SOKAK HAYVANLARINA YÖNELİK ŞİDDETİN PSİKOLOJİK VE TOPLUMSAL BOYUTU: ÖLDÜRME EŞİĞİNİN AŞILMASI VE KAMU GÜVENLİĞİ RİSKİ
Giriş
Son yıllarda sokak hayvanlarına yönelik şiddet vakalarında gözle görülür bir artış yaşanmaktadır. Özellikle kasıtlı öldürme, işkence ve sistematik zarar verme fiilleri; basit bir “hayvan sorunu” olarak ele alınamayacak düzeye ulaşmıştır. Bu tür eylemler, yalnızca bireysel ahlaki sapmalar değil; toplumsal güvenliği ve kamu düzenini ilgilendiren ciddi risk göstergeleridir.
Bu rapor niteliğindeki değerlendirme, sokak hayvanlarına yönelik öldürme vakalarının ardındaki psikolojik eşik aşımını ele almakta; bu eşiğin geçilmesinin birey ve toplum açısından doğurduğu sonuçları ortaya koymaktadır.
Öldürme Eşiği Kavramı
Her bireyin zihinsel dünyasında, canlı bir varlığın yaşamına bilinçli olarak son vermeyi engelleyen bir sınır bulunmaktadır. Bu sınır; empati, vicdan, ahlaki değerler, toplumsal normlar ve yaptırım korkusunun bileşiminden oluşur. Söz konusu sınır, insan davranışlarını düzenleyen temel psikolojik mekanizmalardan biridir.
Sokak hayvanlarına yönelik öldürme vakalarında bu sınırın bilinçli şekilde aşıldığı görülmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, eylemin plansız ya da anlık bir öfke sonucu olmamasıdır. Fail, öldürme fiilini gerçekleştirirken zihinsel bir meşrulaştırma süreci işletmektedir.
Bu süreçte:
Hayvan, hisseden bir canlı olmaktan çıkarılmakta,
“Tehdit”, “yük” veya “çözülmesi gereken sorun” olarak kodlanmakta,
Eylem, failin kendi zihninde haklılaştırılmaktadır.
Bu noktada empati mekanizması devre dışı kalmış, öldürme fiili normalleştirilmiştir.
Savunmasız Hedef Seçimi ve Güç Algısı
Sokak hayvanlarının hedef alınması tesadüf değildir. Savunmasızlık, fail açısından caydırıcılığın en düşük olduğu alanı oluşturur. Hesap sorulamayacağına, güçlü bir yaptırımla karşılaşmayacağına dair algı, eylemi kolaylaştırmaktadır.
Bu durum, fail açısından yalnızca bir rahatlık değil; aynı zamanda bir güç duygusu üretmektedir. Güçsüz üzerinde kurulan tahakküm, bireyin kontrol ve üstünlük ihtiyacını beslemektedir. Bu psikolojik tatmin, ilerleyen süreçte şiddetin tekrarını ve şiddet eşiğinin daha da aşağı çekilmesini beraberinde getirmektedir.
Şiddetin Tırmanma Potansiyeli
Canlıya yönelik şiddet davranışı, durağan bir olgu değildir. Deneyimler ve adli vakalar göstermektedir ki; ilk öldürme eylemi, fail için sonraki eylemleri psikolojik olarak kolaylaştırmaktadır. Suçluluk duygusu azalmakta, şiddet olağanlaşmaktadır.
Bu bağlamda önemli olan, kurbanın türü değil; failin şiddeti bir araç olarak içselleştirmiş olmasıdır. Bu zihinsel yapı, uygun koşullar oluştuğunda yön değiştirebilir.
Bugün hayvana yönelen bu davranış modeli, yarın:
Kadına,
Çocuğa,
Yaşlıya,
Kendinden güçsüz görülen herhangi bir bireye
yönelme potansiyeli taşımaktadır.
Bu durum varsayım değil, risk analizidir.
Cezasızlık Algısı ve Toplumsal Etki
Sokak hayvanlarına yönelik şiddet suçlarının büyük bölümünün etkili yaptırımlarla karşılaşmaması, failler açısından ciddi bir algı sorunu yaratmaktadır. Cezasızlık, bireysel davranışı toplumsal bir onaya dönüştürme riskini doğurmaktadır.
Fail açısından verilen mesaj nettir:
“Bu davranış tolere edilebilir.”
Bu mesaj yalnızca fail üzerinde değil, potansiyel failler üzerinde de etkili olmaktadır. Şiddetin cezasız kalması, toplumsal güvenlik mekanizmalarını zayıflatmakta, caydırıcılığı ortadan kaldırmaktadır.
Kamu Güvenliği Açısından Değerlendirme
Sokak hayvanlarına yönelik öldürme vakaları, dar bir “hayvan hakları” çerçevesinde ele alınamaz. Bu tür eylemler, yüksek risk profiline işaret eden davranışlardır.
Bu profilde sıklıkla görülen özellikler şunlardır:
Empati eksikliği,
Dürtü kontrolünde zayıflık,
Şiddeti meşru görme eğilimi,
Güçsüzü hedef alma davranışı.
Bu özellikler, gerekli hukuki ve sosyal müdahaleler yapılmadığı takdirde, toplum için uzun vadeli bir güvenlik riski oluşturmaktadır.
Toplumsal Normalleşme Tehlikesi
Şiddetin sosyal medya ve gündelik dilde sıradanlaştırılması, sorunun en tehlikeli boyutlarından biridir. Şiddeti küçümseyen, haklı gösteren veya önemsizleştiren her söylem, öldürme eşiğinin toplumsal olarak da aşağı çekilmesine yol açmaktadır.
Bu süreçte sessizlik, pasif bir tutum değil; şiddeti besleyen bir faktör haline gelmektedir.
Sonuç ve Değerlendirme
Sokak hayvanlarına yönelik öldürme vakaları, erken uyarı niteliği taşıyan ciddi toplumsal göstergelerdir. Bu vakalar görmezden gelindikçe, yalnızca hayvanların değil, toplumun tamamının güvenliği risk altına girmektedir.
En savunmasız olanı koruyamayan bir yapı, daha güçlü tehditler karşısında da zayıf kalacaktır.
ÇAĞRI
Bu noktada artık tartışma değil, net bir tutum gerekmektedir.
Sokak hayvanlarına yönelik öldürme fiilleri, ağır suç kapsamında değerlendirilmelidir.
Cezasızlık algısı ortadan kaldırılmalı, yaptırımlar caydırıcı hale getirilmelidir.
Bu vakalar yalnızca adli değil, toplumsal risk göstergesi olarak ele alınmalıdır.
Şiddeti normalleştiren dil ve söylemler açık biçimde reddedilmelidir.
Bu mesele, yalnızca hayvanların yaşam hakkı meselesi değildir.
Bu mesele, toplumun hangi noktada durduğunu gösteren bir sınavdır.
Bugün sessiz kalınan her öldürme, yarın daha ağır sonuçların önünü açar.
Bugün hayvana yönelen şiddet, yarın insana yöneldiğinde ise geri dönüş mümkün olmayabilir.
Bu nedenle sokak hayvanlarını korumak; sadece
merhametin değil, aklın, sorumluluğun ve kamu güvenliğinin gereğidir.