Dedikodu Kültürü

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Nis 2, 2026 - 23:11
Dedikodu Kültürü

                                                        DEDİKODU KÜLTÜRÜ

Günlük hayatta sıradan masum bir iletişim biçimi olarak algılansa da bireyi ve toplumu olumsuz etkilemektedir. Ahlaki açıdan değerlendirildiğinde kişinin mahremiyetini ve onurunu zedeleyen bir davranış niteliği taşır.

İslam ahlakı dedikoduyu “Ölü kardeşinin etini yemek “ metaforuyla ne kadar tiksindirici ve gayri insani bir durum olduğunu belirtmiştir.

Dedikodu içinde asılsız söz ve iftira taşıyabilmektedir. Bu özelliği bireysel karalamaya toplumsal bir yıkıma sebep olur.

İnsana dair bir olgu olan dedikodu, temelde üç özneye sahiptir. Dedikodunun varlığı için, ‘dedikodu yapan’, ‘dedikodu yapılan’ ve ‘dedikodusu yapılan’ olmak üzere üç tarafa ihtiyaç vardır. Söz konusu taraflar; kişi, grup ya da örgüt niteliği gösterebilmektedir. Diğer bir ifadeyle dedikodunun mutlaka kişiler arasında ve kişileri hedef alan şekilde gerçekleştirilmesi gerekmemektedir. Grup ya da gruplar, örgüt ya da örgütler de dedikodu yapabilmekte ve dedikodu malzemesi olabilmektedirler. (1)

Dedikodu yapmanın kötü bir şey olduğu herkesin mutabık olduğu bir konudur. Geleneksel sınırlı bir çevrede kalan dedikodu, dijital ortamda daha geniş kitlelere ulaşmaktadır. Özel hayatlar ve mahrem ilişkiler eğlence unsuru haline getirilmektedir. Merak duygusunu besleyen programlar dedikoduyu,  toplumsal olarak kabul edilebilir hale getirmiştir.

Merak insani bir duygudur. Ancak Başkalarının hayatlarını merak etmek, öğrendiklerini üçüncü kişilerle paylaşmak dedikodu oluşturur. Sosyal paylaşım platformları bu alanda sınırsız zemin oluşturmaktadır. Birey tek başına bile zamandan ve mekandan bağımsız kendini dedikodu sohbetinin içinde bulabilmektedir.

Dedikoduyu besleyen önemli unsur kıyastır. Bireyin kendilerini idealize edilmiş hayatlarla karşılaştırması rekabet ve kıskançlık doğurur.

Kıskançlık yaşayan kişi, karşısındakini zihinsel olarak aşağı çekmeye çalışır. Dedikodu burada itibari zedelemek, küçük göstermek, üstünlük kurmak, olumsuz bilgi yaymak işlevi görür. Söz üzerinden mücadelede dedikodudur.

Hucurat 12 Tecessüs (Gizliyi araştırma) gıybet ile birlikte yasaklanmıştır. Tecessüs Kişinin gizli hallerini araştırma eylemidir. Gıybet, konuşma ve yayma eylemini ifade etmektedir. Her ikisi birlikte yasaklanarak bireyin mahremiyetine saygı vurgulanmıştır.

Kuran istisnai durumlardan bahseder. Nisa süresi 148 de  "Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi hakkıyla işitir ve görür."

Haksızlığa uğrayan kimse yeri geldiğinde uğradığı haksızlığı, kendisine yapılan kötülüğü açıklamak, ilgililere duyurmak mecburiyetindedir. Birincil zarar gören kimse için bunları açıkça söylemek,  konuyla ilgili yardım alma çabası dedikodu kapsamına girmemektedir.

Vahyin önceliği bireyi ve dolayısıyla toplumu korumaktır. Bireyin kendine dokunan zararı açıklaması, kendini ve toplumu korumaktır. Dedikodu etmemek yine kendini korumaktır. Yapılan dedikodu dolaylıda olsa, süreç alsa da eninde sonunda dedikodu yapana zarar verir. Ayrıca bireyin karakter ve ruh sağlığını olumsuz etkiler. Toplumsal olarak da ilişkilerde mesafe ve şüphe koyarak bağları zayıflatır.

Korunmak için neler yapılabilir?

Merak duygusunu daha faydalı şeylerle gidermek. Başkalarının hayatlarını araştırmamak.

Kesin olmayan faydasız bilgileri özel olmasa da paylaşmamak.

Dedikodu yapılan ortamdan mümkünse uzaklaşmak yoksa konuyu değiştirmek.

Yüzüne söyleyemeyeceğimiz sözü arkadan konuşmamaya özen göstermek.

Kıskançlık kıyas gibi olumsuz duyguları fark edip, kontrol becerisi geliştirerek duyguları söyleme ve dahi eyleme dönüştürmemek.

Sözün iffetin olduğunu hatırlayıp susmayı bilmek.

Dedikodu kültürüne karşı geliştirilecek bilinç, sadece bireysel sorumluluk değildir.  Karşılıklı güven ve mahremiyet ilkesine dayalı toplumsal etik- ahlak anlayışının tüm alanlarda, insana ulaşan tüm kaynaklarla güçlendirilmesi zorunludur.

 

 

Selam ve saygılarımla

 

(1)gürel, e. Ve özşenler, sd (2020). Dedikodu olgusu: atasözleri ve deyimler üzerine bir içerik analizi. İstanbul ticaret üniversitesi sosyal bilimler dergisi , 19 (39), 975-992. Https://doi.org/10.46928/iticusbe.767958