m.tazeoglu @ gmail.com

Bugün değilse ne zaman? Ne zaman bu nefret söylemi son bulacak?

Bakın etrafımızda genç-yaşlı, zengin-fakir ast-üst demeden aramızdan bir bir ayrılıyorlar! Cenazelerine bile kısıtlı katılım sağlanıyor... Kimse son kez öpemiyor, sarılamıyor sevdiklerine...
Eğer bu pandemi felaketi de bize bir ders vermiyorsa, dünyada her şeyin yalan olduğunu, en büyük gerçeğin ölüm olduğunu ve bir hesap günümüzün olacağını hatırlatmıyorsa, esas olanın “Hoş bir sadâ” bırakmak olduğunu düşündürmüyorsa, neden, nasıl ve nereden insanlık hiçliğini ve de acziyetini anlayacak?
Daha iki gün önce, ülkenin en zengin işadamlarından biri olan Mustafa Koç’un ölüm yıldönümüydü... Kendi Hastahanesine bile yetişemedi... Helikopteri, özel uçağı havalanamadı ve evinin hemen yanındaki küçük bir Devlet Hastahanesinde canını teslim etti... Ne malı, ne mülkü ne parası, ne de makam ve mevkisi hiç bir işe yaramadı...
Ülkeye hizmet edecekseniz kırıp dökmeden, küfür hakaret olmadan, kin ve nefret söylemi barındırmadan hizmet edilemiyor mu?...
Nedir bu hırs!
Nedir bu ihtiras?
İktidarı, ana muhalefeti, yavru muhalefeti ve diğer siyasiler hemen hemen hepsi aynı nefis atına binmiş dolu dizgin at koşturuyorlar! Sorsan hepsi bu millete ve bu ülkeye hizmetkarlar!
Başınızı yesin bu siyasi anlayışınız!
Başınıza çalın bu hizmetinizi!
Gün bu gün değilse, dem bu dem değilse; peki ne zaman?
GÜNEŞİN BATIDAN DOĞMASINI MI BEKLİYORSUNUZ?..