m.tazeoglu @ gmail.com

Kim ne derse desin, kim hangi anketi yaparsa yapsın, kim hangi araştırma şirketinin verilerini ortaya koyarsa koysun; 2023 vizyonu ve hedefi önündeki en büyük engel “Bürokratik OLİGARŞİ” ve onun yansımalarıdır…
Bazı insanlar nedense bürokratik oligarşiyi bir kurumsal kavram ya da güçlü ve sağlam temelli bir devlet yapısı zannediyor. Oysa bürokratik oligarşi, bürokratik mutlakiyet ve de atanmışların seçilmişlere tahakkümü demektir. “Seçilmişler gidici, biz ise kalıcıyız” düşüncesinden beslenerek, devlete sahip olma anlayışı ile, sözde demokratik devlet yapısını koruyarak; devlet yönetimini ve denetimini milletten yani seçilmişlerden alıp atanmışların tahakkümüne vermek isterler ve de verirler. Bu meyanda bürokratik oligarşiye eleştiri getirmek asla bürokrat düşmanlığı ya da güçlü ve sağlam devlet yapısına karşı gelmek değildir.
Demokratik bir Devletin temel yapısı ve ilkesi bellidir. Yasama, yürütme ve yargı kuvvetler ayrılığı ilkesiyle yönetilen devletlerde bürokratik oligarşi, yürütme için bir tehdittir.
Gelin hiç uzağa gitmeyin, yakın zamanlara şöyle bir göz attığınızda; ülke gündemini belirleyen bir sürü yapay konular olduğunu, belirli bir süre gündemi işgal ettikten sonra ustaca kaybedildiğini görürsünüz. Elektrik, doğalgaz, yakıt fiyat artışları ve artışın ardından komik seviyede geri indirimler, döviz, faiz ve bilmem ne endeksi artış ve inişleri, anlamsız TÜİK verileri, artan azalan trafik denetimleri, yerli yersiz vergi denetimleri, patates, soğan, domates, ayçiçek vb. temel gıda fahiş artış konuları, Suriyeli, Afgan vb yabancı güvenlik olayları, tapuda, emniyette, gümrükte vb kurumlarda ortaya çıkarılan yolsuzluklar veya ahlaki skandallar, ekonomik nedenlerle çoğalan aile içi şiddet olayları ve intihar vakaları, hep de siyasi yenilikleri ya da icraatları gölgede bırakacak yer ve zamanlarda kendini gösterir. Bakınız bunlar yoktur da birileri çıkarıyor demiyoruz; suni olarak hortlatılıp, ana gündem yapılıp tabiri caizse habbenin kubbe yapılmasından söz ediyoruz.
Maalesef Ak Parti’nin daha yeni hükümet olurken, ilk mücadele edeceğini deklere ettiği konunun “Bürokratik Oligarşi” olmasına rağmen, Yirmi yıllık iktidarlık sürecinde bu konu hiç azalmadı aksine büyüdü ve çoğaldı…
Peki nasıl çalışır bürokratik oligarşi?
Bürokratik oligarşi halkın üzerinde devletin sopası gibi işletilir. Bürokratik oligarşi her zaman “Ben buradayım” der. Bürokratik oligarşi her daim pişen aşa su katar, doğru ve başarılı icraatları ya göstermez ya da yanlışa çevirecek hamleler yapar.
Yerli yersiz zamlar gibi,
“Dostlar pazarda görsün” denetimler ya da isyan ettiren denetimler gibi…
Rüşvet ve yolsuzluk gibi hastalıkları ara ara hortlatır, ya da sıradanlaştırır. Tıpkı çocuğu önce dövüp ağlatıp sonra severek susturmaya çalışmak gibi…
En tehlikelisi de; gelişen herhangi bir olumsuzluğa direk yürütmenin başını yani Cumhurbaşkanını müdahale eder hale getirir ki, “Bakın istese yapıyor, demek ki istemiyor” izlenimi vermektir. İzlenimi verir vermesine de, talimatları da yerine getiriyor gibi gözüküp yerine getirmez. Bir kaç örnek verelim:
Cumhurbaşkanı kamuda Volkswagen ve Audi araçların azaltılmasını ve peyder-pey kaldırılmasını istedi; azaldı mı, hayır aksine arttı.
Cumhurbaşkanı “Külliyeden böyle isteniyor, beyefendi böyle olmasını istiyor” diyerek adının ve makamının kullanılmasını istemediğini defalarca açıklamasına rağmen bitti mi? Hayır aksine her üst düzey yönetici işine gelirse “Külliye böyle istiyor” deyip atını yürütüyor, istediğini yapıyor ve yaptırıyor.
Cumhurbaşkanı her Ramazan’da valilerin, kaymakamların fakir fukaraya yardım veya kömür dağıtan kamyonların gerekirse şoför mahalline binip bizzat katılmalarını söyler; siz hiç kamyonun şoför mahallinde bir vali-kaymakam gördünüz mü? Hayır göremezsiniz, onlar makam araçlarının ve makam odalarının şatafatını birbiriyle yarıştırırlar…
Cumhurbaşkanı halka ucuz gıda ve ürün sunulması için mağazalar açılmasını emretti; Binin üzerinde Tarım Kredi Kooperatif mağazaları açıldı; ucuz mu? Hayır, bir iki kalem dışında BİM’den de, A101’den de, Şok’tan da pahalılar…
İçişleri Bakanı çıkıp “Devlet vatandaşına tuzak kurmaz” dedi ve usulsüz radar denetimlerini ve uygulamalarını kapattı. Şimdi nasıl? Benzer bir şekilde devam ediyor.
Cumhurbaşkanı tüm belediyelere “Dikey mimariden vazgeçin, şehirlere ihanet etmeyin” dedi. Ne oldu? Halen tüm belediyeler, ve Çevre Şehircilik Bakanlığı yükseklik yarışındalar. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Çözüm mü? Çözüm basit…
Devleti ve dolayısıyla bürokrasiyi küçültmek gerekiyor. Adem-i merkeziyeti tesis edip, en ufak kamu işlerinde bile Ankara’ya olan bağımlılığı azaltmak gerekir. Ve en önemlisi de, bürokraside SAMİMİYET, LİYAKAT ve EHLİYET esas alınmalıdır vesselam.
Kalın sağlıcakla…