umurtugay @ baskentpostasi.com

Çin’in yükselişi hızlı bir şekilde yol alırken 31 Aralık 2019’da Dünya Sağlık Örgütü Çin Ülke Ofisi, Çin’in Hubei eyaletinin Wuhan şehrinde bilinmeyen bulaşıcı bir virüs vakası bildirdi. 7 Ocak 2020’de daha önce insanlarda keşfedilmemiş yeni bir coronavirüs (Covid-19) tanımlandı. Hastalık Çin’de 2002-2003 yılında ortaya çıkan SARS – MERS gibi corona virüs ailesinden olduğu tespit edilmiştir. Hastalığın kuluçka süresi 2-14 gün arasıdır. Kuluçka süresinden sonra birden başlayan yüksek ateş (39 derece), öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Hala aşısı için çalışmalar sürmektedir. Aslında Corona virüsleri, hayvanlar arasında yaygın olan bir virüs türü olduğu biliniyor. Virüs hayvandan insana ve insandan insana geçebiliyor. Corona virüsleri, çoğu insanın hayatında karşılaşabileceği virüslerdendir. Bu virüs kış aylarında daha çok görülmektedir. Şuanda bu kadar etkili olması sebebi mevsimseldir. 31 Aralık 2019’dan günümüze Corona virüsü Çin’de 3.119’dan fazla can aldı. Şuana kadar virüs tespit edilmiş kişi sayısı 80.000’i aşmıştır. Buna rağmen 58.600’den fazla hasta iyileşip hastanelerden taburcu olduğu açıklanmış. Hubei’de durum hala kritik seviyededir. Şuana kadar tespit edilen enfeksiyon vakalarının %82’si ve ölümlerin %96’sı burada yoğunlaşmıştır. Hastalarla yakın temas kuran 650.000’nin üstünde kişi takibe alınmıştır. Ayrıca, Hong Kong Özel İdari Bölgesi'nde 114, Macao Özel İdari Bölgesi'nde 10 ve Taiwan'da 45 vaka görüldü. DSÖ'nün açıklamasına göre, Çin dışında görülen Covid-19 vakalarının sayısı 24 bin 727'ye, salgında hayatını kaybedenlerin sayısı ise 484'e yükseldi. Verilere göre, dünya çapında 3 bin 656 yeni vaka tespit edildi, toplam vaka sayısı 105 bin 586'ya ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus, İtalya, İran ve Güney Kore gibi ülkelerde Covid-19 vakalarında hızlı artış görülmesine rağmen salgının henüz pandemik hastalık haline gelmediğini belirtti.

Çin’in çeşitli bölgelerinde destek amacıyla Hubei eyaletine gönderilen sağlık personeli 32.000’i geçmiştir. Wuhan kentinde hizmete giren 9 kabin hastanede 6.960’tan fazla yatak bulunmaktadır. Daha çok kabin hastane kurulacağı da bildirilmiştir. Ayrıca Wuhan’da hafif hastaları kabul etmek için 20.000 yatak kapasitesine sahip 12 kabin hastane kurulmuştur. Çin bu verileri anlık hem dünya kamuoyu ile hem de DSÖ ile paylaşmaktadır. Yine DSÖ’ne bağlı bir heyet Çin’de incelemeler yapmaktadır. Rusya’dan da beş salgın uzmanı Wuhan’da incelemeler için bulunmaktadır. Çinli birçok şirket, yapay zekâ çalışmaları ile yeni tip koronavirüsü salgınının önlenmesi ve kontrolü çalışmalarında katkı sağlıyor. Ayrıca Çin, Robot teknolojisini de salgın ile mücadelede kullanıyor. Yine geleneksel Çin tıbbı hastalık ile mücadele de başvurulan yöntemlerdendir. Çin, merkezi bütçeden 230 milyon yuanın salgın ile mücadeleye tahsis edildiğini açıklamıştır. BRICS, Çin’in salgın ile mücadelesinde desteğini belirtmiştir. Asya Altyapı Yatırım Bankası (AAYB) Çin'in yeni koronavirüsü (Covid-19) salgınını önleme çalışmalarına destek için 1 milyon Amerikan doları bağışladı. AYYB, dünya çapında 51 bin adet maske, 46 bin takım koruyucu giysi, 17 bin tıbbi önlük ve 21 bin kutu tıbbi eldiven dâhil olmak üzere 40 tonluk tıbbi malzeme aldı. Çin’de tam karantina altında olan şehirleri toplam nüfusun 52 milyonu bulduğu bilinmektedir. Hubei eyaletinin toplam nüfusunun 60 milyon olduğu düşünüldüğünde eyalet nüfusunun %87’sini karantina altında olduğu söylenebilir. Hubei eyaleti dışında görülen vaka artış oranı %80 oranında düşmüştür. Hastaları tedavi etme oranındaki artış %11’i geçmiştir. İstatistikler salgının kontrol altına alındığını göstermektedir.

Çin bu yükseliş hikâyesinde ilk defa bir virüs salgını ile uğraşmıyor. 2002-2003 yılında SARS isimli yine coronavirüs ailesinden bir virüs salgını ile mücadele etti. O dönemde de Çin sert eleştirilere maruz kalmış ve Çin ekonomisinin çökeceğinden bahsedilmiştir. Oysa Çin merkezi hükümetinin gerekli önlemleri alarak SARS virüsünü yenmişti. Bir de bunun üzerine Çin ekonomisi hızla toparlanmış ve %10’luk bir büyüme kaydetmişti. Zaten şunu da belirtmek gerekiyor ki 21. Yüzyıl virüsler çağı olmuştur. Yükselen güçler dediğimiz ülkeler de ya da kıtalarda örneğin Afrika kıtasında Ebola virüsü, Brezilya’da ZİKA virüsü, Hindistan’da Nipah virüsü, Çin’de SARS virüsü ortaya çıkmıştır. Bu virüslerin ülkelerin sadece sağlıklarına değil, ekonomilerine, sistemlerine, teknolojik gelişimine, tarımsal faaliyetlerine ve daha birçok şeylerine zarar vermiştir. Şuan Çin’de gördüğümüz tablonun aynısıdır.  Artık şunu rahatlık ile söyleyebiliriz ki ticari, teknolojik, diplomatik ve siber alandaki saldırılara bir de biyolojik saldırılar eklenmiştir. Ama bunu ispat etmek çok zordur. Sebebi bilinmeyen bir hastalıktan pek çok kişisinin hasta olması durumu biyolojik bir saldırıdan şüphe edilmesi kaçınılmazdır. Şunu da belirtmekte yarar görüyorum. Çinli insanlar ilk defa yarasa yemiyor. Binlerce yıldır tüketilen bir üründür. Bunun yanında Batı’da gösterilen videolarda olduğu gibi herkes yarasa, köpek değişik hayvanlar tüketmemektedir.  Bu yeni virüs salgınına karşı Çin merkezi hükümeti sert önlemler almış olabilir ama bunları hem Çin için hem Dünya için alınmış çok kritik kararlar olduğunu görüyoruz. Sonuçta virüs Çin’i öldürmeyecek ama geriletecektir.   Çin hükümeti gerekli bütün önlemleri almış olduğu gibi aralıksız on binlerce sağlık personeli, ordu kuvvetleri, kamu görevlileri ile gece gündüz demeden çalışmaktadır. Piyasaya para pompalayan Çin hükümeti, kredileri de düşürmüş, borçları da ertelemiştir. Çin Ulusal Halk Meclisi (ÇUHM) Daimi Komitesi'nin yasa dışı yabani hayat ticaretinin kapsamlı bir şekilde yasaklanması, yabani hayvanların yenmesiyle ilgili kötü alışkanlıkların ortadan kaldırılması ve halkın can güvenliği ile sağlığının etkili bir şekilde korunması kararlarını almıştır. Bütün dünya ile ortak çalışmak isteyen Çinli karar alıcılar virüs salgını ile gayet şeffaf bir tutum takınmışlardır. Sonuç olarak Çin hükümeti hem 1,4 milyarlık nüfusu için hem de dünyanın geri kalanının sağlığı için tüm fedakârlığı göstermektedir. Lakin Batı’nın özellikle de Amerika’nın Çin’e virüs ile mücadele de gerekli desteği vermediği açıktır. Ayrıca Amerika’daki grip salgınında on binler hayatını kaybederken Çin’in virüsler ile başarılı savaşı ortadadır.

 

 

 

KAYNAKÇA

criturk.com

saglik.gov.tr

tim.org.tr