Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Dr. Muharrem Avcı

SOSYAL GERÇEKLİK ÜZERİNE

Dr. Muharrem AVCI

Haziran-2022’den merhaba sevgili Başkent Postası okurlarımız,

Yeni bir ayı daha kucaklarken, özellikle memleketimiz olan Kastamonu da çok yoğun ve etkinliklerle dolu bir dönem yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Yazımızı kaleme alışımızı geciktiren hususlarda bu etkinlilerle alakalıdır.

Adı pandemi olarak tarihe mal edilen sonra da basit bir gripmiş denilen, bizi iki yıl evlerimize kapatan, okullarımızdan eden bu vaka, dünyanın normal akışını durdurdu ve insanları korku tünelinin içinden geçirdi. Dolayısıyla, iki yıldan sonra ilk kez yüz yüze bilimsel toplantılarımızı,  bahar şenliklerimizi ve mezuniyet törenlerimizi gerçekleştirdik, 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti Kastamonu’da 22. Türk Dünyası Günleri Toyumuzu yaptık. Milli Mücadelemizin aort damarı İstiklal Yolumuzda; askerimiz, polisimiz ve halkımızla elele, savaş uçaklarımızın selamladığı, Gençlik ve Spor Bakanımız sayın Mehmet M. Kasapoğlu’nun katılımcıları ödüllendirdiği İnebolu’dan Kastamonu’ya anlamlı bir yürüyüşü neticelendirdik hem de bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun altında.

Teşekkürler emek veren, gönül veren herkese…

***

“Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.” Eskiler, üslubu ve tarzı böyle yorumluyor.

Yazılarımızı okuyan kıymetli okurlarımızdan bazıları; dünyadan, Türkiye’den, Kastamonu’dan, üniversiteden… vb basamaklara kısacık göz atışlarla karaladığımız satırlara bakarak, bize panoramik yazar demişler, içten teşekkür ederiz hepsine. Yaşanan gerçekliği anlayabilmek için kuyu dibinden gökyüzüne bakmak pek yeterli olmuyor. Her gün evimizden işimize giderken ve işimizden eve dönerken; dünya nereye gidiyor? Biz ne tarafa yuvarlanıyoruz? Yaşadığımız yörede ne olup bitiyor? Tüm bu olup bitenler bizi nasıl etkiyor veya etkileyecek? İşte bu ve benzeri soruların cevaplarını aramak panoramik bir bakışsa, biz de öyle olmaktan mutluluk duyarız. Tuyumuna yaşamadığımız için de ayrıca gururlarınız.

Etrafta öyle insanlar var ki, ne kendilerine ne de başkalarına yararları var, lafa gelince mangalda kül bırakmaz, iki yumurtayı kırıp menemen yapmamış. Vefa nedir? Hakkaniyet nedir? Bihaber ya da kendinden başka hiç kimseyi görmez ve düşünmez. Bütün bu tiplerin sayıları da maalesef git gide artıyor. Biz geniş açılı mercekle etrafı tarıyorsak bunda bir beis olmadığı kanaatindeyiz.

İster bütünden parçaya, ister parçadan bütüne bakalım; yaşadığımız sosyal gerçekliği önce iyi anlamalı ve anlamlandırmalı, sonra da sorunların çözümüne katkıda bulunmak için çaba göstermeliyiz. Etkin ve duyarlı vatandaşlık bilincinin de, medeni yaşamanın da temeli bu olsa gerek…

Denildiği gibi “ Medeniyetleri; aydınlar, sanatçılar ve siyasetçiler kurar, yaşatır, sürdürür. Ve fakat özellikle toplum bilimciler; onu okur, tanımlar, yorumlar ve pazarlar.‘’

Biz, birçok alanda hayatı deneyimlemiş bir kişi sıfatıyla bu ifadelere, öncelikle bir tarif kılıfı oluşturmayı denemek istiyoruz müsaadenizle…

Önce kim bu aydınlar? Bu tartışma, çok uzun yıllardır yapılagelmiş olmakla beraber, biz de ilk adım olarak, kenarından köşesinden bu muhabbete sızalım isterseniz…

  Aydınlar; öğretmenler, ilim adamları, irfan ehli, yazarçizerler, gezginler, medya mensupları, yaşadığı çağa sözü olanlar ve “ Ya bir yol aç, ya bir yol bul, ya da yoldan çekil” diyerek, “ Gelecek seçimleri değil gelecek nesilleri düşünen” onların için mum gibi eriyenlerdir.  Onlar sosyal hayatımızı biçimlendirirler; “kim” ve   ‘’ ne ‘’ olduğumuzu bize öğretirler.

İkinci sıraya siyasetçileri alalım.  Onları da kendi süzgecimizden geçirerek açıklamaya çalışalım.

Siyasetçiler;  toplum halinde yaşamanın gerekliliğinin bilince, temsil ettiği topluma adil ve samimi hizmet üreten, huzurlu bir hayat için yol ve yöntem oluşturan kişilerdir. Bu rolleriyle, siyasetçilerin medeniyet üzerinde çok kesin etkisi olduğu gözlemlenmektedir.

Üçüncü anahtar sözcüğümüz, Sanatçılar. Onlar gerçekten aydın mıdır? Kime sanatçı demek lazım? Evet, bizce kesinlikle aydındırlar ve bizim sanatçı tanımımız içerisinde şöyle bir kapsam bulunmaktadır:

Sanatçılara gelince; yaşadığı dönemin sosyal gerçekliğini yazan, filminde rol alan, tiyatrosunu canlandıran, resmini çizen, heykelini yapan, fotoğrafını çeken, tüm gerçeği duygularıyla yoğurarak dönemi eleştirel yansıtan ustalardır.

Medeniyeti anlama ve kavramada kilit rol sahibi, Toplum bilimciler (sosyologlar) ise; sonu sınırlı, ömür adı da verilen dönemlerinde toplumunun her alanda meydana gelen ilişkilerini, olaylarını,  gelişmelerini, durağanlığını, dönüşümünü, bireyler arası etkileşimini, sosyal gerçekliğini, küresel akışını… vb yapılarını gözleyip derleyen maniple etmeden analiz eden, kurumuna, ülkesine ve dünya pazarına sunan bilim insanlarıdır. Bu kıymetli şahsiyetler, henüz yaşadıkları toplumda pekiyi anlaşılamamış olsalar da; toplum olarak kimliğimizi, ilişkilerimizi, yapımızı ve etiketimizi belirleyen her ne varsa, bunların takdimciliği ve tanıtıcılığı sayesinde gelişmiş ve kabul görmüştür.

Geçmişte, güçlü devlet adamlarının ve siyasetçilerin en çok ihtiyaç duyduğu danışmanlar ve yardımcıların; şahsiyetli ve dürüst, devleti ebed müddeti ilke edinmiş, bu medeniyet inşacıları olduğu görülmektedir.( Kültürel geçmişimizle ilgili kitaplar; Kutadgu Bilig ve Siyasetname… vb eserlere göz atıp TV’lerdeki tarihi dizileri iyi inceleyiniz lütfen)

Peki, bu gün nasıl acaba? Bu sorunun cevabını siz saygıdeğer okurlarımıza bırakıyoruz. Şayet aksine durumlar gözlemliyorsanız,  “kılavuz ve karga meselini” hatırlatmakla yetinelim sadece… Arife tarif gerekmez.

Temmuz- 2022’de buluşmak dileğiyle… Kurban Bayramımız mübarek olsun. Selam ve saygılarımla…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER