Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Başkent Postası

ŞİDDET ÜZERİNE BİR DAKİKA DÜŞÜNME

Şiddet  sözü, Türkçe Sözlük’te  “Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik, hız, bir hareketten doğan güç, karşıt görüşte olanlara kaba kuvvet kullanma” anlamlarındadır. Bu sözün mecazi anlamları Türkçe Sözlük’te   “Kaba güç” ve  “Duygu veya davranışta aşırılık” biçiminde yer almaktadır.  “

    Şiddet toplumun her köşesinde kol geziyor insanlar şiddetten nasıl korunacağını ve çevresini nasıl koruyacağını bilemiyor. Bir insanın yakın çevresine ve toluma karşı davranışlarında görülen korku, nefret, hırs, kıskançlık, öç alma dugusu vb. tül negatif dugular, yıkıcı eylemler; bir insanın şiddete doğru sürüklenmesini sağlayabiliyor. Bu zararlı duygu ve eylemler kendi benzeri duyguları besleyebiliyor. Yoksulluk cehaleti, cehalet korkuyu, korku nefreti, nefret şiddeti doğuruyor. 

– Şiddet, çıkış yolu bulamayan insanın tek başvuracağı yöntemdir.

– Şiddet, zalimin mazluma dayatmasıdır. 

– Şiddet, nefret eden insanın öç almasıdır.

– Şiddet, kıskanan insanın tavrıdır.

– Şiddet, din, mezhep, ırk, statü, renk ve parayı çıkarları için kullanmak adına dünyayı birbirlerine dar etmektir.

           Hannah Arendt, en çok satılan kitaplarından biri olan Şiddet Üzerine adlı kitabında, şiddet ile “söz”ün imkânsız birlikteliğinden söz ediyor; savaş ile devrimi şiddet olgusu üzerinden kıyaslıyor; bir “devrim aracı”, değişim aracı, politika aracı ve doğrudan iktidar aracı olarak “şiddet’in anlamını sorguluyor.  “Şiddetle değişen bir dünya, ancak daha çok şiddetin varolduğu bir dünya olur.”

       Hannah Arendt’in  söyleminden yola çıktığımızda, “Şiddetle değişen bir dünyanın daha çok şiddetin varolduğu bir dünya” olacağını, dünya tarihinde yaşanmış tecrübelerden az çok tahmin edebiliyoruz. Biliyoruz ki; 

– Birinci Dünya Savaşı’nda 17 milyon asker ve sivil öldü.

– İkinci Dünya Savaşı insanlık tarihinin en kanlı savaşıydı. Sona erdiğinde 60 ile 65 milyon arası insan ölmüştür. Bunların 27 milyonu Sovyet, 10 milyondan fazlası Çinli, 6 milyonu Yahudi, 6 milyondan fazlası Alman, 3 milyondan fazlası Polonyalı, 2.5 milyonu Japon ve 1.5 milyonu Yugoslav.

                Şiddetin ve Savaş Bir Arada    

    Suriye’de 15 Mart 2011’de ülkenin güneyindeki Deraa’da, komşu ülkelerdeki “Arap Baharı”ndan esinlenen demokrasi yanlısı gösteriler başladı. 

    İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Mart 2018 itibarıyla 106 bini sivil 353 bin 900 kişinin ölümünü belgeledi. Bu sayılara kaybolan ve öldüğü sanılan 56 bin 900 kişi dahil değil. Kuruluş 100 bin kişinin ölümünün belgelenmediğini tahmin ediyor. 400 binden fazla insan öldü ya da kayboldu.

    Suriye’deki uluslararası insan hakları hukuku ve insan hakları hukuku ihlallerini kayda geçiren İhlalleri Belgeleme Merkezi adlı kuruluş sivillere yönelik saldırıları da dahil ihlalleri belgeledi. 2018 itibariyle 119 bin 200’ü sivil, 185 bin 980 çatışma kaynaklı ölüm kayda geçirildi. 

    Artık mesele, Esad yanlıları ve karşıtları arasındaki savaşın çok ötesinde küresel bir savaşa dönüştü. Bölgede çıkarları olan ABD, AB ülkeleri, İran, Arabistan, Rusya, Çin ve daha birçok devletin vekâleten yürüttüğü savaşa döndü. Doğalgaz savaşı, Petrol savaşı, Mezhep savaşı, enerji yoları savaşı, sömürge bölgeleri yaratma savaşı, kukla devletler kurma savaşı, Müslüman halkları “Arap Baharı” ile başlayan sözde “demokrasi getirme”, geçekte “dize getirme” savaşları…

     Her biri kendi gündemlerine sahip olan çok sayıda örgüt ve ülke durumu çok daha karmaşıklaştırıyor ve savaşın uzamasına neden oluyor. Suriye’deki dini gruplar arasındaki nefreti körüklemek, Sünni çoğunluğu, Esad’ın da mensubu olduğu Alevi toplumuna karşı savaştırmakla suçlanıyorlar. Bu bölünmeler, tarafların katliamlar yapmasına, toplumları yıkıma uğratmasına ve barış umutlarının azalmasına neden oldu. Aynı zamanda bu ortam IŞİD ve El Kaide gibi örgütlerin güçlenmesine yol açtı. Kendi kendilerini yönetmek isteyen, ancak hükümet güçleriyle savaşmayan Suriyeli Kürtler de savaşa yeni bir boyut ekledi. 

Türkiye’de çocuk ihmal ve istismarıyla ilgili veriler

    Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, tarihte en geniş kabul gören insan hakları belgesidir. 20 Kasım 1989 tarihinde onaylanan bu sözleşme sayesinde artık çocukların hakları yasalarca da tanınıyor. 20 Kasım günü tüm “Dünyada Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır. Türkiye, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi 1990 yılında imzalamıştır. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, hukuki ve ahlaki olarak çocukların sağlık, eğitim, barınma, beslenme, korunma, güvenlik ihtiyaçları ile hayat hakkı, psikolojik korunma hakkı, fiziksel korunma hakkı vb. çocuk haklarını kapsamaktadır.

    Ülkemizde giderek yaygınlaşan çocuk ihmal ve istismarı ile topyekûn mücadele edilmesi, çocukları koruma ve çocuk adaletini sağlamak için çocuk ihmali ve istismarı konularında halkın bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır.  

    Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısının son 10 yılda yaklaşık 3 kat artması, “Önce Çocuklar” yaklaşımının ön plana çıkarılmasını öngörmektedir. “Çocuk İhmal ve İstismarı Projesi”nde,  çocuklarla birlikte ve çocuklar için çalışmalar yapmak gereği düşüncesinden hareketle, çocuk ihmali ve istismarı konularında ebeveynlerin bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. 

    – Adalet Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı, son 10 yılda yaklaşık 3 kat arttı.

    – Adli sicil kayıtlarına göre son 5 yılda çocuk istismarı dava sayısında yüzde 50 oranında artış var.

    – TÜİK verilerine göre, 2015 yılında Türkiye’de işlenen suçların yüzde 46’sı çocuklara karşı işlenirken çocuğa şiddet ve cinsel istismar öne çıkıyor. 

    – Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2015 verileri suç mağduru çocuk sayısının yılda 122 bini geçtiği, bunların yüzde 10 oranında cinsel suçlar olduğunu gösteriyor.

    – Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre de yılda ortalama 17 bin istismar davası açılıyor, bu davaların yüzde 45’i mahkûmiyetle sonuçlanmıyor.
    – Adalet verileri, yılda ortalama 8 bin çocuğun cinsel olarak istismar edildiğini ortaya koyuyor.

    – Türkiye’de kadınların yüzde 45’i, erkeklerin yüzde 10’u çocukluklarında en az bir kez cinsel istismara maruz kalmış. 

    – Saldırganların yüzde 60’ı ise çocukların tanıdıkları biri.

            “Koyun kurt ile gezerdi akıl başka başka olmasa’’

    İnsan sevgi tohumları ekerek önlem alamazsa bu güzelim dünyayı çekilmez hâle getirip yok edinceye kadar da bu şiddet süreceğe benzer. Sevgi kalplerde çiçek açtığında ötekileştirme biter, çıkarlar biter, ŞİDDET son bulur. Psikolojik ve fiziksel şiddet uygularken, öfke kusarken;  tokat atmayı, aşağılamayı, hor görmeyi alışkanlık hâline getiren yetişkin insanların sayısı her geçen gün artıyor. Çocuklara, kadınlara, korumasız ve savunmasız kişlere şiddet uygulamanın sıradan hâle geldiği toplumumuzda ŞİDDET yarası her geçen gün büyüyor.

    – Çocuk masumdur. Sizi affeder ama yüreğindeki yara yaşamı boyu sürer. Muhakkak oda ileride potansiyel şiddet yanlısı olacaktır.

    – Ekonomik özgürlüğü olmayan kadın, despot bir yöneticiyle çalışan işçi ve memur da aynı çocuklar gibi şiddete karşılık veremez susmak zorundadır. Susar fakat içinde biriktirip zamanla büyüttüğü duygu onu potansiyel bir ŞİDDET yanlısı yapacaktır. Her ne sebeple olursa olsun VURMAK, AŞAĞILAMAK, ÖTEKİLEŞTİRMEK gibi ŞİDDET uygulamak toplumların ve kişilerin acizliği, sevgisizliği ve barbarlığıdır.

    HACI BEKTAŞ VELİ görsellerinde, ellerinde aslan ve ceylan vardır. Verdiği mesaj:‘’Koyun kurt ile gezerdi akıl başka başka olmasa’’

    Bu güzelim dünyayı çekilmez hale getirip yok edinceye kadar da bu şiddet süreceğe benzer. Sevgi kalplerde çiçek açtığında ötekileştirme biter, çıkarlar biter, ŞİDDET son bulur.

En donanımlı yaratık olan insan’ın,milyonlarca yıldır süregelen  şiddet sarmalından,zaman içinde kurtulacağına.insanlık onurunun şiddeti yeneceğine ve o kutsat zaferin MİLAT olacağına inancım tamdır. 

    Şiddetsiz Toplum Derneği, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfınca 26.sı düzenlenen “Adalet ve Demokrasi Haftası”nda, 28 Ocak Pazartesi günü, 16.00 “Şiddetsiz bir Türkiye’de Yaşamak ve Yaşatmak İçin Forum” etkinliği düzenledi. Şiddetsiz Toplum Derneği,  kamu kuruluşları, yerel yönetimler, medyanın, meslek örgütlerinin ve STK’ların büyük bir bölümünün önemsediği Forum ile insana, hayvana ve çevreye yönelik ŞİDDET’in yarattığı ana sorunları masaya yatırmak, çözüm yöntemlerini ve hedefleri belirlemek amacıyla birçok değerli konuşmacıyı bir araya getirdi. Kadın Çalışmaları Uzmanı Narınç Ataman, Yaşam Koçu Meltem Doğanay, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Emekli Başkanı Yurdakul Eröz, gazeteci, eğitimci, Radyo-TV programcısı Aysel Sadak İltaş, Doğal Yaşam Derneği Başkanı Yıldırım Kaya, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve Şiddetle Mücadele Gönüllüsü Gülistan Aydoğdu, Kültür ve Turizm Bakanlığından Emekli Genel Müdür Gürbüz Mutlu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Uzman Psikoloğu Şenay Ölmez, Türkiye Gençlik Birliği Derneği Genewl Başkanı ve Türkiey Gençlik Federasyonu temsilcisi Erdem Özdil, gazatesi, yazar Orhan Selen, Kadın ve Çocuk Hakları Savunucusu Avukat Jülide Soybaş’ın konuşmacı olarak katıldıkları Forum büyük ilgi gördü.

    Şiddetsiz Toplum Derneği Genel Başkanı Rıza Sümer’in şu cümlesi anlamlıdır:     “Çığlıklarımız duyulsaydı ve içeriği görülseydi, insanlığın utanması gereken şiddet çeşitleri, patlamalar, cinayetler, tacizler, adaletsizlikler, iftiralar, yalanlar, nefret söylemleri ya hiç yaşanmayacaktı ya da istatistiklerde, sayıca düşük veriler olarak yer alacaktı. Son olarak Ukranya’daki, üniversitedeki ve sokaktaki vahşi cinayetler olmayacaktı.” 

    Toplumda kol gezen kadına, çocuğa, çalışana, yaşlıya, yoksula, mazluma uygulanan ŞİDDET’in  yanı sıra siyasetçilerin kendi aralarında ve topluma yönelik şiddetleri de başlı başına ayrı bir Forum’un konusu olmalıdır. 

    ŞİDDET konusunda bir dakikalık düşünme, STK’ların ve devlet kurumlarının bu konuda ciddi çözümler üretmeleri, belki çok ağır şiddetleri önleyecektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER