m.tazeoglu @ gmail.com

Ne acıdır ki şu memlekette, Temel Aile Değerlerimizin göz göre göre , TV, Radyo, Sosyal Medya ve diğer mecralar marifetiyle nasıl zedelendiği, nasıl yok edildiği, diziler, sinemalar ve sözde tiyatrolar marifetiyle, çocuklarımızın ve gençlerimizin ahlaki yapılarına nasıl olumsuz örnekler teşkil edildiği; market poşet ücretinin beş kuruş fazlası eksiği kadar, soğan, patates, süt fiyatlarının üreticiden tüketiciye gelene kadarki yolculuğu kadar, asgari ücret tespiti için bakanlar ve sendikalar nezdinde Kırk Bir kere “çalıştay” yapılması kadar, Yirmi İki kişinin bir topun peşinden Doksan dakika hunharca koşmasının teknikleri ve taktikleri kadar, ve nihayet bir maskenin insanlığı koronavirüsten nasıl koruduğunun koca koca profesörler tarafından o akla sığmaz bilimsel izahları kadar gündeme gelmiyor, konuşulmuyor, tartışılmıyor, gündem olmuyor...
Öyle değil mi vakt-i zamanında, 600 Milletvekilimiz gece gündüz çalışıp; MARKET NAYLON POŞETLERİNİN ÇEVREYE VERDİĞİ ZARARI önlemek için, 2019’un başından itibaren marketlerde PARALI satılmasını öngören YASAYI çıkartmadılar mı?... Çıkarttılar, iyi de ettiler, çünkü çevreye zararı büyüktü...
Her sene koca koca Bakanlar, Meclisteki komisyon üyeleri, kelli felli bürokratlar ve “Krallardan biraz hallice” sendika başkanları günlerce asgari ücreti tespit için toplanmıyorlar mı? Tabi ki toplanacaklar çünkü geçim derdi var, önemli bunlar... Bu örnekleri çoğaltabiliriz de...
Gelin şapkamızı önümüze koyup düşünelim ve düz mantıkla gidelim:
- Avrupa üçüncü köprü istemedi, yaptık; iyi de ettik...
- Avrupa üçüncü havalimanını istemedi, yaptık, ilk etabını açtık, yapmaya devam ediyoruz; iyi de ettik, ediyoruz...
- Avrupa-Amerika enerji koridoru olmamızı istemiyor, olduk, Türk Akımını tamamlayarak enerji koridoru olmaya devam ediyoruz; “Mavi Vatan” ülküsü için mücadele ediyoruz, doğalgaz, petrol arıyoruz, iyi de yapıyoruz... İstemiyorlar ama biz yapıyoruz, iyi de ediyoruz...
PEKİ ACABA NEDEN;
- Avrupa bizim aile bütünlüğümüzü yıkmak istiyor; ahlaksızlığı, ensest ilişkileri, sapıklığı körükleyen dizileri, sinemaları, sözde güldürü tiyatrolarını, sapık supuk yarışma programlarını yaymamızı istiyor, biz de AYNEN İSTEDİKLERİ GİBİ yapıyoruz? Ve neden, bırakın engellemeyi, nerdeyse teşvik ediyoruz?,
Neden âdeta bir bostan korkuluğu gibi duruş sergileyen RTÜK’ü vergilerimizle beslemeye devam ediyoruz? (Zıkkım olsun bu arada) Ve neden bu etkisiz ve gereksiz kurumu kapatmıyoruz veya aslî görevlerini yapmaları için iyileştirmiyoruz?
Neden, tüm protokollerde boy gösterip AİLE BAKANLIĞINI dizayn eden, nerdeyse çaycısını bile siyasete sokup her seçimde en önemli referans kaynağı sayılan, adı KADIN Derneği olan ama kadının Ailenin temeli olduğu gerçeğini unutup, TEMEL AİLE DEĞERLERİ İÇİN en ufak bir proje üretemeyip, nerdeyse KADINA ŞİDDET konusundan başka duyarlılığı olmayan KADEM gibi dernekler bu kanayan yaraya bir merhem olmazlar?
Yoksa bu konu MARKET POŞETLERİNİN verdiği zarardan daha mı az önemli acaba?
- NEDEN, Avrupa-Amerika ve bütün şer odakları vatan haini teröriste, çocuk istismarcısına, cinsel sapıklara ülkemizde İDAM YASASININ ÇIKMASINI İSTEMİYOR, biz de istemiyoruz ve de çıkarmıyoruz?. Her gün haberlerde yeni bir haini ve sapığı izliyoruz... Yoksa bu konu da, MARKET POŞETLERİNİN verdiği zarardan daha mı az önemli acaba? Yoksa bu konular, tutturduğumuz maske mesafe türküsünden daha mı az önemli acaba? Ya da kutsanmış futbol takımlarından, mübarek sağan, sarımsak veya patatesten daha mı az gündem olmalı acaba?
Şimdi yine düz mantık SORUMUZU soralım:
Bir ülkenin bekâsı, köprüyle, otoyolla, petrolle, gazla, enerji hattıyla, havalimanıyla veya NAYLON POŞETLERİN zararlarının önlenmesiyle mi sağlanır yoksa; güçlü, huzurlu, sağlam bir AİLE YAPISI ve temel ahlaki değerlerimizin korunması ile mi sağlanır?...
Üstüne üstlük yakın bir zamanda, ne işe yarıyorsa artık; mecliste Digital Mecralar komisyonu kuruldu, süslü makam tahsisi yapıldı, süslü kırmızı plaka tahsis edildi... Görevi sadece Twitter, Facebook, İnstagram paylaşımlarıymış gibi lay lay lom çalışıyor sanki... Üstelik Komisyon Başkanı da tecrübeli bir isim; Doç Dr Hüseyin Yayman... Günahlarını almak istemem, bu konularda ne düşünürler, ne yaparlar bilmiyorum açıkçası...
Hâsılı kelam, katıksız duygularıma göre, milletin Vekilleri gece gündüz çalışarak, en az “Naylon” poşetle ilgilendiği kadar; GÜÇLÜ TÜRKİYE’NİN TEMELİNİN GÜÇLÜ AİLE YAPISIYLA MÜMKÜN OLACAĞI GERÇEĞİNDEN yola çıkarak, bu tür hassas konulara çözüm aramalıdır ve bulmalıdır! Yoksa bu işin vebali büyüktür vesselam...
Sağlıcakla kalın...