BEKLENEN RAPOR AÇIKLANDI

Şub 20, 2026 - 21:19
BEKLENEN RAPOR AÇIKLANDI

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un öncülüğünde TBMM’de oluşturulan komisyon, uzun süren çalışmaların ardından raporunu açıkladı. Çeşitli sivil toplum kuruluşları komisyona davet edilerek görüşleri alındı ve aylar süren istişareler sonucunda metin tamamlandı.

“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Meclis’te temsil edilen tüm partilere açık biçimde yapılandırılmıştı. Farklı siyasi görüşlerden üyelerin ortak bir rapor üzerinde uzlaşması kolay değildir. Komisyon bu zoru başardı.

50 üyeli komisyonda rapor, 47 olumlu oyla kabul edildi. Oylamada iki üye ret, bir üye ise çekimser oy kullandı. Politikacıların ortak bir metin üzerinde mutabakata varması takdiri hak eden bir gelişmedir.

Mutabakatın sağlanmasında, daha kolay uzlaşılabilecek başlıkların önce ele alınmasının etkili olduğu anlaşılıyor. Metni kaleme alanlar, tartışmalı konularda keskin ifadelerden kaçınmış; bazı noktalarda daha örtülü ve temkinli bir üslup benimsemiş görünüyor. Aksi bir yaklaşım, farklı siyasi blokları aynı metin üzerinde buluşturmayı zorlaştırabilirdi.

Meclis, “Terörsüz Türkiye” sürecini komisyona havale etmişti. Komisyon da bu raporla süreci yeniden Meclis’in gündemine taşımış oldu.

Raporda, genel tespitler geniş bir mutabakat zeminine oturuyor. “Kim ülkesinin terörden arınmasını istemez?” yaklaşımı etrafında şekillenen ifadeler, sürece mesafeli duran siyasetçileri dahi rahatsız etmeyecek bir çerçeve sunuyor.

Ancak çözüm önerilerinin içeriğine gelindiğinde tablo daha dikkat çekici hale geliyor.

Raporda yer alan bazı tavsiyeler, günümüz siyasi atmosferiyle tam uyumlu görünmüyor. Hatta sürece başından beri olumlu yaklaşan çevrelerde dahi “Bu tavsiyeler gerçekten uygulanır mı?” sorusunu gündeme getirecek nitelikte maddeler sıralanmış durumda.

Bu önerilerin bir kısmı, iktidar ortaklarını oluşturan partilerin bugüne kadar mesafeli yaklaştığı başlıklara temas ediyor.

Öne çıkan bazı tavsiyeler şöyle:

  • Tutuksuz yargılamanın esas alınması öneriliyor.

  • Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi tavsiye ediliyor.

  • Şiddet içermeyen hiçbir fiilin terör suçu sayılmaması gerektiği ifade ediliyor.

  • Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiği belirtiliyor.

  • Kayyım uygulamasının gözden geçirilmesi; görevden alınan belediye başkanlarının yerine belediye meclislerinde seçim yapılması öneriliyor.

  • Basın ve ifade özgürlüğünü güçlendirecek yasal düzenlemelerin yapılması gerektiği vurgulanıyor.

Bu maddelerin bir kısmı anayasa değişikliği gerektirebilecek ölçüde kapsamlı. Anayasa değişikliği için Meclis’te 400 milletvekilinin oyu ya da referandumda halkın çoğunluğunun desteği gerekiyor. Mevcut siyasi aritmetik içinde bunun kolay olmadığı biliniyor.

Buna karşın, raporda yer alan bazı öneriler için yeni anayasa değişikliğine bile gerek yok; mevcut yasalar çerçevesinde düzenlemeler yapılabilir.

Burada asıl soru şudur:
Meclis tarafından kurulmuş bir komisyonun bu tavsiyeleri gerçekten hayata geçirilecek mi?

Raporda yer alan maddeler Türkiye’nin daha demokratik, daha şeffaf ve daha güçlü bir hukuk devleti yapısına kavuşmasını hedefliyor. Ancak metnin gerçek değeri, uygulama aşamasında ortaya çıkacak.

Süreç ilerledikçe göreceğiz.