Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Başkent Postası

ŞİDDET TOPLUMU ÜZERİNE

Eski adıyla camia, yeni adıyla toplum, “Aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü, cemiyet” anlamındadır. Topluluk, zümre anlamındaki cemiyet sözü, sosyal bir varlık olan insanın toplu hâlde yaşadığı sosyal bir ortamı ifade eder. Sosyal ortamı paylaşan insanlar ortak toplumsal değerleri, ortak dinî duyguları, ortak sevinçleri ve hüzünleri paylaşırlar. Herkes birbirinin can, mal güvenliğine, namusuna, kederine, kaderine saygılıdır. Tüm bu değerleri birlikte korumak en önemli toplumsal erdemlerdendir.

Sadece toplumsal kurallarla değil, hukuki kurallarla ve devlet otoritesiyle uyumlu yaşayan bireylerin sorunu olmaz. Bir kimse komşusunun evine girip hırsızlık yapamaz, mahalle bakkalından bie şey çalamaz ya da komşusunun evini haberi olmadan satamaz. Yine içinde yaşadığı toplumun değerlerine saygılı bir birey, akraba, eş dost ve komşularının yararını gözetmekle kendisini sorumlu hisseder. Yakınlarının, komşularının veya aynı sosyal çevrede aynı mahallede, aynı köyde hatta aynı şehirde yaşayan bireylerin yaşam hakkına, mal mülk edinme hakkına saygı göstermek zorundadır. Bir komşusunun ya da akrabasının evine, arabasına, çocuğuna, karısına veya kocasına el süremez. Ona maddi veya manevi zarar vermez.

Yukarıdaki örnekleri çoğaltabiliriz. Son günlerde ülkemizde yaşanan çocuk kaçırmalar, çocuk tecavüzleri, kadına şiddet, kadın tecavüzleri ve ölü bulunan çocuklar ile kocası tarafından öldürülen kadınlar; toplumsal şiddet konusunda dünya ülkerinden geride olduğumuzu gösteriyor.         Aynı şehirde, aynı ilçede, aynı köyde, aynı apartmanda yaşadığı komşusunun çocuğuna zarar veren onu kaçırıp, tecavüz edip öldüren “insan” diye tanımlanan yaratıkları nasıl izah edebiliriz? Kadın, çocuk ve savunmasız insanlara yönelik toplumsal şiddetin gün geçtikçe artması, kendi toplumuna “Yabancılaşan” daha doğrusu “Yaban”laşan insanların ruhsal sağlıklarını nasıl düzeltebiliriz. Ruhsal anlamda sağlıklı bireyleri nasıl yetiştirebiliriz?

Doğuda 4 bin 500 Kadın Yaşadığı Şiddetle İlgili KAMER’e başvurdu

KAMER (Kadın Merkezi) Vakfı, AB Türkiye Delegasyonu ve Açık Toplum Vakfı’nın desteğiyle gerçekleştirdiği araştırmanın raporunda dört ana sorun yer alıyor. Evlilik içi tecavüz, aile içi şiddet, erken ve zorla evlilikler ve aile içinde çocuklara yönelik cinsel istismar. “Kadın Hakları İnsan Haklarıdır” başlığı altında Ocak 2014 – Mayıs 2015 arasında gerçekleşen ve üç rapor halinde sunulan proje, alışılagelmiş kadına şiddet çalışmalarından farklı özellikler taşıyor: Tanıklıklarla rakamları ete-kemiğe, özellikle kana büründürüyor, kadın hakları açısından Türkiye’deki bölgeler arası dengesizlikleri gözler önüne seriyor ve “Öteki Türkiye’nin kadınları”nın hep en uzakta kalıp duyulmayan seslerini duyurmaya çalışıyor.

Doğu ve Güneydoğu’dan 23, Karadeniz’den üç şehri kapsayan ve toplumsal cinsiyet rolleri konusunda farkındalık yaratmayı, kadınların ve LGBTİ bireylerin desteğe ulaşma süreçlerine eşlik etmeyi ve aksaklıkları raporlamayı amaçlayan proje boyunca, 24 bin 723 kadınla kendi evinde yüz yüze görüşme yapıldı. Veriler İstanbul, Sabancı ve Dicle Üniversiteleri öğretim üyelerinin katkılarıyla değerlendirildi.

Yüz yüze görüşülen 24 bin 723 kadından 4 bin 500’ü yaşadığı şiddetle ilgili olarak KAMER’e başvurdu. Ancak sadece 1308’i yaşadığı şiddetten kurtulmak için harekete geçti. KAMER onlarla ayrıca bir izleme çalışması yürüttü ve 431’ini örneklem olarak ele aldı. Anlattıkları büyük, çetrefil ve ancak bir seferberlikle çözülebilecek dört ana sorun olarak rapora yansıdı: Evlilik içi tecavüz, aile içi şiddet, erken / zorla evlilikler ve aile içinde çocuklara yönelik cinsel istismar. 

“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu” Raporları

“Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu”nun 2018 Şubat ayı raporuna göre; bu ay içinde 28 günde 47 kadın cinayetinin yaşandı. Ocak ayında 28 kadın cinayeti yaşanmışken, bu cinayetlerin 13’ü şüpheli ölüm iken 15’inin nedeni tespit edilemedi. Şiddete karşı gerçekçi çözümler yerine, modern olmayan hadım ve idamın gündem edilmesi; kadına ve çocuklara yönelik şiddet konulu davalarda indirim uygulanması; kamuoyunun talepleri yerine oyalayıcı açıklamalarda bulunulması kadına yönelik şiddetin artmasında etkili.

2018 yılı Nisan ayında kadınlar yine kendi hayatlarına dair karar almak istediği için öldürüldü. Bu ay içerisinde öldürülen 30 kadından 10’u bu sebeple öldürüldü. Bir önceki aya göre kadın cinayeti sayısında artış oldu.

2018 yılı Mayıs ayında 37 kadın öldürüldü. Mayıs ayında kadınların 13’ü şüpheli ölümle hayatlarından oldu, 12’si tespit edilemedi, 6’sı ekonomik nedenlerle, 3’ü kendi hayatına dair karar almak isterken, 2’si boşanmak ve 1’i barışma teklifini reddettiği için öldürüldü.

2018 yılı Haziran ayında 39 kadın öldürüldü. 39 kadından 18’inin neden öldürüldüğü tespit edilemedi, 14’ünün faili belli değil. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü bilinmeyince ve buna göre adil bir yargılama yapılmadıkça şiddetin artışı da engellenemiyor.

Yukarıda her ay basına yansıyan kadına yönelik şiddet haberleri ile ilgili kısaca bilgi verdik. Kadın cinayeti haberleri şikâyete bağlı olmaksızın direkt kamuya yansıyorken; cinsel şiddet ve çocuk istismarı haberlerinin ortaya çıkması, gerek bu suçların şikâyete bağlı olması gerek soruşturma ve dava süreçlerinin devam ediyor olmasından dolayı net sayının belirlenmesi zorlaşmaktadır.

Neden Başvurmuyorlar?

Araştırma raporları, şiddete maruz kalan kadınların yüzde 50,5’inin karakol, savcılık, arkadaş veya ailesinden destek istediğini, yüzde 49,5’inin ise kendisine engel olunması, korkması veya benzer nedenlerle hiçbir yere başvurmadığını ortaya koyuyor. En şaşırtıcı sonuçlardan biri de şiddet gören kadının ilk olarak ve yüzde 95 gibi büyük bir oranda ailesinden destek istemesi ancak sadece yüzde 20’sinin bu desteği görebilmesi.

İnsanımızın eğitilmesini, ruh ve beden sağlığının eksiksiz olabilmesi için devlet ve toplum olarak üzerimize düşeni yapmalıyız. Vicdan, merhamet, sevgi ve saygının köreldiği bir şiddet toplumu hâline gelmiş isek, başımızı öne eğip kara kara düşünmek yerine acil önlemler almalıyız.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER