Bir Şehrin Hafızası, Bir Geleneğin Umudu, Şivlilik

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Ara 29, 2025 - 09:39
Bir Şehrin Hafızası, Bir Geleneğin Umudu, Şivlilik

Bazı gelenekler vardır ki takvim yapraklarından değil, kalpten kalbe aktarılır. Konya’nın asırlık şivlilik geleneği de tam olarak böyledir. Üç ayların müjdecisi Recep ayının ilk perşembesinde çocukların neşesiyle sokaklara taşan bu folklorik bayram, bugün yalnızca Konya şehir merkezinde yaşatılıyor olsa da, ruhu Konya’yı seven herkesin yüreğinde yaşamaya devam ediyor.

İşte bu ruh, Bursa’da anlamlı bir karşılık buldu. Bursa Konyalılar Derneği’nin geleneksel hale getirdiği Şivlilik Etkinliği’nin üçüncüsü, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nin tarihi atmosferinde, yüzlerce çocuk ve aileyi bir araya getirdi. Üç ayların manevî iklimiyle yoğrulan programda Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan yolculuk, ilahiler, gölge oyunları, Nasreddin Hoca piyesi ve çocuk kahkahalarıyla devam etti. Bir kültür, sahnede canlandı ve bir miras, alkışlarla geleceğe taşındı.

En çok da çocukların “Şivli şivli şişirmiş…” manisiyle sahnede yer alması düşündürdü beni. Çünkü bir geleneğin gerçek sahibi, onu yaşayan ve yaşatan çocuklardır. O manide sadece bir tekerleme değil aidiyet, paylaşma ve masum sevinç vardı. Hediyeler dağıtıldığında yüzlerdeki tebessüm, bize şunu hatırlattı, Kültür, ancak sevinçle paylaşıldığında kök salar.

Etkinliğin asıl kıymetli yanı ise program bittiğinde başladı. Bursa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı Sevgi Evleri’nde kalan çocuklarla kurulan gönül sofrası, şivliliğin özünü bir kez daha gösterdi. Konya’nın meşhur etliekmeği, bir restoranda çocuklarla paylaşıldı. Bu sadece bir ikram değildi “Sizi görüyoruz, önemsiyoruz” diyen bir merhamet cümlesiydi.

Dernek Başkanı Musa Bozkurt’un sözleri bu çabanın niyetini özetliyordu: “Üç aylara ve Regaip Kandili’ne yakışır bir atmosferde, Konya’nın köklü kültürünü çocuklarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşadık.” Bu mutluluk, aslında hepimizin ortak sorumluluğuna işaret ediyor. Gelenekler müzelerde sergilenmek için değil; hayatın içine karışmak, çocukların hafızasına yerleşmek için vardır.

Şivlilik ya da şivilik… Adı ne olursa olsun, özünde paylaşma, bereket ve çocuk sevinci vardır. Bursa’da atılan bu adım, bize şunu gösterdi: Kültür, coğrafya değiştirir ama anlamını kaybetmez. Yeter ki yaşatacak yürekler bulsun.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam da budur: Köklerimize tutunarak geleceğe umutla bakmak. Bursa’daki şivlilik, bu umudun gülümseyen yüzüdür.