Tatil Vaadi, Bitmeyen Borç: Türkiye’de Devremülk ve Aidat Düzeni Mercek Altında
Türkiye’nin turizm merkezlerinde ücretsiz tatil davetiyle başlayan süreç, binlerce kişi için icra dosyasıyla sonuçlanıyor. “Ömür boyu tatil” sloganıyla satılan devremülkler; artan aidatlar, çıkışı zor sözleşmeler ve uzun dava süreçleri nedeniyle tartışma konusu.
Bu dosyada; mağdur anlatımları, hukuk cephesi, resmi veriler ve sektörün savunması bir arada.
1. Satış Masasında Başlayan Süreç
Mağdurların anlatımları benzer: Saatler süren kapalı devre sunumlar
“Bugün imzaya özel indirim” baskısı, Sözleşmenin hızla imzalatılması, Aidat artışlarının net anlatılmaması
Bir mağdur şöyle anlatıyor:
“Ücretsiz tatil için çağrıldık. Çıkmamıza izin verilmedi demiyorum ama sürekli ikna edildik. İmza attıktan sonra asıl yükün aidat olduğunu anladık.”
Satışların çoğu tatil psikolojisinin yoğun olduğu anlarda yapılıyor. Uzmanlara göre bu durum, bilinçli karar verme sürecini zayıflatıyor.
2. Aidat (Yıllık Gider) Gerçeği
Devremülk satışında genellikle tek seferlik ödeme öne çıkarılıyor. Oysa asıl uzun vadeli yük aidat.
Dosyamıza konuşan hukukçular, en çok şu başlıklarda ihtilaf çıktığını belirtiyor:
Aidatların enflasyonun çok üzerinde artırılması, Tesis tamamlanmadan aidat tahsil edilmesi
Kullanılmayan dönem için de ödeme zorunluluğu, Gider kalemlerinin şeffaf paylaşılmaması
Ödenmeyen aidatlar için icra takibi
Bazı dosyalarda, yıllar içinde ödenen aidat toplamının satın alma bedelini aştığı görülüyor.
3. Resmi Şikâyetler ve Hukuki Süreç
Ticaret Bakanlığı bünyesindeki tüketici şikâyet sistemine yapılan başvurularda devremülk projeleri düzenli olarak üst sıralarda yer alıyor.
Tüketiciler Birliği temsilcileri, her yıl yüzlerce mağdur başvurusu aldıklarını belirtiyor. Özellikle cayma hakkı, eksik bilgilendirme ve haksız şart iddiaları öne çıkıyor.
Yüksek yargı kararlarında da dikkat çeken dosyalar var. Yargıtay; Cayma hakkının engellenemeyeceğine, Tüketici aleyhine haksız şartların geçersiz olduğuna, Eksik bilgilendirmenin sözleşmeyi sakatlayabileceğine ilişkin kararlar verdi.
Ancak uygulamada tüketicinin çoğu zaman dava açmak zorunda kaldığı, sürecin yıllarca sürdüğü ve bu sırada aidat borçlarının işlemeye devam ettiği belirtiliyor.
4. Sözleşmeden Çıkmak Neden Zor?
Uzmanlara göre temel sorunlardan biri çıkış mekanizması.
Devir için şirket onayı şartı, Devir ücretleri, Alıcı bulma zorunluluğu, Borç kapanmadan fesih imkânı olmaması
Bazı mağdurlar, şirketlerin devir süreçlerini ağırlaştırdığını iddia ediyor. Sektör temsilcileri ise bunun “sistemin sürdürülebilirliği” için gerekli olduğunu savunuyor.
5. Sektör Ne Diyor?
Dosya kapsamında görüşüne başvurduğumuz sektör temsilcileri şu savunmaları yapıyor:
Devremülk modelinin dünya genelinde uygulandığı
Aidat artışlarının işletme maliyetlerinden kaynaklandığı
Tesis kalitesinin sürdürülebilmesi için giderlerin zorunlu olduğu, Mağduriyetlerin “istisnai” olduğu
Temsilcilere göre asıl sorun, sözleşme okumadan imza atan tüketiciler ve yanlış bilgilendirme yapan bazı münferit satış ekipleri.
6. Denetim ve Mevzuat Tartışması
Uzmanların önerdiği düzenlemeler:
Satışın noter huzurunda ve kayıt altına alınması, Aidat artışlarına yasal üst sınır
Zorunlu, sadeleştirilmiş sözleşme formatı, Tesis tamamlanmadan satışın sınırlandırılması
Toplu mağduriyetler için hızlı yargılama mekanizması
Mevcut mevzuat çerçevesinde tüketici hakları tanımlı olsa da, uygulamada etkin denetimin yetersiz olduğu eleştirisi yapılıyor.
7. Rakamların Anlattığı
Turizm bölgelerinde yoğunlaşan devremülk projeleri, Her yıl artan şikâyet başvuruları
Uzayan dava süreçleri, İcra dosyalarına yansıyan aidat alacakları
Sorun münferit değil; yapısal bir modele işaret ediyor.
Sonuç: Tatil Hayali mi, Sürekli Yükümlülük mü?
Devremülk sistemi doğru işletildiğinde bir tatil planlama modeli olabilir. Ancak mevcut uygulamada birçok tüketici için tablo farklı:
Çıkışı zor sözleşmeler
Artan aidatlar
Uzun hukuki mücadele
Sorun yalnızca birkaç proje değil.
Sorun; agresif satış, karmaşık sözleşme ve denetim zafiyetinin birleşimi.
Türkiye’de devremülk tartışması artık bir tüketici memnuniyeti meselesi değil; kamu yararı ve düzenleme ihtiyacı meselesi, Haline gelmiş, Acil Yasal çözüm bekleyen önemli bir konudur.