m.tazeoglu @ gmail.com

Temel şiir yazmaya karar verir:
FİNDUĞUN KURUSUNA...
HELAL OLSUN BİZİM DURSUN'A...
GİTTİ DİKİŞ KURSUNA...
YİNE DİKEMEDU YELKENUN BEZUNİ...
Eee... Son mısranın kafiyesini uyduramaz tabi ki...
Aslında şiir, bir manzume olmanın yanında aynı zamanda da bir AHENKTİR... Kainat bir ahenk içindedir; yıldızlar, gezegenler bir ahenk içinde dönerler... Dünya ile ay da bir ahenkle dönerler kendi eksenlerinde... Nihayet insan da bir ahenk gözetilerek yaratılmıştır. Yani bir yerde ve bir işte ahenk bozulursa orada kaos kaçınılmazdır. YÖNETİCİLİK ve LİDERLİK de öyledir... Lider olursunuz, BAŞKAN, GENEL BAŞKAN, MÜDÜR, GENEL MÜDÜR olursunuz, bir yazar, bir gazeteci olursunuz; ama iyi yönetemezseniz Temel'in şiirinin son mısrası gibi, SONUNU GETİREMEZSENİZ ahenk de etkiniz de azalır... Çok güzel işler yapabilirsiniz, senelerce emek verirsiniz, çok yüksek makamlardaki koltuklarda da oturabilirsiniz, ama Temel'in şiirinin son mısrası gibi uyum ve ahengi koruyamazsanız, MEVKİ ve MAKAMINIZ ne olursa olsun iyi bir YÖNETİCİ sayılmazsınız.
Örnek mi istiyorsunuz?
Alın size CHP ve CHP GENEL BAŞKANI SN KILIÇDAROĞLU...
Bakıyorsunuz bir söylem geliştiriyorlar, bir açılımdan söz ediyorlar, "İŞTE BU" diyesiniz geliyor; tıpkı Temel'in şiirinin ilk mısraları gibi, her şey AHENK içinde derken başka bir siyasi söylemiyle, BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT EDİYORLAR. Tıpkı Temel'in şiirinin son mısrası gibi; ilk dediğinden kopuk, ANLAMSIZ, AHENKSİZ ve KAFİYESİZ...
Hatırlar mısınız, örneğin 15 TEMMUZ hain darbe girişiminden sonra; YENİKAPI RUHU ile ve adına YENİ TÜRKİYE dedikleri, DÖRT MISRALIK BİR ŞİİR YAZILACAKTI... İLHAM KAYNAĞI TÜRK HALKI olan bu şiirin her mısrasını da bir lider yazacaktı adeta:
1. Mısra: Recep Tayyip ERDOĞAN,
2. Mısra: Binali YILDIRIM,
3. Mısra: Devlet BAHÇELİ,
4. Mısra: Kemal KILIÇDAROĞLU...
En lirik haliyle, her lider yazdı kendine düşen bu YENİ TÜRKİYE ŞİİRİNİ... Kılıçdaroğlu da yazdı kendine düşen mısrayı. Çok da güzel gidiyordu her şey... Sonra Sn Kılıçdaroğlu öyle bir "U" dönüşü yaptı ki, şiir anlamsız bir şekilde tamamlandı. Üç lider de; Türkiye prangalarından kurtulsun dedi, BAŞKANLIK SİSTEMİ VE YENİ ANAYASA ile Türkiye güçlensin dedi. Sayın Kılıçdaroğlu konuyu kişiselleştirdi ve SENİ BAŞKAN YAPMAYACAĞIZ diyerek ahengi bozdu. Tıpkı Temel'in şiirinin son mısrası gibi...
Yine aynı CHP ve genel Başkan Kılıçdaroğlu, bu ülkenin kanayan yarası haline gelen “BAŞÖRTÜSÜ” meselesi için eskilerden ders alır mahiyette bir açılım getirdi. Güzel söylemler geliştirdi, yönetiminde başörtülülere de yer verdi. Sonra bir baktık CHP içindeki hazımsızlık dışa vurdu, net bir duruş sergilenemedi ve ahenk yine bozuldu.
Milletin iyice rahatsız olduğu bir konuda, kulağa da hoş gelen bir şekilde “İSRAFI ÖNLEYECEĞİZ” söylemleriyle önemli Belediyeleri kazanan CHP yine israfın da yolsuzluğun da odağı olmaya devam etti. Kısaca başı başka sonu başka politikalarla ahenk her zaman bozuldu.
Ben çok severim yüce dinimizin düsturlarından biri olan "SEBEP OLAN YAPAN GİBİDİR" kaidesini... Yani iyiliğe de kötülüğü de sebep olan yapan gibidir... Örneğin Fitne çıkarmak, fitnenin sonucu olan tüm kötülükleri de yapmak gibidir. Fitne çıkarmamak kadar fitneye giden yolları tıkamak da KARAR VERİCİLERİN asli görevleridir bir başka deyişle...
Velhasıl LİDER KONUMUNDA olanlar, sorumluluk makamındadır... Süslü konuşmalar, hararetli nutuklar ve iğneli sözler sorumluları kurtarmaz; ortaya Temel'in şiiri gibi bir tablo çıkar. BİZ AZ SÖYLEYELİM SİZ ÇOK ANLAYIN vesselam..
Kalın sağlıcakla...