ebrugenc @ baskentpostasi.com

İzol kelimesi, mana olarak “iz süren, atasının izinden giden” demektir. Kelimenin kökeni bile Türkçe iken, zamanla asimile olan halk kendisini Kürt sanmış ve Kürt aşireti olarak anılmaya başlanmıştır. Bu algıyı yapılan araştırmalar ve örneklemeler ile açıklığa kavuşturmak ve Türk aşireti olduklarını belirtmek isterim.

Malatya’nın İzol Aşireti mensuplarından biri olan mühendis ve şair aynı zamanda araştırmacı bir yazar olarak tanıdığımız Cumali Ünaldı, İzol Aşireti’nin kökünü Celaleddin Harzemşah’a kadar dayandırmış ve onun ordusundaki askerlerden geldiklerini belirtmiştir; fakat bu gerçeği yansıtmamaktadır. Resmi hiçbir kaynakta böyle bir veriye rastlanmaz.

 

Aslında Türk olan ve Avşar Boyu’na mensup olan İzol aşireti, zamanla asimile olmuş ve yaratılan farklı algı ve kaynaksız iddialardan dolayı Kürt olduklarını düşünmüşlerdir. Bu aşiret Türk’tür. Birçok şehirde şu an varlığını devam ettirmektedir. 1 milyondan fazla üyesi olan bu aşiretin sakinleri, Şanlıurfa, Adıyaman, Mardin, Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Sivas, Gaziantep, Erzurum, Kilis, Isparta, Konya gibi şehirlerde yaşamını sürdürmektedir.

 

Malatya’nın Kale İlçesi’nde bulunan İzol aşireti mensupları bu çevreye adlarını vermiştir, yaşadıkları beldenin adına “İzollu” denmiştir. Özellikle Osmanlı Dönemi’nde Malatya-Elazığ arasındaki bölgeye yerleştirilen aşiret üyelerinin aslında Avşar olduklarını, son zamanlarda yapılan çalışmalar ortaya koymuştur. Özellikle bir Malatyalı olarak en çok dikkatimi çeken şey, buradaki aşiret üyelerinin konuştukları dil. Kürtçe konuşuyorlar ama Kürtler tarafından anlaşılmıyor ve hatta onları anlamıyorlar. Zazaca da anlamıyor ve konuşamıyorlar. İki dilin halklarına yakın yaşadıkları için onların dillerinden etkilendikleri düşünülmektedir. Tam adapte olamadıkları için de Türkçe ve Kürtçe karışık bir dilleri vardır.

 

Şimdi bu aşiret hakkında araştırmalar yaparak, Osmanlı arşivlerinden de elde ettiği bilgileri bizlerle paylaşan kıymetli hocamız Adnan Menderes Kaya Hocamız’ın vermiş olduğu bilgileri, -elçiye zeval olmaz diyerek- onun cümlelerinden aktarmak istiyorum.  

 

 

“İzol Aşireti’nin Avşar olduğunu, yine kendi de İzollu olan Hacı Bayram Bulgurlu, yaptığı bir araştırmada izah etmişti. Ayrıca İzol Aşireti’ne mensup Kozluk köyü araştırmalarında da asıllarının Avşar olduğuna ilişkin bilgiler verilmektedir. Nitekim Halaçoğlu’nun yayınlamış olduğu Osmanlı arşiv kayıtlarında da İzol Aşireti, Avşar boyuna mensup bir topluluk olarak geçmektedir.

 

İzol aşiretinin tarihçesi oldukça eskiye dayanmaktadır. Varto’nun Şarik köyünde 12 Türk aşiretinin adlarının yazılı olduğu bir şecere bulunmuştur. Bulunan bu şecere, 1186 yılında yazılmış olup 1232 yılında Anadolu Selçuklu hükümdarı Alâeddin Keykubad tarafından tasdiklenmiştir. 12 Türk kabilesinin soy kütüğünden bahseden şecerede 5. sırada “Abdullah min kabileti İzol. El-müsemma Üç Ayak, bir lakabı İki Bölük (İzol kabilesinden Abdullah, Üç Ayak diye adlanır, lakabı İki Bölük’tür)” şeklinde İzol aşiretinin adı geçmektedir. Bu şecerenin daha sonra Osmanlı hükümdarları Orhan Gazi ve I. Murad tarafından da tasdiklendiği anlaşılıyor.

Alâeddin Keykubad, zehirlenip öldürülünce İzol aşireti, bazı diğer Türkmen toplulukları ile birlikte yeni sultan Gıyaseddin Keyhüsrev’e itaat etmedi. Muhaliflerin lideri Kayır Han'ın zindanda işkence ile öldürülmesi üzerine İzol aşireti ve diğer bazı Harzemli aşiretler Diyarbakır, Urfa ve Rakka bölgesine yerleştiler. İzol aşireti, ilk yerleşim alanları olan Güneydoğu Anadolu’da Zaza kimliğiyle yaşarken Osmanlı Devleti tarafından Malatya, Elazığ ve Adıyaman yörelerine sürülmüş olan kısmı Kürtleşmiştir. Bölgede geniş bir alana yayılmaya başlayan İzollar, çeşitli etkenler sebebiyle mezhep farklılığına düşmüşlerdir. Günümüzde İzol aşiretinin bir bölümü Sünni, bir bölümü ise Alevi’dir. Sünni grup Kürt kimliğini benimsemiş iken Alevi grup Türklüklerini korumaktadır.

Sivas-Dersim arasında yaşayan Koçgiri aşiretinin ağırlıklı olarak İzol ve Hormek aşiretlerinden indiği söylenmektedir. Nitekim yapılan bir saha araştırmasında Sivas’ın Zara ve İmranlı ilçelerinde Koçgiri olarak bilinen 66 köyün İzol olduğu belirtilmektedir.

Osmanlı devrinde İzol aşiretinin 1530 tarihinde Malatya’nın Cubas nahiyesi Dayı köyünde oturdukları yazılıdır. Daha sonra Elazığ yöresinde de yerleşerek İzol köyüne ve köyün bulunduğu yöreye adlarını verdikleri görülmektedir. İzol aşiretinin içinde bulunduğu bir grup aşiretin eşkıyalık yaptıkları gerekçesiyle tedibi hakkında Malatya valisine gönderilmiş 1572, 1578 ve 1592 tarihli hükümler bulunmaktadır. Bunlardan 1578 tarihli hükümde Şah İsmail adına ortaya çıkan birinden söz edilmekte, aralarında İzolların da bulunduğu bazı aşiretlerin bu şahsı desteklediklerinden bahisle Malatya yöresindeki bu aşiretlerin yola getirilmesi emredilmektedir.

17 Yüzyılda Evliya Çelebi, seyahatnâmesinde şöyle yazmıştır. "Palu'dan Çapakçur'a doğru gittiğimde, Çapakçur köprüsünden Bingöl yaylalarına çıkmak isteyen Halidi, Çekvan, Yezidi, Zaza, Zibari, Lolo, İzoli, Şikaki, Kîki aşiretlerinden iki yüz bin adam ile yüz bine yakın koyun ve hayvanların burada beklediklerini müşahede ettim. Çapakçur Bey'nin adamları kuş uçurmayıp öşür alıyorlardı. Yaylaya çıkanlardan da vergi tahsil ediyorlardı".

İzol aşireti, eşkıyalık hareketlerinde bulundukları gerekçesiyle 1719 yılında bir emirle Rakka’da iskâna tabi tutulmak istenmiştir. Ünlü seyyah Niebuhr’un, 1764 yılına ait kayıtlarına göre Erzurum’da yaylayıp Diyarbekir’de kışlayan İzol aşireti, 1.000 çadır nüfusa sahipti. İzol aşiretinden bazı bölükler, 1868 iskânında Adıyaman havalisinde yerleştirildi. Malatya-Elazığ arasında Fırat nehrinin dar ve derin bir koridor oluşturduğu Kömürhan Boğazına kadar uzanan yöreye eskiden İzollu denirdi. Yöre, günümüzde Malatya’nın Kale ilçesi ve köylerini kapsayan alandır.

Mark Sykes, İzol aşiretinden bahsederken “bir kısmı Van Gölü yakınındadır” der. Ancak nüfuslarından bahsetmez.

İzol aşireti, Türk Kurtuluş Savaşı’nda da kahramanca mücadele etmişlerdir. 30 Ekim 1918’de Galip devletler İstanbul, İzmir ve Güney Doğu’daki Urfa, Antep ve Maraş gibi illerimizi işgal etmeye başlamışlardı. İzollar, kurdukları İzollu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile bu işgal bölgelerine yardım eli uzatmak için bütün olanaklarını ortaya koymuş ve savaş haline geçmiştir. İzol aşiret reisi Hacı Kaya, 12 Mart 1919’da Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Elazığ şubesinin açılışında yer almış ve cemiyetin başkanlığını yürütmüştür. Ardından İzollu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmuş ve Urfa’nın kurtuluşu için mücadele etmiştir. Hacı Kaya, gönderdiği bir telgrafta işgalleri kınadığını belirttikten sonra telgrafını “Yaşamak için ölmeğe karar verdik” diyerek tamamlamıştır. Hacı Kaya, topladığı asker, silah ve maddi destekle Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtarılması için de büyük mücadele vermiş ve Mustafa Kemal’den teşekkür mektubu almıştır.”

 

 Teşekkür mektubunu ve Türkiye genelindeki İzol Aşiret köylerini, il ilçe ile birlikte diğer yazılarımda belirteceğim.