PAHALILIK VATANDAŞI CANINDAN BEZDİRDİ

Mar 7, 2026 - 00:30
PAHALILIK VATANDAŞI CANINDAN BEZDİRDİ

Emeklisi, işçisi, köylüsü… Toplumun her kesimi fahiş fiyatlardan yakınıyor. Ama ne yazık ki bu şikayetleri duyan pek yok.

Dilimizde tüy bitti ama yeniden söyleyelim: Enflasyon ile hayat pahalılığı aynı şey değildir. Hayat pahalılığına enflasyon yol açar; ancak hayat pahalılığı yalnızca enflasyonla açıklanamaz.

Kasım 2021 ile Şubat 2026 dönemine bakalım.
Bu süreçte TÜİK’e göre genel fiyat endeksi 6,3 kat arttı. Aynı dönemde gıda fiyatları 7,5 kat yükseldi. İstanbul Ticaret Odası’nın 1995 bazlı Geçinme Endeksi’ne göre ise İstanbul’da genel fiyat artışı 8,6 kat oldu.

Türkiye geçmişte de yüksek enflasyon yaşayan bir ülkeydi. 1980’li ve 1990’lı yıllarda da yüksek enflasyon vardı. Yani enflasyon bizim yabancısı olduğumuz bir durum değil.

Ancak bugün yaşanan hayat pahalılığı, geçmiş dönemlerden çok daha ağır bir tablo ortaya koyuyor.

Eskiden yüksek enflasyon dönemlerinde yılda iki kez zam yapılır ve dönem içinde oluşan kayıplar telafi edilirdi. Alım gücü geçici olarak düşer, ardından yapılan zamlarla bir miktar toparlanırdı.

Ürün fiyatları da döviz bazında çok büyük değişiklik göstermezdi. Örneğin 50 dolar olan bir yemek ücreti yine yaklaşık aynı seviyelerde kalırdı.

Bugün durum tamamen farklı. İşte buna pahalılık diyoruz.

Türk-İş, dört kişilik bir ailenin aylık gıda ihtiyacını düzenli olarak ölçüyor.

Kasım 2021’de dört kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 3.191 TL idi. Bunun dolar karşılığı 298 dolar civarındaydı.

Şubat 2026’da ise aynı gıda ürünlerinin fiyatı 32.365 TL seviyesine yükseldi. Bunun dolar karşılığı ise 740 dolar civarında.

Türk Lirası bazında fiyatlar 10 katın üzerinde artarken, dolar bazındaki artış yaklaşık 2,5 kat oldu.

Bu tablo bize şunu gösteriyor: Türkiye’de yaşanan yalnızca TL enflasyonu değildir. Kasım 2021 ile Şubat 2026 arasında gıda fiyatları dolar bazında yaklaşık yüzde 148 arttı.

Şimdi kendimize şu soruyu soralım:
Doların ana para birimi olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde aynı dönemde fiyatlar dolar bazında ne kadar arttı?

Cevap oldukça net: 2021 ile 2026 arasında ABD’de fiyatlar dolar bazında yaklaşık yüzde 20 arttı.


ZENGİNLİK DEĞİL, SANAL ŞİŞME

Durumu daha net görmek için kişi başına gelire bakalım.

TÜİK verilerine göre 2025 yılında kişi başına gelir 18.040 dolar olarak açıklandı. Gelirin tamamını hesaba kattığımızda bu rakam yaklaşık 18.588 dolar seviyesine geliyor.

Şimdi hesap yapalım.

2021 yılında kişi başına gelir 9.917 dolar idi. Aynı yıl yıllık açlık sınırı yaklaşık 4.083 dolar seviyesindeydi. Yani kişi başına gelir, gıda alım gücünün 2,43 katıydı.

2025 yılında kişi başına gelir 18.588 dolar oldu. Ancak yıllık açlık sınırı 7.932 dolar seviyesine çıktı. Bu durumda kişi başına gelir, gıda alım gücünün 2,34 katına geriledi.

Yani gelir artmış görünse de refah aynı oranda artmadı, hatta bir miktar geriledi.

Eğer refah seviyesi aynı kalsaydı kişi başına gelirin 19.275 dolar olması gerekirdi.

Başka bir ifadeyle, dolar bazında bile refah artışı neredeyse yerinde saymış durumda.


ASGARİ ÜCRETLİNİN DURUMU

2021 yılında asgari ücretle çalışan bir kişi yıllık 3.931 dolar gelir elde ediyordu. Bu rakam kişi başına gelirin yüzde 39,6’sına denk geliyordu.

Aynı zamanda yıllık gıda ihtiyacının yüzde 96’sını karşılayabiliyordu.

2025 yılında ise asgari ücretlinin yıllık geliri 6.734 dolar oldu. Ancak bu gelir kişi başına gelirin yalnızca yüzde 36,2’sine karşılık geliyor.

Yani asgari ücretlinin ülke gelirinden aldığı pay azalmış durumda.

Eğer aynı pay korunmuş olsaydı yıllık gelir 7.361 dolar olmalıydı. Bu da yaklaşık yüzde 9’luk bir kayıp anlamına geliyor.

Açlık sınırı açısından bakıldığında tablo daha da ağır.

2021 yılında asgari ücretli, yıllık geliriyle açlık sınırının yüzde 96’sını karşılayabiliyordu.

2025 yılında ise yıllık gelir 6.734 dolar, yıllık açlık sınırı 7.932 dolar oldu. Yani asgari ücretli artık açlık sınırının yalnızca yüzde 84,9’unu karşılayabiliyor.

2021 yılındaki alım gücü korunmuş olsaydı, asgari ücretlinin yıllık geliri 7.639 dolar olmalıydı.

Bu da yaklaşık yüzde 13’lük bir refah kaybı anlamına geliyor.


Türkiye’de fiyat artışı üzerinden sanal bir zenginlik görüntüsü oluşuyor.

Oysa gerçekte yaşanan şey zenginleşme değil; gizli bir fakirleşme.

Özellikle asgari ücretli kesim ciddi şekilde gelir kaybına uğramış durumda. Emeklilerin durumunu ise ayrıca anlatmaya bile gerek yok.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün: Doları basan Amerika’da bile fiyatlar dolar bazında bu kadar artmadı.

Bu ülke böylesine ağır bir pahalılığı uzun süre taşıyamaz.

Sadece nerede ve nasıl kırılacağını henüz bilmiyoruz.

Temennimiz, birilerinin bu tabloyu görmesi ve vatandaşın sesine kulak vermesidir.