baskentpostasi @ gmail.com

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 42. gününe Türkiye’nin olağanüstü gayretleri sonucu ‘barış’ umutları ile girdik. Rusya ve Ukrayna heyetlerinin Antalya ve İstanbul görüşmeleri ne kadar sönük geçse de alınan kararlar ileriye yönelik adımları hızlandırmıştı. Türkiye’nin arabuluculuğu ile yapılan bu iki görüşme neticesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski Türkiye’de barış masasına oturacaklarının sinyalini vermeye başlamıştı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yapmış olduğu son açıklamalar da bu yöndeydi. Her şey müzakerelerin sonuçlarına göre gerçekleşecekti.

Rusya ve Ukrayna arasındaki müzakereler sonucunda Rusya’nın geri adım atmaya başladığının ilk belirtisi olarak Buça şehrinden askerlerini çekmesini gösterebiliriz!

Rusya, Buça’dan çekildikten sonra yüzlerce sivilin öldüğünün ortaya çıkması ABD ve AB ülkelerini harekete geçirdi. ABD ve Avrupa medyasında çıkan haberler, Zelenski’nin Buça denetlemesinde gördüğü manzara ve uydu görüntüleri Rusların Buça’dan çekilirken arkalarında bıraktıkları sivillere yönelik zulmü ve vahşeti aleni bir şekilde ispatlamaya yetiyordu. Ortaya çıkan bu vahşet üzerine Almanya 40 Rus diplomatını istenmeyen kişi ilan etti. Fransa çok sayıda Rus diplomatın sınır dışı edileceğini açıkladı.

Öte yandan, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın diplomatik ve barışçıl yollardan çözülmesi için Mısır’ın  arabuluculuk yapmak istediğini açıklaması, Arap Birliği Genel Sekreteri Gayt’ın ABD ve AB tarafından Rusya’ya uygulanan yaptırımlar konusunu BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kurulu’nda tartışılması gerektiğini ifade etmesi ve ABD’nin Rusya’nın BM İnsan Hakları Konseyi’nden çıkarılması için adımlar atılması yönünde açıklama yapması, savaşın gidişatına yönelik bazı ipuçları vermeye başlamıştı…

Ukrayna, Rusya’nın geri çekilmesini inandırıcı bulmadı. Rusya’nın gizli bir seferberlik ilan ederek Ukrayna’nın doğusuna yönelik büyük ölçekli bir taarruza hazırlık yaptığını dair açıklamalar yaptı. Ukrayna’nın bu iddiasını doğrulayan bir açıklama da Pentagon’dan geldi. Rusya’nın geri çekilmediğini, bunun bir tuzak olduğunu ve Odessa’ya yönelik hazırlık aşamasına geçtiğini, Rus birliklerinin bir kısmının Belarosu’ta toplandığını diğer birliklerinin de Kuzey’e doğru kaydırılarak yeniden toparlanıp Ukrayna’nın başka bölgelerine saldırmak için manevra yaptığını açıkladı.

Rusya’nın Kiev’den çekildi çekilmesine de arkalarında bıraktıkları manzara korkunçtu! Yıkılan binalar ve yüzlerce sivilin cansız bedenleri… Elleri arkadan bağlanarak kafalarına kurşun sıkılmış insanlar… Sokaklarda, evlerin bodrumlarında vahşice öldürülen masum Ukraynalı siviller… Kiev çevresinde 410 sivilin cansız bedeni… Bilhassa Rusların Buça’daki vahşeti her şeyi izah ediyordu.

Buça’daki vahşet; ABD, AB ülkelerini ayağa kaldırdı. Rusya’yı savaş suçlusu ilan ettiler. Dünya medyasında Buça katliamı gündem konusu oldu. Yüzlerce sivilin ölümü ile ilgili medyada çıkan fotoğraflar, uydu görüntüleri ve bilhassa Zelenski’nin Buça’daki izlenimleri katliamla ilgili en büyük kanıtlardı.

Buça katliamının ortaya çıkması üzerine ilk açıklama Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’den gelmişti. Vladimir Zelensi vahşeti yerinde incelemiş ve belki de ilk defa büyük bir acı ve öfke içinde Rus annelerine seslenerek “Rus askerlerinin annelerine bu görüntüleri seyretmelerini tavsiye ediyorum. Seyredin de nasıl hırsızlar, katiller yetiştirdiğinizi görün" diye bütün dünyaya seslendi.

Ukrayna’nın Kiev yakınlarında Buça şehrindeki yaşanan bu insanlık dışı vahşete ilk tepki Almanya ve Fransa’dan geldi. Almanya 40 Rus diplomatını sınır dışı edeceğini açıkladı. Arkasında Fransa da birçok Rus diplomatını sınır dışı edebileceğini duyurdu. ABD Başkanı Biden, Rusya’nın savaş suçu işlediğini ve Putin’in savaş suçlusu olarak yargılanması çağrısında bulunarak Rusya’ya yönelik yaptırımların artırılacağını ifade etti. Avrupa Konseyi Başkanı Ursula von der Leyen “Savaş suçlularının failleri hesap verecek” diyerek tepkisini belirtti.

Rusya ise bu kadar kanıta rağmen, bu kadar tepkiye rağmen tüm suçlamaları reddederek tek bir kişinin dahi şiddet eylemlerinden zarar görmediğini açıkladı. Oysaki ‘gerçekler’ bu durumun aksini söylüyordu.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss da Ukrayna’daki vahşeti kınayarak tepkilerini belirtmişlerdir. Rusya’nın savaş suçu işlediğini ve yargılanması gerektiğini açıklamışlardır.

Savaşın bir de diğer yüzü vardı!.. Rusya’nın Ukrayna’daki vahşeti üzerine bunca açıklamalar yapılırken diğer yandan da Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona ermesi ve barışçıl çözüm yollarından vazgeçilmiyordu. Bu konuda en büyük mücadeleyi Türkiye veriyordu. Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk görüşmelerini ve diplomasi trafiğini yoğun bir şekilde devam ettiren Türkiye’ye yönelik övgülerin ve desteklerin de arkası kesilmiyordu.

Türkiye, Ukrayna-Rusya Savaşı’nda hiçbir ülkenin yapamadığı arabuluculuk görüşmelerinde ilk meyvelerini almaya başlamıştı. Antalya ve İstanbul görüşmeleri ileriye yönelik umut vermişti. Türkiye’nin arabuluculuğu ve olağanüstü gayretleri sonucunda kısa bir süre sonra Putin ve Zelenski Türkiye’de masaya oturabileceği umutları doğmuştu.  

Rusya sözcüsü Dmitriy Peskov, Türkiye arasında ne kadar farklı görüşler olsa da Türkiye’nin çok büyük bir bölgesel güç olduğunu ifade ederek Rusya ve Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ı büyük ve güçlü bir siyasi lider olarak değerlendirdi. Aynı zamanda Türkiye ile ilişkilerin mükemmel olduğunu ve çok iyi gittiğini de sözlerine eklemişti.

Öte yandan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un yapmış olduğu açıklamaya göre Rusya-Ukrayna müzakerelerinin sonucuna göre Putin ve Zelenski görüşmesinin gerçekleşebileceğini ifade etmişti.

Rusya-Ukrayna Savaşı üzerine ABD, AB ülkeleri, Türkiye ve Rusya’dan farklı açıklamalar yapılsa da yine de müzakerelerin devam edecek olması yönünde bütün dünya ülkelerinin barışa ve çözüm yoluna odaklı yaklaşımlarda bulunması umut verici gelişmelerdi.

Bütün bunlara rağmen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin Rusya ile müzakereler konusunda barış görüşmelerine yönelik daimi heyet oluşturması da Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona ereceğine dair umut verici belirtiler olsa gerekti.

Şu anda Rusya-Ukrayna Savaşı’nda barış görüşmelerinin devamı konusunda çözüme odaklı en yoğun gayreti/çabayı gösteren ülkenin Türkiye olması da diğer bazı ülkeleri teşvik etmişti. Mısır ve bazı ülkelerin Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuğa soyunması da olumlu gelişmeler arasındaydı.

Ayrıca, Ukraynalı müzakereci Arakhamia’nın Türkiye ile birlikte 8 ülkenin daha garantör ülke olarak görmek istediklerini açıklaması da boşuna değildi. Rus askerlerinin Kiev’i terkederken arkalarında bıraktıkları vahşete rağmen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin öfkesini sinesine çekerek imzalamış olduğu bir kararname ile önce devletin güvenliğini garanti altına almak için bir anlaşma taslağı hazırlanmasını istemesi ve bu anlaşmanın onaylanması hususunda da müzakerelere katılmak için bir heyet oluşturması da Rusya ve Ukrayna arasında barışa bir adım daha yaklaşıldığının yegane göstergeleriydi.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erebilmesi için bütün dünyanın gözü Türkiye’de! Bizim tahminlerimize göre çok yakında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, savaşın sona ermesi, çözüm yolu ve BARIŞ için Türkiye’de (İstanbul veya Ankara’da) masaya oturacak! Çünkü Türkiye’de (Antalya ve İstanbul’da) görüşmeler meyvesini vermişti. Bu konuda Ukrayna Heyeti adına medyaya açıklama yapan Arakhamia Türkiye Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın yoğun diplomasi trafiği ve görüşmelerinden sonra Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’de (İstanbul veya Ankara) biraraya geleceğini ifade etmiştir.

Ayrıca Zelenski’nin, Türkiye’nin arabuluculuğu sayesinde Rusya ile müzakerelere devam edeceğini söylemesi bir o kadar önemliydi. Yani, Zelenski, diyalogtan vazgeçilmeyeceğinin altını çiziyordu. Asıl önemli husus ise Zelenski’nin, Rusya ve Ukrayna arasında Türkiye’de gerçekleşen yüz-yüze görüşme sonrasında (yani 30 Mart’ta) Rusların Buça’dan tamamen çekilmesi sonucunda barışa ve çözüme bir adım daha yaklaşıldığına işaret etmekteydi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yoğun bir tempo içinde diplomasi trafiğini devam ettirerek Bulgaristan ve Finlandiya mevkidaşları, Almanya Başbakanı Olaf Schol ve Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile görüşerek Ukrayna-Rusya savaşını görüşerek savaşın sona ermesi için somut adımlar atılması gerektiği konusunda bilgi alış-verişinde bulunması Türkiye’nin bu konudaki arabuluculuğu ve gayretlerini apaçık ortaya koymaktaydı.

Bütün bu gelişmelerden sonra (daha önceki yazılarımızda aleni bir şekilde belirttiğimiz gibi) şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki Rusya-Ukrayna Savaşı Türkiye’nin arabuluculuğu ve gayretleri sonucunda sona erecek. Çok yakında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski Türkiye’de (İstanbul veya Ankara’da) masaya oturarak BARIŞ sağlanacak. İşte o zaman Türkiye’nin dünyadaki gücü ve barışa yönelik olağanüstü çabası/gayreti daha çok iyi anlaşılacak. Barışa giden yolda Türkiye’nin garantörlüğü ve liderliği tüm dünyaca dikte edilmiş olacak. Türkiye geleceğin dünyasında söz sahibi, öncü, lider bir ÜLKE olduğunu bütün dünyaya ispatlamış olacak…