerektiği anlaşılıyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten son günlerde iki açıklama geldi ve bunlar kamuoyunda “olumlu gelişme” olarak sunuldu.

İlk açıklamada Moody’s kredi notunu artırmadı; Fitch ise görünümü pozitife çevirdi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bu gelişmeden memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Peşinen ifade edelim: Türkiye’nin kredi notları hâlen yatırım yapılabilir seviyenin oldukça altında bulunuyor ve bu seviyede bir sıkışmışlık yaşanıyor.

Sayın Şimşek’e sorulamayan iki temel soru var:

  1. Ülke 21 çeyrektir büyüyor, kişi başına gelir 18 bin dolara yaklaşıyor. Buna rağmen kredi derecelendirme kuruluşları neden bu tabloyu notlara yansıtmıyor?

  2. CDS olarak ifade edilen risk primi 200’lü seviyelere gerilemişken kredi notlarında neden kalıcı bir iyileşme görülmüyor?

Bu sorulara doğrudan cevap verilmese de derecelendirme kuruluşlarının mesajı net: “Yönetişim sorunu.”

Zaten bu kuruluşlar uzun süredir “dış güçlerin aparatları” olarak eleştirilmiyor muydu? O halde not artışı geldiğinde sevinmek, gelmediğinde üzülmek hangi mantığa dayanıyor?

Notların düşük tutulması, ülkenin daha yüksek faizle borçlanmasına yol açıyor ve bu da ciddi bir maliyet oluşturuyor. Görünen tabloyu başka türlü açıklamak zorlaşıyor.

Gelelim Sayın Şimşek’in ikinci sevincine.

Enflasyon beklentilerinde önemli bir düşüş yaşandığı açıklandı. Hem hane halkının hem de reel sektörün enflasyon beklentilerinde belirgin bir gerileme olduğu ifade edildi.

Şimdi uzman olarak kabul edilen piyasa katılımcılarının verilerine bakalım.

Aralık sonu itibarıyla enflasyon yüzde 30,89 seviyesinde. Piyasa katılımcıları 12 ay sonrası için yüzde 22,20, 24 ay sonrası için ise yüzde 16,94 oranını öngörüyor.

Bu veriler şöyle okunabilir:
Bu yıl için enflasyonda 8,69 puanlık bir düşüş beklenirken, gelecek yıl için öngörülen düşüş 5,26 puanla daha sınırlı kalıyor.

Ağustos 2024 önemli bir dönüm noktasıydı. Bu tarihte Merkez Bankası politika faizi fiili enflasyonun üzerine çıktı ve reel faiz süreci başladı.

Ağustos 2024’te fiili enflasyon yüzde 51,97 seviyesindeyken, piyasa katılımcıları 12 ay sonrası için yüzde 27,49 tahmininde bulunmuştu. Ancak enflasyon bu seviyelere gerilemedi. Bu da beklentilerin ciddi sapmalar içerdiğini gösterdi.

Daha da dikkat çekici olan ise şu: Aynı katılımcılar Ağustos 2024’te, 24 ay sonrası yani Ağustos 2026 için enflasyonu yüzde 18,38 olarak tahmin etmişlerdi. Bugün gelinen noktada bu tahminin de iyimser kaldığı görülüyor.

Enflasyon beklentilerinde Pollyanna yaklaşımı dikkat çekiyor. Ancak beklentilerin zaman içindeki seyrine bakıldığında daha temkinli bir tablo ortaya çıkıyor.

12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 27,49’dan yüzde 22,20’ye gerileyerek 5,29 puanlık bir düşüş gösterirken, 24 ay sonrası beklenti yüzde 18,38’den yüzde 16,94’e inerek yalnızca 1,44 puanlık bir gerileme sergiledi.

Gerçekleşen enflasyon ile 12 ay ve 24 ay sonrası beklentiler arasındaki fark giderek açılıyor. Bu durum, beklenti yönetiminde ciddi sorunlar yaşandığını ortaya koyuyor.

Daha açık bir ifadeyle, piyasa uzmanlarının enflasyon tahminlerinde belirgin hatalar bulunuyor. Buna rağmen kısa vadede iyimserlik korunurken, daha uzun vadede bu iyimserliğin zayıfladığı görülüyor.

Gelecek yıl için daha düşük bir enflasyon beklentisi var; ancak bu yılki düşüş kadar güçlü bir gerileme öngörülmüyor. Son beş aya bakıldığında, 24 ay sonrası beklentilerin neredeyse yerinde saydığı söylenebilir.

Süre uzadıkça daha olumlu tahminler yapan piyasa katılımcıları, son dönemde bu yaklaşımı geri çekmiş görünüyor.

Bunun nedeni nedir diye sorarsanız, verilebilecek tek yanıt var: Seçim yılı beklentisi. Seçim yılında enflasyonun nasıl şekilleneceği her zaman ayrı bir hesap konusu olur.

Özetle, piyasa katılımcıları 2027 yılını şimdiden seçim yılı olarak fiyatlamış ve buna göre pozisyon almaya başlamıştır.

Bekleyip göreceğiz.