Jön Türklerden YPG’ye: Batı’nın Değişmeyen Oyunu
Jön Türklerden YPG’ye: Batı’nın Değişmeyen Oyunu
Merhaba,
Batı’nın Kürtlere yönelik ilgisi “sevgi” değildir.
Soğuk bir çıkar hesabıdır.
İnsan hakları, demokrasi, halkların kardeşliği…
Bunlar vitrindir.
Asıl mesele şudur:
“Türkiye’nin zayıflaması.”
Aynı şey Ortadoğu için de geçerlidir.
Batı’nın Ortadoğu’daki aşiretlere yönelik ilgisi “sevda” değildir.
Türkiye için de tablo değişmez:
Batı’nın Türkiye’deki siyasi figürlere yönelik ilgisi “aşk” değildir.
Hepsi aynı terazide tartılır:
İşe yaradığı sürece değerli, işe yaramadığı gün gözden çıkarılır.
Batı’nın “Sevgi” Tanımı
Batı için halklar amaç değildir.
Araçtır.
Kürtler de bu tablonun dışına çıkmaz.
Türkiye ile çatıştıkları sürece önemlidirler.
Çatışma bittiği gün değerleri de biter.
Silahlar sustuğunda alkış da susar.
Türkiye güçlendiğinde “sevgi, sevda, aşk ” ortadan kalkar.
ABD’nin, Almanya’nın, İngiltere’nin, İsrail’in ajandasında tek cümle vardır:
“Türkiye güçlü olmasın.”
İçeride meşgul olsun.
Terörle uğraşsın.
Bölgesel iddia taşımasın.
YPG’ye “Ortak” Denmesinin Sebebi
PKK terör örgütüne doğrudan sahip çıkmazlar.
Ama YPG terör örgütüne ne derler?
“Ortak.”
“Müttefik.”
“Yerel güç.”
Silah verirler.
Para verirler.
Koruma sağlarlar.
Hepsini de “DEAŞ’la mücadele” etiketiyle sunarlar.
Amaç nettir:
Çatışma sürsün.
Türkiye yorulsun.
Denklem bozulmasın.
Tarihin Öğrettiği Şey: Alkışla Başlar, Tasfiye ile Biter
Osmanlı’da uygulandı.
Jön Türkler desteklendi.
İttihat ve Terakki parlatıldı.
İktidara taşındılar.
Sonra ne oldu?
Osmanlı savaşa sokuldu.
Devlet parçalandı.
İşgal yolu açıldı.
Batı amacına ulaştığında ise sahne kapandı.
İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimleri Alman torpidosuyla Kırım’a bırakıldı.
Ardından süreç sessiz bir tasfiyeye dönüştü.
Talat Paşa Berlin’de vuruldu.
Cemal Paşa Tiflis’te öldürüldü.
Enver Paşa Orta Asya’da yalnız bırakıldı ve çatışmada hayatını kaybetti.
Yani:
Kullanıldılar.
Yalnız bırakıldılar.
Sonra da tek tek öldürüldüler.
Ve açık konuşalım:
Türkler, Jön Türkler üzerinden istismar edildi.
Devletin enerjisi tüketildi, milletin kaderi başkalarının hesaplarına bağlandı.
Araplar da aynı kaderi yaşadı.
Osmanlı’dan koparıldılar.
“Büyük devlet” vaadi aldılar.
Sonuçta:
Cetvelle çizilmiş sınırlar.
Mandalar.
Siyasi kırılganlık.
Bitmeyen istikrarsızlık.
Batı kazandı.
Bölge kaybetti.
Bugün Aynı Tablo
Bugün Batı YPG’ye “ortak” diyor.
Türkiye’de ise bazı çevreler, hatta devletin terörle mücadelesine mesafe koyanlar:
“YPG terör örgütü değildir.”
“Kürtlerin haklarını savunuyor.”
“SDG’ye operasyon yapılmasın.”
diyebiliyor.
Bunu kaç kez söylerlerse söylesinler…
Batı açısından değerleri tek şarta bağlıdır:
Türkiye’yi zayıflattıkları sürece.
O gün ihtiyaç bittiğinde, bu söylemlerin hiçbir karşılığı kalmaz.
Tarih bunu defalarca gösterdi:
Jön Türkler için de böyle oldu.
İttihatçılar için de.
Arap liderleri için de.
Gerçek Denklem
Batı’nın hesabı basittir:
Türk – Kürt – Arap – Alevi – Sünni birlikteliği = Risk
Kavga = Fırsat
Çünkü birlik huzur demektir.
Huzur güç demektir.
Güçlü Türkiye ise Batı’nın çıkarlarına uymaz.
Sonuç
Kürtlerin de, Türklerin de, Arapların da gerçek çıkarı:
Washington’da değil,
Brüksel’de değil,
Londra’da değil…
Bu coğrafyadadır.
Bu topraklardadır. Yani Ankara’dadır.
Batı’nın alkışı geçicidir.
Çıkar bittiğinde biter.
Ama birlikte yaşamak kalıcıdır.
Son Cümle
Batı alkış verir.
İş bitince gider.
Kullandıklarını geride bırakır.
Bu coğrafyada kalan ise sadece “kardeşliktir.”
Kürtleri istismar edenler de, dün Türkleri istismar edenler gibi, sonunda sonuçlarına katlanır.
Gerisi tercihtir…
Siz bilirsiniz.
Selam ve saygılarımla.