KÖTÜ MUHALEFET
Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.
Demokrasilerde iktidar kadar muhalefetin niteliği de hayati önem taşır. Çünkü güçlü bir devlet yapısı yalnızca seçim kazanmakla değil, denetlenebilir olmakla ayakta kalır. Ne var ki son yıllarda siyaset sahnesinde sıkça karşılaştığımız tablo, toplumda önemli bir gerçeği yeniden gündeme getiriyor: Kötü muhalefet, iktidara destek; vatandaşa ise zarar verir.
Bu ifade ilk bakışta sert gelebilir. Ancak biraz dikkatli bakıldığında aslında meselenin tam merkezine oturduğu görülür. Çünkü etkisiz, hazırlıksız ve topluma güven veremeyen bir muhalefet; iktidarın en büyük konfor alanıdır.
Muhalefetin temel görevi yalnızca eleştirmek değildir. Eleştiri elbette demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Fakat sürekli tepki veren, sürekli kriz üreten ama çözüm ortaya koymayan bir siyaset anlayışı zamanla toplumda karşılık bulamaz. Vatandaş artık yalnızca “yanlışları söyleyen” değil, “doğruları nasıl yapacağını anlatan” bir siyasi akıl görmek istiyor.
Bugün pazarda fiyatlardan şikâyet eden emekli de, iş bulamayan genç de, maliyetler altında ezilen esnaf da aynı soruyu soruyor: “Peki çözüm ne?” Eğer muhalefet bu soruya net, gerçekçi ve uygulanabilir cevaplar veremiyorsa; iktidarın yıpranması bile siyasi dengeyi değiştirmeye yetmiyor. Çünkü boşluk siyasette uzun süre kalmaz. Güçlü alternatif üretilemeyince vatandaş ya umutsuzlaşıyor ya da mecburen mevcut düzene razı oluyor.
Oysa sağlıklı bir demokraside muhalefet; toplumsal vicdanın sesi olmalıdır. Halkın sorunlarını gündeme taşımalı, araştırmalı, proje üretmeli, kadro hazırlamalı ve gerektiğinde ülkeyi yönetebilecek güveni vermelidir. Sürekli iç tartışmalarla gündeme gelen, birbirini tüketen ve halka dokunmayan bir muhalefet anlayışı ise yalnızca kendi gücünü değil, demokratik sistemi de zayıflatır.
İktidarlar güçlü muhalefetten çekinir. Çünkü güçlü muhalefet soru sorar, denetler, hesap ister. Toplum adına baskı oluşturur. Bu durum da yönetimleri daha dikkatli davranmaya zorlar. Ancak karşısında dağınık, günübirlik söylemler üreten bir yapı gören iktidar zamanla daha rahat hareket etmeye başlar. Bedeli ise vatandaş öder.
Ekonomik sıkıntılar büyürken, adalet tartışmaları artarken, gençler gelecek kaygısıyla ülke dışında hayat ararken toplumun ihtiyacı olan şey slogan değil; güven veren siyaset anlayışıdır.
Türkiye’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, sadece iktidarın değil muhalefetin de kendisini yenilemesidir. Daha samimi, daha hazırlıklı, daha halkın içinde olan bir siyaset dili kurulmadan toplumsal güvenin yeniden inşa edilmesi kolay görünmüyor. Güven vermeyen, umut oluşturmayan, hazırlıksız görünen hiçbir yapı toplumda karşılık bulamaz. Çünkü vatandaş artık kavga izlemek istemiyor. Vatandaş sonuç görmek istiyor.
Ve unutulmamalıdır ki demokrasilerde kötü iktidarın olduğu kadar kötü muhalefetin de faturası ağır olur.
Dr. İmbat MUĞLU