Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Ramazan Ercan BİTİKÇİOĞLU

TEYAKKUZDA MIYIZ?

TEYAKKUZ nedir bilir misiniz?

Teyakkuz, yaḳaẓ (uyanık olmak) köklüdür. Uykudan uyanma, gözünü açma, gafletten kurtulma, uyanıklık gibi mánâları vardır.

Teyakkuz hâli, olması muhtemel bir hadiseyi pür dikkat beklemektir. Meselâ ordu yàni Silahlı Kuvvetler, düşman bir devletteki en küçük bir kımıldayışa karşı sürekli teyakkuz hâlindedir.

Teyakkuza geçmek ise yine muhtemel bir tehlikeye karşı haber alır almaz, veya hissedildiğinde tetikte beklemek, yâni müteyakkız olmaktır.

Kahramanmaraş 6 Şubat Zelzelesi yalnızca bölgenin on (10) ilini sallayıp sarsmadı. Milletçe hepimizi sarstı, üzdü, kahretti, yardıma sevketti ancak…

Ancak… Bu büyü felâket hálâ bizi teyakkuza geçirmedi!.

Birkaç bilim insanı cesaretle, birkaçı da korka korka söyledi. Şu anda tüm Türkiye olarak yegan yegan hepimizi ağlatan bu büyük fay kırılmaları, tá Marmara’ya uzanan kuzeydeki fayı da etkileyebilmiş olabilir dediler.

Bu büyük afetle ilgili teyakkuz hâlinde değildik. Kayıplar o yüzden fazla diyor bilim dünyası. Doğrudur fakat her yönüyle doğru bir tesbit değildir.

Türkiye’de son yüz yılda her şey Ankara ve İstanbul içindi çünkü. Deprem de kıtlık da bu iki il için hasseten de İstanbul için konuşulurdu. Belki İzmir’i de katarsanız birkaç il için müteyakkız olmak yeterdi.

Türkiye’nin başka neresi sallanırsa sallansın, Ankara ve İstanbul sallanmasın. Hoş İstanbul için de teyakkuz hâline hakkıyla geçilmedi.

Fakat hiç değilse konuşuluyor, insanlar da böylece “ya olursa” diyerek teyakkuzda kalıyor ve yeni binaların deprem yönetmeliklerine tam uyup uymadıkları da ilgililerce daha ciddî olarak kontrol ediliyordu.

Maraş merkezli Doğu Anadolu illerinde ise bu kadarı dahi yapılmadı. Bazı bilim insanları o bölgeler için de tehlikeye işaret ediyorlardı ancak teyakkuz hâli görülmüyordu. Yüzyıldır olmamış, daha olmaz havası vardı.

Yàni maalesef uyanık (ágâh) değildi Anadolu. Ve İstanbul’un olduğu kadar Anadolu’nun da yöneticisi olan ricâl-i devlet de adeta ayakta uyuyordu. Üstelik “adam sende uyuyalım” dercesine…

Uyanık, basîret sâhibi, sırlara vâkıf, fevkalâde düşünceli ve müteyakkız devlet adamlarımız yok. Bozuk düzen böyle insanların zuhuruna mani oluyor. Millet bozuluyor ki, arasından kendini yönetsin diye seçtikleri de bozuk oluyor. Bozuktan düzgün çıkar mı? Mantığa aykırı.

* * *

Evet dostlar, dehşetli bir deprem daha yaşandı ülkemizde ve maalesef yine, her zamanki gibi bir şey değişmedi.

Ne beyinlerimiz değişti ne huy ve ahlâkımız.

“Utanırlar mı? Hiç sanmam…” diye yazmış, genişçe anlatmıştım bunu.

En gıcık kaptığım şey de, “Biz ne afetler gördük, milletçe hepsinden alnımızın akıyla çıktık” türündeki popülist zevzeklikler…

Bir deprem oldu… Hiçbir halt olmadığımızı anladık. Yalan mı?

Bir deprem oldu… Hiçbirimize hiçbir müsbet değişiklik sağlamadığını, birçok işimizin göz boyamadan ibâret olduğunu gördük. Yalan mı?

Palavrayı bırakın. Bilmez misiniz, can çıkar huy çıkmazmış. Eğri oturalım doğru konuşalım her şey eski tas, eski hamam… 08.02.2023

071631 0000000000dpr

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER