Doğuştan cam kemik hastası 41 yaşındaki Serap Erkol Keçiören Belediyesi bünyesinde hizmet evren Aktepe KEÇMEK kurslarında 4 yıl takı tasarım,  Tepebaşı KEÇMEK’te de 2 yıl tel kırma kurslarına katılarak kendini yeniden keşfettiğini dile getirdi. Erkol, özellikle tel kırma el sanatının bir aşk olduğunu dile getirerek duygularını şöyle anlattı:

“Tellere dokununca sanki onlara yeniden hayat verdiğimi hissetmeye başladım, bir şey ortaya çıkarma hissi muazzam bir his. Bir işe yaradığını hissetmek ve kendi ellerimle özgün, hayallerimi yansıttığım eserler ortaya çıkarmak beni bambaşka dünyalara sürüklüyor, ortaya çıkardığım ürün bazen bir günde bitiyor bazense 1,5 ayda”

Emekli bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğu olan Erkol, ilk olarak boncuklarla tanışarak takı yaparken akülü aracıyla malzeme almakta zorlandığı için daha sonra tel kırmaya yönelmiş. Tel kırma sanatı ile tepsi, masa örtüsü, şal çerçeve, namaz örtüsü, cüzdan yapan Erkol’un en büyük hayali ise ürettiği eserleri herkesin göreceği bir sergi açmak.

“ENGELLİ OLMASAM TANGO YAPARDIM”

“Engelli olmasaydım dünyayı gezerdim ve tango yapardım” diyen Erkol, özellikle engellilere yönelik duyarsızlığa üzüldüğünü belirterek, “İnsanlar hem engelli araç rampa girişlerine araçlarını park edip hem de yardım edeyim mi diye soruyorlar. Soran da park eden de aynı kişi üstelik. Şehirde erişilebilirlikle ilgili sıkıntı yaşıyorum. Bu durum benim hayatımı çok zorlaştırıyor” dedi.  

Her durumda pozitif olmaya çalıştığını da vurgulayan Serap Erkol, “Soruna sorunla yaklaşmayı sevmiyorum, ben tek başıma bir şövalyeyim, kendi hayat savaşımı veriyorum” ifadesini kullandı.

Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un Keçiören’i engelsiz bir şehre dönüştürme çabasını da dikkatle takip ettiğini dile getiren Erkol, “Engellilere yönelik çalışmalar her alanda ele alınmalıdır. Bu kurslar sayesinde hayata bağlanıyor, üretmekten mutlu oluyoruz. Sosyalleşmekten ve hayallerimizden vaz geçmek istemiyoruz” diye konuştu. ​