Dijital Dönüşüm ve Çalışma Meclisi

Oca 24, 2026 - 22:57
Dijital Dönüşüm ve Çalışma Meclisi

Dijitalleşme büyük bir hızla yayılıyor ve dünyayı şekillendiriyor.

5G teknolojilerinin yaygınlaşması, bulut bilişim, nesnelerin interneti (IoT) ve yapay zekâ destekli ağ çözümleri, üretimi hızlandırırken bir yandan da sektörlerin geleceğini şekillendiriyor.

Tam da bu nedenle Ankara’da Çalışma Meclisi’nin 14. toplantısı “Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm” gündemiyle toplandı. Toplantıya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Türk-İş, Hak-İş, Türkiye Kamu-Sen ve Memur-Sen yöneticileri ile işveren temsilcileri, akademisyenler ve uzmanlar katılım sağladı.

Bilindiği üzere Çalışma Meclisi; ilgili bakanlıkların yanı sıra işveren örgütleri, işçi ve kamu görevlileri sendikaları/konfederasyonları, kamu kurum ve kuruluşları, akademi çevreleri, iş dünyası ve uluslararası kuruluş temsilcilerinden oluşan geniş bir istişare zemininden oluşmaktadır.

İlk toplantısını 1947 yılında yapan Çalışma Meclisi, 2024 yılına kadar geçen uzun zaman diliminde toplam 13 kez toplanmıştı. Son toplantıyı da eklediğimizde, bugüne kadar 14 kez bir araya gelmiş oldu.

Çalışma Meclisi, yapısı itibarıyla yalnızca bir toplantı masası değil; çalışma hayatının temel taraflarını bir araya getiren geniş bir istişare zemini. Bu nedenle, bu kadar geniş bileşenin bir araya geldiği bir platformun yıllar içinde bu denli sınırlı sayıda toplanmış olması, çalışma hayatı açısından önemli bir eksiklik olarak not edilmelidir.

Buna karşılık, 13. toplantı ile 14. toplantı arasındaki sürenin görece kısa tutulması sevindirici bir gelişme. Üstelik bu kez masaya yatırılan konu, çalışma hayatının bugününü olduğu kadar yarınını da belirleyecek kadar güçlü bir başlık: dijital dönüşüm.

Gelelim toplantının içeriğine…

Pandemi dönemiyle birlikte dijitalleşmenin önemi çok daha görünür hâle geldi. Dünya ekonomisi bu anlamda yeni bir döneme girdi. 5G, IoT, bulut teknolojileri ve yapay zekâ gibi alanlar artık yalnızca bir “yenilik” değil; rekabetin ve üretkenliğin temel belirleyeni.

Bu gelişmeler elbette fırsatlar da doğuruyor.

Nitekim Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, konuşmasında bu dönüşümün yalnızca maliyet düşürme veya iş gücünü ikame etme aracı olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti. İşverenlere “insan kaynağını merkeze alan, çalışanını yeni becerilerle donatan ve yeniden eğitim süreçlerine yatırım yapan” bir yaklaşım çağrısı yaptı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise dijitalleşmenin kaçınılmaz olduğunu vurgularken, iş kayıpları riskine rağmen bu sürecin yeni iş alanları da doğurabileceğini ifade etti. Sayın Yılmaz’ın konuşmasında en kritik nokta ise şuydu: Sosyal adalet dengesi.

Çünkü dijitalleşme “kendiliğinden” adil bir dönüşüm üretmez.
Doğru yönetilirse fırsat olur; yanlış yönetilirse yeni bir eşitsizlik dalgasına dönüşür.

Yeni işler kimin için, hangi koşullarda?

Dijitalleşme artık hem toplumsal hayatımızın hem de çalışma hayatımızın merkezinde yer alan kaçınılmaz bir gerçek. Dünya ekonomisinin dijitalleşme süreci küresel ölçekte artan internet erişimi, mobil iletişim teknolojilerindeki ilerlemeler ve yeni nesil altyapı yatırımları toplumsal değişimin merkezine yerleşti.

Dijital dönüşüm bir yandan bazı iş kollarını daraltırken, diğer yandan yeni alanlar açıyor. Örneğin perakende sektöründe otomasyon ve dijital satış kanallarının yaygınlaşması, istihdamı aşağı çekebiliyor. Buna karşılık e-ticaret, dijital reklamcılık, veri analitiği, yazılım ve siber güvenlik gibi alanlarda yeni iş fırsatları hızla büyüyor.

Dünya Ekonomi Forumu’nun raporları da aynı yönü işaret ediyor: 2030’a kadar dijital teknolojiler yeni iş alanları oluşturacak; fabrikalarda robotlar, ofislerde yapay zekâ daha fazla devrede olacak.

Fakat mesele yalnızca “kaç iş gidecek, kaç iş gelecek” hesabı değildir. Asıl husus bu teknolojiyi nasıl bir sosyal dengeyle yönettiğimizdir.

Peki ya sosyal adalet?

Zaten kapitalizm içinde bir sorun olan gelir adaletsizliği, dijitalleşme sürecinde daha da derinleşebilir. Otomasyon iş gücünü tehdit ederken, platform ekonomisi güvencesiz ve düşük ücretli çalışma biçimlerini normalleştirebiliyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik ise ekonomik bir mesele olmakla beraber; aynı zamanda toplumsal huzur meselesi.

Ülkemiz açısından dijitalleşmenin sunduğu fırsat ve riskleri doğru okumak kritik önemde. Genç ve dinamik nüfus, büyüyen iç pazar ve sanayide artan teknoloji entegrasyonu Türkiye için önemli avantajlar sunuyor.

Ancak bu potansiyelin gerçek bir kazanıma dönüşmesi için bazı temel başlıklar kaçınılmaz.

Çalışma hayatında dijitalleşme oldukça önemli. Tartışmaya devam edeceğiz.