Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Başkent Postası

Sağlık olmadan sağlıklı toplum olunamaz.

Merhaba Arkadaşlar, Belli kanuni şartları taşıyan, görev hakları olan devleti oluşturan kişilere vatandaş diyoruz.Dünyada vatandaşı olmayan bir devlet gösteremezsiniz. Her kişinin sosyal ve ekonomik faaliyetleri ile ilgili bulunan hak ve hürriyetler vardır. Sağlık olmadan sağlıklı toplum olunamaz. Salgın Virüs devam ederken de Toplumu Yaşlılar- Gençler diye ikiye ayırmamalı! 29 Nisan Nisan da nesiller arası dayanışmaya dikkat çeken günün “Nesiller Arası Dayanışma Günü” olduğunu bilerek hareket edelim ve toplumda sinerji yaratalım.Bizler, sivil toplum kuruluşu olarak, toplumdaki sorunları bağımsız olarak ele alıp kamuoyunu bilgilendirme ve aydınlatma görevini yapan, öneriler sunan yasal kuruluşlar, vatandaşlar tarafından belirli hedeflere ulaşabilmek için oluşturulan gönüllü kuruluşlar kurmalıyız.Çünkü dünyada ‘Sosyal Devlet’ anlayışına uyan devletler siyasi ayırım ve bencil siyaset yapmadan her vatandaşına eşit davranarak faaliyet yürütürler. Sosyal Devlet demek,ekonomik ve toplumsal yönden yurttaşların tümüyle ilgilenen, onların yaşam düzeyi, sosyal güvenliği gibi konularda gerekli önlemlere öncelik veren, sosyal sorunlara çözüm üreten devlet, sosyal devlettir.Yeni dünya düzeninde de sosyal devlet anlayışına sahip kadrolar ön plana çıkacaktır ve totaliter anlayışa sahip olanlar eleştirilecektir.Bu bakımdan toplumda ‘Sosyal Entegrasyon’ çok önemlidir.Özellikle de, bireyin diğer insanların kendi hayatlarını yaşama şekline müdahale etmeden, kendi yaşamına yön verme özgürlüğü hakkına riayet etmek, hukuka uygunluk ve adalet anlayışına sahip olmak demektir.Ama, haksızlığa uğradığını iddia ederek sık sık kanun yoluna başvurup hak arama paranoyasına da tutulmamak lazımdır! Her devlet, Aktif ve Sağlıklı Yaşlanma İnovasyon Ortaklığı stratejisi çerçevesinde ortalama sağlıklı yaşam yıllarını iki kat artırmayı planlarken, 85 yaşın üzrindeki pozitif hastaların test sonucunda negatife dönüşmesini de dikkate alarak, salgın virüsle insanlar 65 yaş ile sınırlandırılmamalı,onlara da doğadan zevk alma hakkı verilmelidir! Salgın virüsle mücadele ettiğimiz bir ortamda yaşlılarımızla ilgili ‘Yaşlılık Hukuku ve Hastalıkları ‘ ile ilgili önemli kavramları iyi öğrenmek lazımdır.Mesela Androgoloji, yetişkin eğilimidir. Sosyal ilişkileri devam ettirememe ve sorunsuz davranmaya dayanan karakter bozukluğuna Antisosyal kişilik bozukluğu denir.Kısa süren ve ani gelişen hastalığın adı Akut dur.Yaşlı bireyin bir kaza ya da hastalık nedeniyle yatağa bağımlı olmasına Akut İmmebilizosyon, ağrı korkusuna da Algofobi, hareket gücündeki yokluk haline Akinezi, anlama bozukluğuna Akatolepsi, konuşamama haline Afazi, yemek yemekten kaçınmaya Afaji, yalnız kalıp kalabalık yerlere girmekten duyulan korkuya Agurofobi, bunamaya Afreni,solunumun normalden yavaş olmasına Bredipne, hukuk işleminin ölü doğmasına Butlan, beynin ileri yaşlarda bilgi , davranış ve gündelik yaşamı sürdürmede gösterdiği yetersizliğe Demans, yaşlılık bunamasına Demans senilis, Solunum güçlüğüne Dispne,orta derecede zeka geriliğine Embesilite, ilaçlara düşkünlüğe Farmokofili, kişinin sadece bedensel olarak değil, beyin fonksiyonları ve ilişkileri ile birlikte değerlendirilmesine Fonksiyonel Yaş denir. Geropsikiyatri, yaşlının ruh sağlığı, geriatrik psiķiyatridir.Hıfzısıhha ise, sağlıklı yaşamak için gereken önlemlerin bütünüdür, yani hasta olmadan bütün önlemleri almak ve salgına karşı hazır olmak demektir. Hipersomni de, geceleri normal süre uyuduğu halde gündüzleri aşırı uykululuk durumudur.Hipertermi, vücut ısısının normal değerlerin üstüne çıkması, Hipoglisemi de, kan şekerinin düşmesi sonucu oluşan durumdur.Malpraktis ise, tıpta uygulama hatalarıdır.Mitamoni de, yalan söyleme hastalığıdır. Yalan söyleme hastalığından kurtulduğumuz gün daha ileri seviyelere gidebilmemiz mümkündür.Pozitif Ayrımcılık ise, sosyal ekonomik ve politik yaşamda yaşlılar gibi taşıdıkları özellijler nedeniyle dışlanmışların, dışlanmışlıklarını azaltmak ve engellemek amacıyla ortaya konulan politika ve uygulamalardır.Presbiyofreni Bunama, presbiakuzi, yaşlılığa bağlı ağır işitme, presbiyopi ise,yaşın ilerlemesiyle yakından çalışma yeteneğinin bozulmasıdır. Bu bakımdan insanların sağlıksızlığa neden olduğu bilinen davranışlarını değistirmelerine yardımcı olmak için psikolojik kanıtlara dayanan tekniklerin kullanılması gerekir ki, buna da Sağlık Koçluğu diyoruz.Günümüz Türkiye’ sinde sağlıklı yaşlanma için, çok fazla eğitimli Sağlık Koçu yetiştirmemiz gerektiği de ortadadır. Çünkü, Sağlık Koçu olan insanlarımız daha da uzun yaşama zevkini kazanırlar.Sosyal bakım da, bakıma muhtaç kişilerin bakımını psiko-sosyal temeller üzerine kuran hizmetler bütünüdür. Kentleşen Toplum aynı zamanda karşılıklı bağlılık ve sağlıklı sosyal ilişkilerde bulunma hali olan Sosyal Dayanışmaya daha fazla ağırlık vermelidir.Bu bakımdan sosyal ilişkiler ağının artması, toplumun bilinçlenmesine, bilmediklerini öğrenmesine, eksik bilgilerin ve uygulamaların durdurulmasına, insanlarımızın kadın- erkek demeden sosyal aktivitelere katılmasıyla sosyal hayat içerisinde değerli bir insan olduğunun farkına varmasına ve yalnızlıkla mücadele edilmesine vesile olur.Böylece toplumda sevgi saygı nezaket ortamı doğar ve kültürel birikimlerle her türlü şiddete karşı kendiliğinden önlem alınmış olunur. Ülkemizde, Madrid Yaşlanma Uluslararası Eylem Planı doğrultusunda Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı olmasına rağmen uygulanıp uygulanmadıği konusunda farklı görüşler vardır. Akdeniz Üniversitesi de yaşlıların yaşam şartlarını ortaya koymak amacıyla “Türkiye Gerontoloji Atlası Araştırmasını. Gerontoloji Vakfı da 2050 yılına kadar Türkiye deki yaşlılarda görülebilecek rahatsızlıkları ve hastalıkları inceleyen iki ciltlik eser yıllar önce yayınlanmasına rağmen, gerçek yaşamda uygulamasını göremediğimiz için de üzülmek gerekir. Dünyada Uluslararası Çalışma Örgütü olarak bilinen ILO da, ülkelerin çalışma yaşamını düzenleme yolunda işbirligi yapma, sosyal adaleti sağlama ve yoksulluğu önleme doğrultusunda oluşturulmuş donanımlı bir uluslararası kuruluştur ve deneyimlerinden faydalanilmasi gerekir; yine BM in Malta da kurduğu Uluslararası Yaşlılık Enstitüsünün verilerinden de faydalanmak lazımdır. 1982 yılında hazırlanan Viyana ve Madrid Uluslararası Yaşlanma Eylem Planının da incelenmesi ve güncelleştirilmesi gerekir.Çünkü bu bildirilerde yaşlılara sunulacak fîrsat ve imkanlarla birlikte, her yaş için ayrı bir dünya, ayrı bir toplum inşa etme taahhüdünü gösteren bilgiler vardır. Türkiyemiz de de Yaşlılarla en fazla ilgilenen sivil toplum kuruluşu Türkiye Emekliler Derneğidir. Doç.Dr. Fatma Arpacı’nın “Türkiye Emekli Profili”, ” Farklı Boyutlarıyla Yaşlılık”,ve Prof.Dr.Nuray Kırdı ile ” Dün Bugün ve Yarın Yaşlılık 21. Dönem Mv. Av.Cafer Turan Yazıcıoğlu ve M.Emin Tangören’in yazdığı “Olaylar ve Kararlarla Yaşlılık Hukuku” ” Yaşlılık Çalışmaları”,ve TÜED Gnk.Bşkanı Kazım Ergün’ün Ulu Önder Atatürk’ün emekliye ayrıldığı 30 Haziran 1927 tarihini ” Emekliler Günü” ve aynı haftayı ” Emekliler Haftası” olarak çeşitli etkinliklerle kutlayan ve Ulu Önder Atatürk’ün Emeklilik Belgelerini ilk defa yayınlayan Türkiye Emekliler Derneği Genel Başkanı Kazım Ergün’ü kutluyorum.Sonuç olarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü ile makalemizi bitirmek istiyorum: ” Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır.Mazide muktedirken bütün kuvveti ile çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin istikbale güvenle bakmaya hakkı yoktur.”.. Saygılarımla. 27 Nisan 2020 ORAN/ ÇANKAYA- ANKARA

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER