ramercbey @ gmail.com

Ünlü bir feylesofun sözüdür: Gölge etme başka ihsan istemez. “Sen işi daha beter etme yeter” mánâsında bir söz. Zira bazıları böyledir, kaş yapayım derken göz çıkarırlar...

Geçmiş zamandı, tarihini tam hatırlamıyorum. İTÜ’de “müzik haramdır” muhtevalı bir bidiri dağıtmışlardı.

Günümüzde maalesef “sallama fetva” enflasyonu var. Keyfe má yeşâ, heva ve hevesine göre Kur’ân’ı yorumlayanlar mı ararsın, dini kuşa çevirip bir hümanizma haline getirenler mi, her telden, her taifeden, her bozuk meşrepten adam cirit atıyor ülkemizde.

Belki onlara bu tür şeyler yapmaları bir vazife olarak da verilmiştir. Pekâlâ neden bu kadar çabuk inanıyoruz bu bozuk takıma?

Çünkü nefsimizi terbiye edebilmiş, kendimizi günahlardan yeteri kadar kaçınır hale getirebilmiş değiliz.

Ve sormuyor, araştırmıyoruz. Hele sosyal medya hâkimiyeti çağında bu vaziyet zirve yaptı. Musikinin ne kadarı haramdır, hangi tür mûsikî gaflettir? Araştırsak, öğrensek ya.

Gaflete düşürmeyen, bilakis ágâh eden mûsikî yok mudur? İcra kaabiiyetim yok amma tasavvuf ve bir kısım Türk Sanat mûsikîsini severek dinler, en büyük şifa olan Kur’ân tilaveti yanında bunlarla da bir nebze olsun ruh yorgunluğumu gideririm.

Başka türden mûsikîyi de dinlediğim olur. Yeter ki kaliteli olsun, gaflete düşürmesin. Meselâ Cem Karaca’nın “Allah yâr yâr… ALLAH yâr” şarkısını pek sever, ilâhî gibi dinlerim..

Merhum Barış da Cem de hakiki sanatçılardı.. Onlar arkadaşlıklarını da hiç bozmadılar. Sağ sol kavgaları ayyuka çıktığı günlerde kampların biri Cem’i, diğeri Barış’ı kullanmaya kalktı ama ikisi de buna pek yüz vermedi.

“Kul Ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi / Kimseler anlamazdi ya nasip ne demekti / (…..) Mahalleye dert oldu Kul Ahmet‘in ceketi..”

Barış Manço’nun; gençlik yıllarından tanıdığı, Bağdat Caddesindeki Şaşkınbakkal’a adını veren Ahmet Koşar’ın konu edildiği bu “Ahmet Bey’in Ceketi” şarkısını da severek dinlerim..

Osmanlı ruh tababetinde (Batı’ya aslını öğrettiğimiz psikiyatri) mûsikîyle tedavi vardı. Akıl-ruh sağlığı uzmanları, av eti tedarik ettirip hastalarını protein değeri yüksek gıdalarla besler, mûsikî tedavisi yaparlardı.

Ah hakiki sanatçılar.. Üzerinizde büyük bir yük var. İnsàna iyi gelecek şeyler üretiniz. Hedefiniz para olmasın lakin bilin ki güzel işler yaparsanız para yönünden de hiçbir sıkıntı çekmezsiniz.

Bir ara arabesk modaydı. Bilmiyorum ama galiba hayli puan kaybetti. İnsànı dertlendirip yoktan yere hasta eden marazî bir mûsikî idi arabesk. Şimdi gençler daha ziyâde pop şarkılarına yöneldi. Onlar da başka cihetten ruh sağlığına zarar veriyor, akla ziyan şeyler.

Mûsikî haram olabilir diyerek sanatçılara düşmanlık edenler, mûsikîden, sanatseverlerden korkmayın.. ince ruhludur onlar. Siz kaba saba, eşek tabiatlı, nádân insan müsveddelerinden korkun.

Trafikte ahmakça korna basıp duran, sonra utanmadan bir de inip kendisine yol vermedi diye (hattâ bir kadınla bile) kavgaya tutuşan eşşek heriflerden rahatsız olun. Asıl bu haramları düşünün, bunlar da kul hakkı, asıl bunları anlatıp kamuoyu oluşturun.

Merhamet katili çağa ayak uydurmayınız. Zavallı bir köpek ya da kediye zulmeden cehennemliktir. Bırak zulmetmeyi, elinde imkân olanın yardımcı olmaması dahi günahtır.

Unutmayın siz, leyleklerin bakım ve tedavisi için vakıf kurmuş bir neslin ahfadısınız. Muhterem ceddinize layık olmaya çalışın. 03.04.2022