davutzat @ gmail.com

Tarım ve hayvancılık toplumundan sanayi toplumuna geçişin en belirgin işaretini biz, göç olgusunda hissettik. Göçle birlikte köy ve kasabalar her geçen gün boşalırken kentler de kontrolsüz bir hızla büyüdü. Nüfusumuzun büyük bir bölümü artık mega kentlerde yaşamakta. Lakin göçüp giderken köy ve kasaba nüfusları bitti ama gidilen yerlerde sorunlar asla bitmedi!

Göç gerçeği hem göç edilen yer, hem de göç alan bölgeler açısından çok yönlü araştırılması gereken bir husustur. Konuya yerellik açısından bakarsak, demografik hareketlerin hızlı yaşandığı dönemlerde dahi, göç'e karşı taşranın son derece direndiğini görmekteyiz. Kendi kendine yetebilen bir gerçeklik olduğu süre boyunca da göçmeye karşı direncini sürdürmüştür. Daha sonraları havuz boşaldıkça yeni arayışlar da kaçınılmaz hale gelmiş, köy ve kasabalarda karnı doymayan her bir aile, evlatlarını büyük şehirlere armağan etmiştir!

Bu gerçek halen de geçerliliğini korumakta, köyde doyamayan insanlarımız ilçe de rızkını aramakta, ilçe de doymayanlar ise; büyük şehirlere göçmeye hala devam etmektedirler. Evet göç, kendi yurdunda önünü ve sonunu göremeyenlerin ya da şartların itmesiyle harekete geçenlerin çıktığı cesur ve meçhul bir yolculuk. Gittiği yerde sıkıntı bitmeyecekse de; en azından, sosyal güvencesi olacağı ve çalışmasının karşılığını alacağı umudu güdülerek yapılan yeni bir düzen kurma girişimi…

Köy ve kentte yaşam şartlarının iyileştirilmesi, o yörenin yaşanabilir hale getirilmesinin de temel şartıdır. Karnı doyanın göç etmeyi düşünmeyeceği bir realitedir. Şehri dinamik tutan nüfusun işsizlik sorununu çözülmüşse, o şehrin ferdi olmaktan mutluluk duyulacağı da... Her ne kadar millet olarak devamlı göç eden bir geçmişe ve tecrübeye sahip olsak da, göçün beraberinde getirdiği sorunlara karşı yönetimler, her anlamda hazırlıklı olmalı ve tedbir almalıdırlar.  Yani göç denilen gerçeklik basit bir nüfus hareketliliği olarak algılanmamalıdır. Bu konuda yürütülecek çalışmalarda da yerel yönetimlere çok iş düştüğü ortadadır.  Ancak bu iş, öyle tek taraflı halledilecek bir mesele olarak da görülmemeli, yerel yönetimlere müteşebbis ve yatırımcı güç destek vermelidir!

Son nüfus verileri büyük şehirlerin daha da büyüdüğünü gösteriyor. Zaten büyük şehir belediye sayısındaki artışta bunun açık bir göstergesidir. Az da olsa göç frenine basabilmenin, göz hızını durdurmanın, hatta tersine göç alabilmenin yolunu bizler, istihdamda aramalıyız. İstihdam olmadan bir kentin ayakta durması ve nüfusunu barındırabilmesi mümkün değildir. Belediye projelerinin yanısıra, şayet yerel ölçekteki özel işletmelerin sayısı da artırılabilirse köy, kasaba ve şehirlerin göç sorunu da kendiliğinden çözüme kavuşacaktır.

Anadolu’nun ilçelerinde nüfus sıkışmış durumdadır. Mevcut yatırımlar istihdamı karşılamaya yetmemektedir. İstihdamı tetikleyecek yatırımcı müteşebbis gücünü yerele çekebilmek için kolektif çalışmalar yapılması, teşvikler verilmesi kaçınılmazdır. Belediyelerin üzerine bu yükü atmak kolayı tercih etmektir. Evet, kendi insanımızı büyük şehirlerin hengâmesine kaptırmamak için içeride karnını doyuran bir yapı oluşturmak zaruridir. Bunun yolu ne yapıp ne edip, fabrika sayımızı artırmak ve iş olanaklarını artırmak olmalıdır. Köyden kenee göçün önü ancak bu suretle ve bir miktar alınabilir diye düşünmekteyim…

Doğduğu yerle, doyduğu yer arasında sıkışıp kalanlardan olmamanızı diliyorum.