TÜİK NE YAPMAYA ÇALIŞIYOR?
TÜİK, kendi varlığını tartışmaya açmış durumda.
Bugün gelinen noktada, toplumun çok geniş bir kesimi Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere güven duymuyor.
Özellikle Nisan 2022 sonrasında açıklanan enflasyon rakamları ciddi soru işaretleri doğurdu. Çünkü TÜİK, Nisan 2022’de madde sepeti fiyatlarını yayımlamayı bıraktı. Yani hangi ürünün ortalama kaç liradan hesaplamaya girdiğini artık bilmiyoruz.
Ancak buna rağmen TÜİK, bazı alt kalemlerde son derece yüksek artışlar açıklıyor. Örneğin, giyim sektöründe fiyatların yüzde 225,2 arttığı ifade ediliyor. Giyimin alt kategorilerinden biri olan “erkek giyim”de ise artış oranı yüzde 263,9 olarak belirtiliyor.
Bu ne anlama geliyor?
Basit bir hesap yapalım.
Eğer bir gömlek 300 liraysa ve fiyatlar yüzde 263,9 artmışsa, o gömleğin etiket fiyatının yaklaşık 1.090 lira olması gerekir.
Biraz daha şeffaf düşünelim. TÜİK’in giyim verilerine göre bu gömleğin mağaza etiketinde yaklaşık 1.000 lira yazması, indirimle de 700 lira civarında satılması beklenirdi.
Ama ekranda gördüğümüz tablo bambaşka. Aynı gömlek 4.500 liraya satılıyor.
Demek ki işler sanıldığı gibi değil. Tıpkı lüks otomobillerde veya lüks konut piyasasında olduğu gibi, üst gelir grubuna hitap eden ürünlerin fiyatları alıp başını gitmiş durumda.
Burada asıl soru şudur: Bu fiyatları “emsal” kabul eden diğer firmalar ne yapacak?
Bunu bir örnekle anlatayım. Bir mahallede daire fiyatları 5 milyon TL civarında olsun. Aynı mahallede bir kişi gelip 20 milyon TL’ye bir daire satın aldığında, artık o mahalledeki dairelerin fiyatı 5 milyon TL’de kalmaz. Fiyat algısı yukarı doğru kırılır.
“Diyelim ki bu örnek geçerli değil” diyelim ve genel fiyat seviyelerine bakalım.
TÜİK’e göre bu dönemde fiyatlar yüzde 643,5 artmışken, İTO’ya göre artış oranı yüzde 958,3. Yani TÜİK, Ağustos 2020’ye göre fiyatları yüzde 42,3 daha düşük ilan etmiş.
Asıl çarpıcı fark ise giyim kaleminde ortaya çıkıyor.
TÜİK giyim fiyatlarının yüzde 225,2 arttığını söylerken, İTO’ya göre bu artış yüzde 869,4. Gömlek fiyatlarına baktığımızda da gerçek piyasa hareketlerinin İTO verilerine çok daha yakın seyrettiğini görüyoruz.
Peki bu gömlek örneğini neden verdik?
Sadece bir ürün anlatmak için değil.
Emekli, memur ya da maaşı TÜİK’in açıkladığı enflasyona göre belirlenen herkes için bu gömlek somut bir örnek. Hakkın nasıl eridiğini, cebinizden neyin nasıl alındığını net biçimde gösteriyor.
Size maaşınıza 700 liralık artış yapıldığını söylüyorlar, ama aynı ürünü piyasada 4.500 liraya satıyorlar. Hesap ortada.
TÜİK’in açıkladığı rakamlar, toplumun büyük bir kısmını yakıp kavururken, kurum adeta yukarıdan bakan bir tutum sergiliyor. Oysa farkında olunması gereken asıl mesele şudur: TÜİK’in bizzat kendi kurumsal varlığı tartışma konusu hâline gelmiş durumda.
Bugün TÜİK, geleceği belirsiz bir kamu kurumu olarak görülüyor. Muhalefetin ve geniş bir toplum kesiminin bakışı da bu yönde.
Güven kaybolduğunda, rakamlar anlamını yitirir. Enflasyon sadece sayılarla değil, güvenle ölçülür. Bu güven yeniden tesis edilmedikçe, açıklanan her veri yeni bir tartışmanın kapısını aralamaya devam edecektir.