Hayatın Üçüncü Dönemi
Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.
HAYATIN ÜÇÜNCÜ DÖNEMİ
İnsan hayatının değişmeyen gerçeklerinden biri yaşlanmaktır. Kimi bunu kabul etmekte zorlanır, kimi ise görmezden gelmeye çalışır.
Kur'an, insanın hayatını Rum Sures 54. ayetinde son derece sade bir şekilde anlatır:
“Sizi güçsüz bir hâlde yaratan, güçsüzlükten sonra size kuvvet veren, kuvvetli döneminizden sonra sizi tekrar güçsüz ve saçı başı ağarmış ihtiyar hâline getiren Allah’tır. O, dilediğini yaratır. Çünkü O, her şeyi hakkıyla bilen ve her şeye gücü yetendir.”
Ayet, hayatın üç dönemine dikkat çeker. Yaşlılığın, doğum kadar insan hayatının evrensel ve kaçınılmaz bir gerçeği olduğunu vurgular. Gençlik yıllarındaki gücün kalıcı olmadığını hatırlatır; gençliği bir üstünlük değil, biyolojik bir süreç olarak görür.
Yaşamı bütün yapan ise bu üç dönemin farklı görev ve sorumluluklarının olmasıdır. Her dönem, bir sonraki dönemin sermayesi gibidir.
Bu üçüncü dönemin ruhunu ve taşıdığı ağırlığı belki de en iyi özetleyen ifade, Alev Alatlı'nın meşhur "efendice yaşlanmak" sözüdür.
Alatlı, yaşlanmayı sadece biyolojik bir değişimden ibaret görmez; yaşlılığa ahlaki ve kültürel bir hedef gösterir. Yaşlılığı olgunluk, vakar, bilgelik ve zarafetle karşılamanın önemine dikkat çeker. Ona göre yaşlılık bir kariyerdir. İnsan bu döneme hazırlanmalı, onu nasıl yaşayacağını önceden düşünmelidir. İşte efendice yaşlanmak, bedende güç azalırken, karakteri koruyabilmektir.
Yaş Almak mı, Olgunlaşmak mı?
Bazı insanlar yaş aldıkça daha sakin, daha anlayışlı ve daha vakur hâle gelir. Bazıları ise öfkesini, kırgınlıklarını ve hesaplaşmalarını büyütür. Aynı yaşta olmalarına rağmen biri etrafına huzur verirken diğeri sürekli şikâyet eden bir insana dönüşebilir.
Demek ki yaş almak ile olgunlaşmak aynı şey değildir. Yaşlanmak kaçınılmazsa, efendice yaşlanmak bir tercihtir.
Yaşlılık Bir Muhasebe Dönemidir
Yaşlılık, birtakım sağlık sorunlarını beraberinde getirmekle birlikte aynı zamanda bir muhasebe dönemidir. İnsan geçmişine bakar, yaptıklarını ve yapamadıklarını değerlendirir. Hayatın hızla geçtiğini daha iyi anladığı için zaman daha kıymetlidir. Bu yüzdendir ki gençlikte takıldığı pek çok husus değerini kaybeder. Hayat boyu edinilen tecrübeler, yaşlılıkta bilgelik üretme fırsatı sunar.
Gerçek Miras
Sonuç olarak yaşlanmak kaderin bir parçasıdır; bundan kaçış yoktur. Ancak yaşlılığın nasıl yaşanacağı insanın kendi tercihleriyle şekillenir. Ömür uzadıkça önemli olan sadece daha fazla yıl görmek değil, o yıllara anlam katabilmektir.
Çünkü insanın ardında bıraktığı en değerli miras; serveti, makamı veya gücü değil, yaşadığı hayatın sonunda koruyabildiği vakarıdır.
Selam ve saygılarımla.