m.tazeoglu @ gmail.com

Değerli dostlar,
Bir yazının usül ve esasına uygun düşer mi bilemiyorum ama bu yazımda; asrın vebası Koronovirüs’ün etkisiyle olağanüstü günlerden geçtiğimiz şu günler için, sadece soru sorarak “Katıksız Duygularımı” ifade etmek istiyorum. Zira çocuk, genç, yaşlı demeden hemen her haneye düşen acılarla mücadele eden sağlık ordusu içinde bir de “İkna timleri” oluşturulduğunu ve insanları aşı için iknaya çalıştıklarını duyduktan sonra bu sorular beynime adeta hücum ettiler.
Soruyorum:
Şu millete Beş yaşındaki çocuklara kadar her türlü melaneti öğreten, bilmem ne adalarında yapılan yarışmalarla 24 Saat ahlaksızlık gösteren, “Kayıp arama programı” adı altında köylerin bile yatak odalarına kadar girip ensest ilişkileri milletin önünde sere serpe anlatan, sinema ve dizileriyle tüm olumsuzlukları, mafyayı, vurdu kırdıları, eşlerin birbirlerini aldatmalarını, adam öldürmeyi, askerle - polisle çatışmayı ve dolandırıcılığı sırandanlaştıran hatta özendiren şu TV PROĞRAMLARI; acaba neden KORONOVİRÜS hakkında, Covit-19 AŞILAMASI hakkında toplumsal bir bilinçlendirmeye ve eğitimine katkı sağlamazlar, eğitici programlar yapmazlar, bütçe ayırmazlar?
Neden bu bilinci arttıran diziler çekmezler?
Neden TRAFİK konularında, ÇEVREYE duyarlılık konularında olduğu gibi bu işi de polisiye tedbirlerle ve ceza sistemiyle çözmeye çalışıyoruz?
Peki zıkkımı çıksın şu çalıştaylar nerede? Asgari Ücret Tespit Komisyonu bile şu memlekette 10 kez ücret tespit çalıştayı yaparken, Bilim Kurulu Filim kuruluna dönüşmüşken ve milletin gündeminden çok uzak “Tuzu kuru” kararlar alırken bu illet ve bu illetin aşısı daha mı önemsiz ki bilinçlendirme eğitimleri yapılmaz?
Oysa hayranı olduğumuz, hayatımıza örnek almaya çalıştığımız Avrupa’da, Amerika’da bir şey yasaklanınca herkes yasağa uyarken, bizde kurban bayramında koyun, keçi, dana peşine düşer gibi maskesiz insan peşine düşüp ceza yazmaya çalışıyoruz...
Topyekün toplum eğitimi ve bilinçlendirmesi şart oğlu şart değil midir vesselam...