Araştırma: Analiz/Yorum: Muhsin AKIL

Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerdeki gerginliğin, kutuplaşmanın, karşılıklı sataşmaların ve (bazen iki ülke arasında savaşı her an körükleyecek kadar ileri boyuttaki) siyasi ve askeri krizlerin derinliğindeki gerçekleri görebilmek, anlayabilmek ve algılayabilmek için önce 659 yıl geriye gitmek gerekiyor. Bu konuda yapmış olduğumuz araştırmalar, tarihi kaynaklar, ansiklopedik bilgiler vs. gibi sosyal ve dijital medya dünyası üzerinden tarih boyunca Türk-Yunan ilişkiler kronolojisinin özetini çıkardıktan sonra asıl konumuz olan yakın bir zamanda çıkması muhtemel Türkiye-Yunanistan Savaşı’na ayrıntılı, detaylı bir şekilde gireceğim.

Geçmişi bilmeyen geleceğe ışık tutamaz! Tarihte Türk-Yunan, günümüzde de Türkiye-Yunanistan arasında zirveye çıkmış tüm sürtüşmelerin, gerginliklerin ve düşmanlıkların gerçek sebepleri bilinmelidir ki geleceğe yönelik sağlıklı ve doğru tahminlerde, teşhislerde ve öngörülerde bulunabilelim. Günümüzdeki (bilhassa son yıllardaki) Türkiye-Yunanistan arasındaki  gelişmeleri, nedenleri ve sonuçları yatay, dikey ve derinlemesine irdeleyip-analiz edelim ki tarihin bin yıllık derinliğine uzanarak 659 yılını mercek altına alıp günümüzdeki Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ışık tutmaya çalışalım!.. …daha doğrusu IŞIK TUTMAYA çalışacağız…

1363’de Osmanlı’nın Doğu Trakya’yı ele geçirmesiyle başlayan tarihi süreç Sırpsındığı muharebesiyle devam etti. Daha sonra da Selanik ve Halkididya’nın Fethi…  Arkasından da Atina’nın ve Mora Yarımadası’nın fetihleri… Bütün bu fetihler 34 yıl içinde gerçekleşti. 1402 ile 1460 arasında Selanik ve Atina iki kez Osmanlı ve Yunan arasında el değiştirdi. Bilhassa Yıldırım Bayezid ve Fatih Sultan Mehmet dönemi… İnebaht, Methon ve Koron fetihleri sonrasında tam 200 yıllık bir barış dönemi…

1770 sonrası Osmanlı kontrolündeki Yunanistan’da başlayan isyanlar ve Osmanlı’nın bu isyanları bastırması süreci… Ta ki 1827’ye kadar… İsyanlar sebebiyle Rus Çarı 1. Nikola’nın devreye girmesi… Akkerman Anlaşması… İngiltere ve Rusya Yunanistan’ın bağımsızlığı için 1827’de anlaştı. Bu anlaşmaya Osmanlı karşı çıktı. Bu nedenle de İngiltere, Fransa ve Rusya birleşik donanması Navarin Deniz Muharebesi ile Osmanlı-Mısır donanmasını imha etti. Fransa’nın Mora’ya çıkması, Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlı’nın yenilgiye uğrayarak Edirne Anlaşma sonucunda Yunanistan’ın Özerk Prenslik statüsü kazanması…

1830 yılında Yunanistan bağımsızlığını kazanması ile birlikte İyon Adaları, arkasından da İstanbul Anlaşması ile de Tesalya Yunanistan’ın oldu. 1897’de Osmanlı-Yunanistan Savaşı… 1912’de Balkan Savaşları… Ve Girit, Selanik, Yanya Yunanistan tarafından Batı Trakya da Bulgaristan tarafından ele geçirildi. 1913’te Atina Anlaşması ile birlikte Selanik, Kavala, Güney Epir bölgeleri ile Girit, Sisam, Sakız, Midilli ve Limni adaları Yunanistan'a verildi. 1917 ve sonrası gelişmeler ise Osmanlı için hüsrandı…

Yunanlıların Osmanlı’nın müttefiklerine savaş açması, Batı Trakya’nın Neuilly Anlaşması ile Bulgaristan ve Yunanistan arasında paylaşılması, Yunanistan’ın İzmir, Gümülcine ve Dimetoka’yı işgal etmesi ile birlikte Kurtuluş Savaşı’nın başlaması… Sevr Anlaşması ve Gökçeada, Bozcaada ve Batı Anadolu Yunanistan’ın eline geçmesi… Türk ve Yunan kuvvetleri arasında Batı Anadolu’da başlayan muharebeler sürecinde ileride Anadolu’nun içlerine sıçraması…

1921 sonrası 1. ve 2. İnönü muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi ve 1922 Büyük Taarruz… Dumlupınar Meydan Muharebesi… İzmir, Bursa ve Batı Anadolu’dan Yunan kuvvetlerinin ve  Mudanya Mütarekesi ile de İstanbul ve Doğu Trakya’nın Yunan Kuvvetlerinden temizlenmesi…  Lozan Anlaşması ile Batı Trakya ve Doğu Ege Adaları Yunanistan’ın oldu.

1924 yılında Yunanistan’da Cumhuriyet ilan edildi ve Türkiye ve Yunanistan arasında karşılıklı yakınlaşmalar, karşılıklı gelip-gitmeler, karşılıklı önemli görüşmeler gerçekleşmeye başladı. Hatta Türkiye ve Yunanistan arasında askeri ve siyasi ittifak bile kuruldu.  1. Balkan Antantı imzalandı. Sonrasında 1935 ile 1941 yılları arasında Yunanistan dikta ile yönetilse de 1936 Montreux Boğazlar Sözleşmesi ve diğer ikili anlaşmalar yapıldı. 1952 ile 1957 yılları arası Türkiye ve Yunanistan’ın NATO üyesi olması ve iki ülke arasındaki buzların biraz daha erimiş olması... Hatta iki ülkeyi de ilgilendiren Kıbrıs’ta da değişiklik oldu. 1959’da Bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruldu.

Ne yazık ki daha sonra 1963 yılında Kıbrıs’ta başlayan Türk-Rum çatışmaları iki ülkenin arasındaki iyi giden ilişkileri bile bozmakla kalmadı aynı zaman tüm ilişkilere baltaladı! 1964’te Londra ve Cenevre Konferansı, 1967’de iki ülke başbakanlarının görüşmeleri ve daha sonraki yılda da Ankara, Atina ve Viyana görüşmeleri gerçekleşti. Lonra’da Kıbrıs ve Kültür anlaşmaları yapıldı. 1972 Kıbrıs görüşmelerinin devam ettiği yıl oldu. Kıbrıs’ta Türk-Rum gerilimleri başladı. Bu gerilimlerin çatışmalara tırmanması ve Rum katliamları sonrası Türkiye’nin Kıbrıs’ta askeri müdahale de bulunmak zorunda bıraktı!.. Nihayetinde Türkiye’nin 1974 Kıbrıs çıkartması!.. Ve Kıbrıs’ta Türk ve Rum sınırlarının çizilmesi… Sonraki yıllarda uzun bir süre Türkiye-Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında iyi-kötü ilişkiler devam etse de soğuk savaş ortamı devam etmiştir.

Ta ki 1983’e kadar… 1983’te Limni Krizi patlak verdi ve 1986’da T. Özal ve A. Papandreu’nun Davos’ta görüştüler…  Ve 10 yıl geçtikten sonra Yunanistan ve Türkiye arasında ikinci defa patlak veren Kardak Krizi…. Sonraki yıllarda da Türkiye-Yunanistan ve KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında iyi-kötü, bazen sakin bazen gergin, karşılıklı didişmeler, karşılıklı sert açıklamalar ve bazen de olağanüstü gerginlikler cereyan etmiştir.

Kısaca, Türk ve Yunanlılar arasındaki 659 yıldır yaşanan (devam eden) savaşlar, gerginlikler, karşılıklı işgaller, krizler, barışlar, zaman zaman da iyi ilişkilerin süreci böyle… Zaten 1996 sonrasında Türkiye ve Yunanistan arasındaki tüm gelişmeleri hepimiz bilmekteyiz.

Şimdi gelelim asıl konumuza!.. Yani şu içinde bulunduğumuz günlerde Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan gerginlik ve gerilimlere… Bilhassa son birkaç yıl içindeki gelişmeler ileriye yönelik çok büyük ipuçları vermektedir! Zaten Adalar Sorunu yıllardır devam etmekteydi… Bir de Doğu Akdeniz sorunu çıkınca ipler olağanüstü gerildi ve karşılıklı çok sert açıklamalar yapılmasına bile sebep oldu. Yunanistan’ın Türkiye’yi kışkırtıcı hareketleri, deniz, havada it dalaşına girmesi ve aleni provokasyonları Türkiye’nin canını bezdirmişti! Türkiye ve Yunanistan arasında bazen öyle anlar yaşandı ki ‘ha savaş çıktı çıkacaktı’ türündendi.

Benzer anlar, benzer didişmeler ve benzer olaylar hala da yaşanmaktadır. Yazımında başında belirttiğim gibi Yunan milleti ve Türk milleti arasında (tarih boyunca) 659 yıldır çatışmalar ve savaşlar bitmemiş ki şimdi bitecek(?)!.. Bize göre bir 659 yıl daha devam eder diyoruz. Fakat tarihte Yunanistan, Almanya ve İtalya tarafından işgal edildiği hatırlanmalıdır. Şu anda yıl 2022 !.. Son yıllarda Yunanistan’ın peşkeş çekmesi sonucu ABD tarafından işgal edilmekte olduğuna şahit olmaktayız. Yunanistan, Türkiye’ye karşı (işgali bile göze alarak) ABD’yi arkasına almaya karar vermiştir. Yunanistan’da ÜS kurmaya devam eden ABD’nin amacı ne?! Elbet ki Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı kışkırtarak savaştırmak!..  Siyasi, ekonomik, tehdit ve ambargolarla ve hatta PKK ve FETÖ terör örgütleriyle Türkiye’yi işgal edemeyen ABD, şimdi de Yunanistan’ı adeta silah deposu yaparak, askeri ÜS’lerle desteklemekte. Yunanistan’ı Türkiye ile savaşa sokup asıl amacı olan Türkiye’nin işgalini gerçekleştirmek olsa gerek…

ABD Hava Kuvvetleri’nin F-35 Savaş Uçakları’nı Yunanistan’da (Girit Adası ve Souda Hava Üssü’nde) konuşlandırılmaya başlaması gibi iddiaların Yunan medyasında gündeme gelmesi ise kafaları bir hayli karıştırmıştı!..

Yunanistan’ın ABD’yi arkasına alması aslında kendi sonunu hazırlaması ile doğru orantılıydı. Çünkü ABD bir taşla iki kuş vurmuş olacak! Hem Yunanistan’ı şimdiden kafeslemiş oluyor hem de Yunanistan’a yığınak yapıp/silahlandırarak sözde Türkiye’yi tehdit ediyor!..

Oysaki Yunanistan’a en iyi dost ve komşu olacak olan ülke Türkiye idi. Yunanistan’ın ABD’yi arkasına almakla böylesi bir tarihi fırsatı kaçırmış oldu. Yunanistan, Türkiye ile barışı elinin tersiyle iterek nasıl bir uçuruma doğru yuvarlanmakta olduğunu göremiyor. ABD Yunanistan’ın gözünü öyle bir boyamış ki gerçekleri görmekten adeta yoksun hale getirmiş! Yunanistan Türkiye’ye karşı ABD’nin maşası, kuklası, taşeronu olmaya doğru koşar adım gitmekte olduğunun farkında bile değil. Peki, Yunanistan hükümeti böyle, ya Yunan halkı bu duruma ne diyor?! Şayet Yunanistan içinde bulunduğu durumu kendi halkına danışmış olsa (ya da bu konuda referandum yapsa) bütün acı gerçekler ortaya çıkar diyoruz.

Yunanistan sadece ABD’yi değil bütün dünyayı arkasına alsa da Türkiye açısından hiçbir şey değişmez. Türkiye her şeyin bilincinde! Türkiye nerede ne yapacağını çok iyi biliyor! Türkiye için Yunanistan tehdit unsuru oluşturamaz! Asıl tehdit unsuru Yunanistan’a destek veren ABD’dir. Tabi ki sadece Yunanistan olmuş olsa… Peki, ya ABD… Türkiye ABD ile görünüşte dost/müttefik ama derinlerde düşmandır! Zaten bu durumu Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan defalarca izah etmiştir. Türkiye yıllar sonra da olsa son 20 yıl içinde hiçbir kimseye güvenmeden kendi ayakları üzerinde durmasını öğrenmiştir. İşte bu nedenle Türkiye kendi milli gücü ve milli iradesiyle bütün dünyaya meydan okumaktadır.  Türkiye’nin gerçek dostları kendilerini bilmekte… Düşmanları ise her zaman sinsi yollara başvurmakta… İşte Yunanistan da Türkiye’ye olan düşmanlığında hala ısrar etmekte… Türkiye’nin bütün uyarılarına rağmen aklını-başına toplamayan Yunanistan kendi kuyusun kazmaya devam etmektedir.

Kısa bir zaman önce Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın ABD’nin Dedeağaç’taki varlığını 10 yıl daha uzatacağını açıklaması ne anlama gelmektedir?! Her şey açık/aleni bir şekilde ortada… Tümamiral Cem Gürdeniz’in bu konudaki düşünceleri ise bir hayli ilginç! Yunanistan’ın ABD işgali altına girmekte olduğunu farkedemediğini belirterek böylesi bir yığınak sonucunda (Rusya’yı ve Çin’i de hedef alarak)Türk ordusuna karşı Yunanistan’ı caydırıcı bir güç olarak tehdit etmekte olduğunun altını çizmekte.

Yunanistan’a ABD ÜS’lerinin varlığının nedeni ve ABD tarafından niçin silahlandırıldığı sorulduğunda sözde SAVUNMA için olduğunu açıklamakta. Bu açıklamaya kargalar bile güler. Her şey o kadar açık ve beyan ki… Yahu daha kısa bir süre önce Rusya Dışişleri Bakanı Sergev Lovrov bile Yunanistan’daki ABD ÜS’lerinin varlığının savunma amaçlı olmadığını söyledi.  Yunanistan kimi kandırıyor?!

Yunanistan ve ABD arasında askeri işbirliği anlaşması 1990 yılında imzalanmıştı. Bu işbirliği anlaşması daha sonradan yenilenerek genişletildi. Yenilenme amacı, ABD’nin Yunanistan’ı tamamen abluka altına alarak kendi çıkarları doğrultusunda Türkiye’ye karşı kullanabilecek duruma getirmektir. Dedeğaç tamamen ABD kontrolü haline geçmiştir. Yunanistan’da bilinen ABD Üsleri dışında bilinmeyen birçok Üs vardır! Ayrıca yine bilinmeyen ABD silah depoları ve eğitim alanları..! 2021 Defender Europe 2021 tatbikatı sebebiyle yüzlerce helikopter, binlerce zırhlı araç 20 binin üzerinde asker konuşlandırarak sözde 1990’daki askeri anlaşmayı yenilemiş oluyor! Ve sınırımızdaki Dedeğaç ve Suda Üssü ile birlikte gücünü daha da genişletmeye başladığına şahit oluyoruz. Buradaki yegane amaç Türkiye’yi tehdit etmek için Yunanistan’ı şimdiden kuşatma ve abluka altına alarak güç gösterisinde bulunmaktır. ABD’nin Yunanistan’da üs ve silah depoları ile gücüne-güç katması sadece Türkiye amaçlı değil aynı zamanda asıl hedefler arasında Rusya’nın varlığı gözardı edilemez.

Öte yandan Romanya ve Bulgaristan’daki askeri yığınakları ne anlama geliyor?! Elbet ki akla Rusya geliyor. ABD’nin hedefinde hem Türkiye var hem de Rusya… Bu konuda önemli bir açıklamada bulunan ABD’nin Eski Avrupa Kuvvetleri Komutanı Emekli Korgeneral Ben Hodges ters bir mantıkla ABD’nin Türkiye’de de üssü olduğunu ve Türkiye’deki varlığının Yunanistan ile kıyaslanmayacağını ifade etmesi daha farklı düşünceleri akla getirmektedir! Yani, ABD’nin Türkiye’deki yedi ana üs olmak üzere toplam 40 üssünün olduğundan bahsetmekte! O yüzden de ABD’nin Yunanistan’daki Üs ve yığınaklarının Türkiye’yi tehdit ve kuşatma amaçlı olmadığını ifade etmek istiyor. Yani asıl hedefin Türkiye değil Çin ve Rusya olduğuna dair serzenişte bulunmaktadır. ABD, Rusya’yı kuşatarak Çin’in Kuşak Yol Projesi’nin önüne geçmek istediğinin altını çiziyor. ABD’nin amacı Türkiye üzerinde baskı kurmak için her yolu denemek… 

Bilindiği gibi Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail Berlin Konferansı’na davet edilmemişti. Fakat Paris’teki Libya Konferansı’na davet edilmeleri her şeyi izah etmekte. Aleni bir şekilde öyle bir politika izleniyor ki Yunanistan ve ABD Doğu Akdeniz’de kendi çıkarları üzerinden adımlar atmaktalar. ABD, Yunanistan’a bu yönde hamilik yaparak destek vermekte…

Geçmiş yıllarda ABD, Yunanistan’a Larissa Üssüne 33,5 milyon dolarlık yatırım yapacağını ve karşılıklı olarak İş Birliği Anlaşması sonrasında da askeri yardım ve yatırımlarını artıracağını açıklamıştı. Ayrıca Avrupa’daki havacılık birimleri (USAFE) tarafından da üssün sabit bir bağlantı noktası olarak kullanılacağı ve Yunanistan’ı silahlandırmak için yeni tekliflerin de hazırlanmakta olduğu ifade edilmişti. F-35 savuş uçak alımları dahil 5 yıllık süre içinde altyapı çalışmaları ile birlikte personel eğitimlerini tamamlamak için kullanılacağı açıklanmıştı. O yıllarda ABD’ye ait 73 helikopter ve 995 adet ekipmanın geleceği ve toplam ekipman sayısının 2 bini aşacağı üzerinde durulmuştu. Defender 21 adlı tatbikata Dedeağaç Limanı’na 300 bin dolarlık bir yatırımda bulunulacağı ve Stefanovikio Üssü’ne de 15 Apachi, 9 Balck Hawk tipi helikopter ile birlikte 400 ABD Hava Kuvvetleri personelinin konuşlandırılacağı açıklanmıştı.

Oysaki Yunanistan Dışişleri Bakanı N. Dendias Yunanistan’ın ulusal güvenliği ve çıkarları için bu duruma ABD’den ve NATO’dan desteği olarak bakmakta… Bilhassa ABD varlığını 10 yıl daha uzatılacağını açıklaması ne kadar manidar olsa gerek. Neymiş, Dedeağaç Limanı’nın ticari olmasını istemiyorlarmış, neymiş bu durum Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ı rahatsız ediyormuş, neymiş Trakya için en büyük endişelenmelerine sebepmiş!.. Ayrıca bölgenin tarihi enerji merkezinin oluşturulmasıyla değişmiş ve Ukrayna Krizi de jeopolitik yönden doğrulanmış!

Güvenlik Politikaları Uzmanı Emekli Subay Mete Yarar, ABD’nin Yunanistan’daki üsleri ve yığınakları için Türkiye’ye karşı olmadığını ama Yunanistan’a yardım etmek için olduğunu ifade ederken dengelerin bozulmasından dolayı ABD’nin Yunanistan destek vererek denge sağlamaya çalıştığını vurguladı. Yani üs kurarak, yığınak yaparak vs… Yarar, ileride bütün bu silah, mühimmat vs. yığınakları Yunanistan’a hibe edebileceğini ifade etti.  Bunun ABD ve Yunanistan arasındaki Savunma İşbirliği’nden kaynaklandığı belirtmiştir. Daha önceden bölgede Yunan Üssü olmadığını ama bugün ABD üsleri ile dolmakta olduğu görülüyor. Yani, Türkiye ile Yunanistan arasındaki dengelemeden bahsediyor.

2019 yılında Moskova Devlet Üniversitesi Küresel Politika Fakültesi’nden Doç. Dr. Aleksey Fenenko, ise bu konuda “ABD’nin Yunanistan’daki yeni üsleri, Türkiye dışında tüm NATO ülkelerini koruyacak” demişti. Aslında Rus Uzmanı Fenenko, Türkiye ve ABD’nin yollarını 2003 yılında ayırdığını ifade etmişti. ABD, 2003’ten sonra Irak Savaşı sürecinde seçimini yaparak Kürdistan oluşturma yönünde yaptığı için Türkiye’yi gözden çıkartmıştı. Çünkü Türkiye ABD’yi defalarca Kuzey Irak’taki PKK’nın Türkiye’ye yönelik saldırılarını engellemesi için uyarmıştı. ABD ise bunu reddetmişti. Bunun üzerine de ABD’den uzaklaşmaya başlayan Türkiye Rusya’ya yakınlaşmaya başlamıştı.

Türkiye artık dünyada ve bölgede bağımsız bir politika izlemeye başladı. Hatta Türkiye’nin NATO’dan çıkması durumunda ABD’nin bütün savunma sistemlerinin yıkılacağı korkusunu taşımaya başladığı da bilinmektedir.  ABD yıllardır Rusya ve Yunanistan arasındaki yakınlaşmaya karşıydı. Bu yüzden de Yunanistan’a her türlü desteğe vererek Rusya’dan uzak tutmaya çalıştı.

Hatırlanacağı gibi 1974 ve 1984 yılları arasında Sovyetler Birliği askeri ve nakliye gemileri Yunanistan’ın Pire limanına giriş yapmıştı. Bunu unutmayan ABD, Yunanistan’a yeni üsler açıp her türlü desteği vererek böylesi bir olayın tekerrür edilmesinin önüne geçmiş oluyor. Yani, ABD, Rusya ve Yunanistan arasında herhangi bir dostluk bağı olmasını istemiyor. Rusya ve Türkiye arasındaki iyi ilişkiler zaten Yunanistan’ı Türkiye’ye düşman yapmaya yetmişti.  ABD bu kurnazca oyunu ve desteği ile Yunanistan’ı tam safına çekmiş oldu.

Moskova Devlet Üniversitesi Küresel Politika Fakültesi’nden Doç. Dr. Aleksey Fenenko’nun tüm bu düşünceleri sonucunda Yunanistan’da daimi NATO üslerinin yapımı elbet ki Türkiye’yi tehdit edeceği aleni bir şekilde anlaşılmaktaydı. Daha doğrusu bu gidişat Yunanistan’ı Türkiye açısından Doğu Akdeniz Bölgesi’nde bir tehdit unsuru oluşturmaya başlamıştı. Türkiye Batı’dan uzaklaştıkça Yunanistan’daki üsler (Türkiye hariç)  tüm batı ülkelerini korumaya yönelik olduğu ortaya çıkacaktı.

Daha önce de belirttiğimiz gibi ABD ve Yunanistan arasındaki Savunma İşbirliği Anlaşması’nın 5 yıl daha uzatılmasının Türkiye için ‘savaş nedeni’ olabileceği açıklanmıştı! Asıl önemli husus Yunanistan’ın Ege Karasularını 12 mile çıkarması halinde kopacak kıyametti. İşte o zaman savaş nedeni sayılırdı. ABD de Yunanistan’ı bu konuda uyarıyordu!..

Türkiye bu konularda kendi milli çıkarlarını korumaya yönelik açıklama yaptıkça ABD tarafından yayılmacı bir politika izlediği dile getiriliyordu. ABD ise Yunanistan’a desteğini aleni bir şekilde açıklamaktan çekinmiyordu. Türkiye, Rusya’dan almış olduğu S-400 hava savunma sistemiyle sözde ABD’nin hayalet uçaklarını tehdit ediyormuş! ABD-Türkiye, Türkiye-Yunanistan arasındaki gerginlikler sürecinde NATO ülkeleri arasında da bazı didişmeler yaşanmaya başlanmış! Türkiye ve Yunanistan arasında hava, kara ve deniz sahası iddiaları da bu gerginliği iyice tırmandırıyormuş!..

Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerginlikler zirveye tırmandığı dönemde medyada Yunanistan’ın savaş hazırlığına girdiği ve Türkiye’yi havadan vuracağı iddia edilmişti. Türkiye ve Yunanistan arasında her an bir çatışma çıkabileceği v bu durumun iki ülke arasında büyük savaşa yol açabileceği siyasi arenada da dillendirilmeye başlanmıştı. Hatta Yunan kuvvetlerinin Türkiye’yi vurmak için hazır beklediği bile yazılıp-çizilmişti. Böylesi bir dönemde ABD ve Yunanistan arasında Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması’nın uzatılması sonucu diyalog, dostluk ve minnet duyguları basına yansımıştı. ABD, Yunanistan’ın bölgede güçlü ve güvenilir bir müttefik olduğunu ifade ederek adeta Türkiye’yi tehdit etmekteydi. Aslında bu durum ABD’nin dostluğunu değil ne kadar ikiyüzlü olduğunu göstermekteydi.

Çünkü bir zamanlar aynı şeyleri Türkiye içinde söylüyordu. Türkiye’yi  iyi bir dost ve bölgede güvenilir iyi bir müttefik olarak gören ABD bugün Yunanistan için benzer şeyleri söylemesi ne anlama gelmektedir?!  ABD böyle yaptıkça Yunanistan daha da şımararak “Türk Kuvvetlerini Hedef Alıyoruz” açıklamaları bile yapmaya başlamıştı. Sözde Türkiye’yi tehdit ediyordu… Karadan karaya füze tedariki ve Ege’deki Türk donanmasına kullanılacak olması nedeniyle füze sistemleri ve adalardaki silahlanma ile Türk kuvvetlerini etkisiz hale getireceklerine inanmaktaydılar.

Nihayetinde ABD, Yunanistan ve Türkiye’nin çevresini üslerle donattıkça  (askeri varlık gösterdikçe) Türkiye ile arasındaki tansiyon ve gerilim elbet ki yükselecekti. Böylesi bir durumda ABD-Türkiye ilişkilerinin iyiye gideceği tahmin edilebilir mi?! Elbet ki edilemez. Bilhassa ABD-Türkiye, AB-Türkiye ve Türkiye-Yunanistan arasında 2021 arasında yaşanan gerginlikler gidişatı iyice çözümsüz hale getirmiştir.

Adeta dünyadaki geçmişin soğuk savaş yıllarına geri döndük. ABD ve Rusya arasındaki olağanüstü yaşanan gerginliklerin Türkiye başta olmak üzere tüm bölgeyi büyük oranda etkilemiştir. Bilhassa ABD’nin Rusya’yı abluka altına alabilmek için Yunanistan’a vermiş olduğu siyasi, askeri ve istihbarat desteği ile birlikte Ukrayna-Rusya arasındaki Savaş’ın Türkiye’yi de aleni bir şekilde etkilemesi dünyanın nereye doğru gitmekte olduğunun apaçık göstergeleri olsa gerek. Öte yandan Çin ne kadar sessiz kalmış gibi görünse de boş durmuyor! Çin de derin ve gizli ilişkileri sayesinde bu gidişatta neler yapabileceğinin hesabını çok iyi yapıyor!.. Akdeniz ve Karadeniz’de yaşanan gerginlikler bölgeyi sıcak bir atmosferin içine daha şimdiden etmiş görünmektedir.

Romanya, Bulgaristan ve Yunanistan’ın NATO ülkesi olması ABD’nin ekmeğine yağ sürmekteydi. ABD de bu yüzden bu üç ülkeye her türlü desteği vererek askeri yatırımlar yapıyordu. Bu ülkelerde üslerin açılması ve ABD yığınakları ileriye yönelik sıcak temasların yaşanacağına işaretti! Aynı zamanda Yunanistan’daki ABD üsleri ve askeri yığınaklar da stratejik bir ablukanın işaret fişekleriydi. Rusya’nın Gürcistan’ı işgal etmeye kalkışması, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı ve Ukrayna-Rusya Savaşı bölgedeki dengelerin değiştiğini ve büyük savaş hazırlıklarının ayak sesleriydi. Sırada Polonya ve Macaristan vardı! Polonya ve Macaristan’da şu anda ABD ve Rusya’nın gözlemi altında!.. Bütün bunlar ABD’nin Rusya’ya karşı açık/aleni, dolaylı hamleleri olduğu kadar elbet ki gizli hamleler de yapılmakta olduğunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabi ki Rusya da boş durmuyordu. Rusya boş durmadığını dolaylı yollardan değil açık/aleni bir şekilde Ukrayna’yı işgal ederek göstermişti.

ABD’nin bu atmosferden çekindiği tek ülke Türkiye’dir. ABD, Türkiye’nin geçmişteki müttefikliğini (dostluğunu) kaybettiği için elinden geldiği kadar ülkeler arasındaki dengeyi korumaya çalışıyordu. Türkiye’nin bölgedeki gücünü, aktivitesini ve asıl dengeleri koruyacak ülke olduğunu gözardı edemiyordu. Türkiye aynı zamanda bölgedeki en güçlü caydırıcı bir ülkeydi. Türkiye’nin jeopolitik yapısı, stratejik konumu ve şu andaki askeri, teknolojik ve istihbarı gücü ABD’yi tedirgin etmekteydi. ABD, ne yapıp-edip Türkiye’yi kendisine çekebilmek için yola getirmek zorundaydı! Önce her türlü dostluk ilişkilerini denedi ve bu tutmayınca da farklı yollardan tehdit etmeye başladı. Zaten şu anda Türkiye’ye yönelik en büyük tehdidini Yunanistan üzerinden yapmakta…

ABD’nin Yunanistan’a olan askeri desteği ve Dedeağaç Limanı’a askeri yığınak yapması ve Türkiye sınırındaki askeri varlığını her geçen gün daha artırarak devam ettirmesi akıllara ister-istemez ‘acaba Yunanistan’ı Türkiye’ye mi saldırtacak’ sorusunu akla getirtiyordu. Aynı şekilde Girit adası ve diğer adalar adeta silah deposu haline getirilmesi kafalardaki soru işaretlerini daha da çoğaltıyordu. Bu konuda görüşlerini açıklayan askeri ve sivil uzmanlar, akademisyenler ve gazeteciler farklı açıklamalarda bulunuyorlardı. Kimisi ABD’nin Türkiye’yi doğrudan hedef almadığını söylerken kimisi de hedefin Türkiye olduğunu açıklıyordu. Doğu Perinçek ise ABD’nin Yunanistan’ı işgal ettiğini, Güney Kıbrıs’ı silahlandırdığını ve açmış olduğu üsler ile de Türkiye’yi kuşattığını ifade ediyordu. Ayrıca ABD’nin bu üsleri, Lozan’a aykırı olduğunu da belirtiyordu. Fakat ortak fikirleri sınırımızdaki ABD hareketliliğinin bir tehdit olduğunu ifade etmeleriydi. ABD, sadece Türkiye sınırında değil aynı zamanda Bulgaristan ve Romanya sathında da hareket halindeydi. Daha kısacası ABD’nin hedefinin Türkiye’den çok Rusya olması gündeme getiriliyordu.  ABD’nin yaptığı Rusya’yı kışkırtarak NATO’yu güçlendirmek! Öte yandan Çin’e dolaylı yollardan mesaj vermekti!..

Yunanistan’ın yıllardır süren Türkiye korkusu nedeniyle bastırılmış duygularının ABD desteği ile gün yüzüne çıkması da olayın farklı boyutlara taşımıştı... Yunanistan, bu korkusunu dışa vurarak ABD’ye tamamen teslim olmuş bir tavır/davranış sergilemekteki amacının ne olduğunu da az-çok hepimiz tahmin edebiliyoruz. Yunanistan’ın Türkiye’ye meydan okumasının altında yatan acı gerçek de budur!

Yunanistan’ın son halini en güzel Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan tasvir etmiştir. Ne demişti Erdoğan: "Yunanistan’ın kendisi şu anda ABD’nin bir üssü durumuna gelmiştir.” ABD’nin Yunanistan’ı desteklemekle doğru bir tavır sergilemediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Düşünün, biz NATO ülkesiyiz, Amerika NATO üyesi, Yunanistan NATO üyesi ama NATO üyeleri olarak Amerika en çok destek veren olduğuna göre biz niye birbirimize düşüyoruz? NATO üyeleri içerisinde gerek asker sayısı itibarıyla gerekse mali destek itibarıyla Türkiye Amerika'dan sonra ilk 7 içerisinde yer alan bir ülkedir, böyle bir tablo var, Yunanistan'ın böyle bir durumu yok, Yunanistan çok gerilerde. Fakat biz kendimize inanıyoruz, kendimize güveniyoruz ve bu bölgenin biz sigortasıyız" Cumhurbaşkanı Erdoğan o dönemde Türkiye’deki Suriye’den ve diğer ülkelerden gelen mülteciler üzerine" Biz kapıları açacak olsak Yunanistan ne yapar bilemem" diyerek hem Yunanistan’ı hem de ABD’yi uyarmıştır.

Bütün bunlardan öyle bir gerçek gün yüzüne çıkıyor ki!.. Yunanistan, ABD’nin kurduğu üsler ve yapmış olduğu yığınaklara güvenerek Türkiye’ye kafa tutmaya başlaması bardağı taşıran son damlalardı! ABD’nin Yunanistan’da kurmuş olduğu askeri üsler Türkiye için bir tehdit unsuruydu. Yunanistan’ın böyle davranmasında sadece Türkiye korkusundan kaynaklanmamaktaydı.  Aynı zamanda içinde bulunduğu ekonomik krizden dolayı ABD onun için bir kurtuluş reçetesiydi. Yunanistan ABD desteği ile bir taşla iki kuş vuruyordu! Hem güvenlik korkusu ve tedirginliğini ortadan kaldırıyor hem de içinde bulunduğu ekonomik krizden dolayı açılan yaralarını sarıyordu.

Bizim tahminlerimize göre ABD’nin Türkiye’ye olan öfkesini 2023 yılında kusması! Kim ne derse desin kim ne düşünürse düşünsen ABD, Rusya’dan çok Türkiye’ye kafayı takmış durumdu. ABD’nin Yunanistan’ı silahlandırmasının altında Türkiye için bir tehdit görmeyen bazı strateji uzmanları, emekli generaller ve gazeteci-yazarların aksine biz tam aksini düşünerek ABD’nin bütün hazırlıklarını Türkiye’ye yönelik yaptığını ve Türkiye’yi yola getirmek için de her türlü riske girmekten çekinmediğini da çok rahatlıkla söyleyebiliriz.

Son yıllarda ABD’nin, bazı AB ülkelerinin ve diğer BATI müttefiklerinin topyekün Türkiye’yi hedef aldıklarını çok iyi biliyoruz. Yapmış olduğumuz yoğun araştırmalar, edinmiş olduğumuz derin istihbarat bilgileri ve elimizdeki somut delil ve bilgiler ne yazık ki 2022 yılı sonlarına doğru veya 2023 yılı içinde Yunanistan ile Türkiye arasında bir savaşın patlak vereceğinin söylüyor! Bugünkü Ukrayna-Rusya Savaşı’nın temelinde de BATI vardır. ABD, bazı AB ülkeleri, İngiltere ve hatta İsrail bile böylesi bir oyunun planlayıcıları arasındadır. Bütün bu ülkelerin dost göründüklerine bakmayın hepsi Türkiye’nin has düşmanlarıdır. Zaten dünyayı yöneten emperyalist küresel derin gücün hepsine vermiş olduğu talimat bu yöndedir. Yani, Türkiye’nin büyümesinin, gelişmesinin ve silahlanmasının önüne geçilmesi… Türkiye’nin bölgedeki bütün gücünü etkisiz hale getirerek belinin kırılması…

BİZ 2022 veya 2023’nın ilk altı ayı içinde Türkiye-Yunanistan arasında bir SAVAŞ çıkacağını iddia ediyoruz. Daha önceki “Emperyalist Güçlerin 100 Yıllık Planlarının Son Yılı: 2023!” başlıklı bir yazımda “Türkiye’nin en tehlikeli yılına girdik. Çünkü 2023’e bir yıl var! Şer Güçler (Türkiye’ye karşı olan dünyanın bütün güçleri birleşti ve her türlü yoldan saldırıyorlar) şu anda en son kozlarını kullanıyorlar. Türkiye’yi savaşa sokmak için her türlü yola başvuruyorlar. İçimizdeki işbirlikçilerini olağanüstü koruyorlar, kolluyorlar ve kullanıyorlar!.. Çünkü 2023 sonrası Türkiye’yi tutamazlar. 2023’ten sonra Türkiye’nin karşısında hiçbir güç duramaz! Türkiye 2023 sonrası 2053 Projesi ile karşılarına çıkacağını çok iyi biliyorlar. Diyoruz ki 2023 yılı Türkiye’nin tam bağımsızlığına kavuştuğu bir yıl olacak! 2023 yılı ekonomide, sanayide, silahlanmada, teknolojide vs. her şeyde GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE olacak. 2023 yılı Türkiye’nin Şer Güçlere de boyun eğdirdiği bir yıl olacak! Şer Güçler yüzden Türkiye üzerinde yeni oyunlarını, planlarını sahneye koydular. Son yıllarda Türkiye’ye olan düşmanlıklarını aleni bir şekilde açıklamaktan da çekinmiyorlardı. Türkiye de onların tüm bu planlarını bildiği için gerekli önlemi çoktan almıştı! İşte onlar da bunu bilmiyorlardı!.. Türkiye’nin tüm düşmanları sadece görünen yüzümüzü biliyorlar! Görünmeyen asıl yüzümüzü (gücümüzü) ise bilmiyorlar! Devletin derinliği!.. 2023 yılında Türkiye’ye HER TÜRLÜ YOLDAN (siyasi, ekonomik, teknolojik vs.) SALDIRACAKLAR! Fakat yine başaramayacaklar!.. Çünkü Türkiye Şer Güçlerin her türlü planlarını biliyor ve önlemeni çoktan aldı! Türkiye yine MASA da kazanacak!.. Onların bütün oyunlarını bozacak! Onların bütün tezgahlarını başlarına geçirecek! Bu sefer en son kozlarını kullanacaklar. O da Türkiye’yi Yunanistan ile savaşa sokmak! Türkiye bunun farkında. Türkiye’nin böylesi bir savaşta da PLANI hazır!.. Hele bir denesinler!..”

Aynı zaman da bizim gibi düşünen bazı stratejist, akademisyen ve gazeteci-yazarlar da var. Bunlar arasında Mehmet Barlas’ın fikir ve düşünceleri de çok önemliydi. Mehmet Barlas’ı bu düşünceye iten ana etken son günlerde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın açıklamalarıydı.  Mehmet Barlas’ın “Savaş her zaman kapıdadır” başlıklı yazısında “Çeşitli haber kaynakları, dünyanın bir savaşın eşiğinde olduğunu içeren haberler veriyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, hemen her gün Yunanistan'ın aklını başına toplaması için uyarıda bulunuyor. Sanki bir Yunan savaşı da kapıda gibi… "Bir gün Yunanlılar da Kıbrıs'ı vesile edip yeni bir Türk-Yunan savaşı çıkarırlarsa bu herhalde sürpriz olmayacak"" diye serzenişte bulunması da boşuna değildi.

Mehmet Barlas’ın Türkiye-Yunanistan Savaşı ile ilgili yazısında yakın tarihimizden bazı örnekler vererek tahminlerini güçlendirmesi de çok önemliydi. 2. Dünya Savaşı, Kore Savaşı ve Vietnam gibi vermiş olduğu örnekler günümüze ışık tutuyordu.  Ayrıca Mehmet Barlas tarihte İsrail-Filistin örneğini vererek rahmetli Turgut Özal’ın Boşnak lider Aliya İzzetbegoviç’i uyarırken “Eğer 1948'de Birleşmiş Milletler teklif ettiği zaman İsrail'in yaptığını Filistinliler de yapsaydı ve bir devlet kurulmasını kabul etselerdi bugün bu durumda olunmazdı." diyerek Bosna-Hersek Devleti’nin kurulmasına işaret etmiştir. Şayet birileri de Filistin’i bu şekilde uyarmış olsaydı Filistin’in durumu bugün böyle olmazdı demek istiyordu.

Mehmet Barlas “Savaş her zaman kapıdadır” yazısının son satırında “Yani bir gün Yunanlılar da Kıbrıs'ı vesile edip yeni bir Türk-Yunan savaşı çıkarırlarsa bu herhalde sürpriz olmayacak.” diyerek yakın bir zamanda çıkması muhtemel Yunanistan-Türkiye Savaşı’ndan bahsetmektedir.

Bu konuda detaylar, sebepler ve ayrıntılar konusunda ne kadar Mehmet Barlas’tan farklı düşünsek de sonuçta Türkiye-Yunanistan Savaşı’nın kapıda olduğu konusunda hemfikir olduğumuzu söyleyebilirim.

Kısaca, 2022 yılı veya 2023 yılının ilk 6 ay’ı içinde Türkiye-Yunanistan Savaşı patlak verecek!..

Peki, bize böylesi biri savaşın asıl sebebi ne olabilir?! İşte bu konuyu biz son yirmi yıl içinde defalarca yazdık. Türkiye-Yunanistan Savaşı aslında bir sebep/bahane! Asıl önemli olanı emperyalist küresel güçlerin hazırlamış olduğu 100 yıllık planın 2023 yılında sona erdirilmesidir. Bu plana karşı da Türkiye’nin hazırlamış olduğu 2023 Projesi’nin yüzde 90 başarıya ulaşmasıydı batıyı korkutan. 100 yıldır her yolu denediler tutmadı/olmadı. Bu sefer Türkiye-Yunanistan Savaşı’nı deneyecekler!..