m.tazeoglu @ gmail.com

Ülkede yaşanan tartışmalara bakınca; iyi ki bugün Suriyelilerin Türk vatandaşlığına alınmasına karşı çıkan ZİHNİYET, HATAY'IN Türkiye'ye ilhakı sürecinde yoktu diyesimiz geliyor. Yoksa maazallah bu gün ya Fransız mandasında ya da Suriye'ye bağlı bir toprak olarak yaşıyor olacaktık...
Herkesi anlayabiliyoruz da, HATAYLILARIN bu siyasete neden karşı çıktıklarını anlamak mümkün değil...
O gün Atatürk Hatay için gerek Birleşmiş Milletler nezdinde gerekse Fransa Devleti nezdindeki girişimlerini malesef kendi hükümet üyelerine (İnönü) ve diplomatlarına anlatmada zorlanıyordu. Tıpkı bu gün Recep Tayyip Erdoğan'ın bazı çevrelere anlatmada zorlandığı gibi...
O gün iş zora girince yabancılara değil, kendi bakanlar kuruluna ne diyordu Atatürk bir dinleyelim:
"Hatay benim şahsi meselemdir. Keyfiyeti Fransız büyükelçisine tâ bidayette açıkça ifade ettim. Dünyanın bu durumunda böyle bir meselenin Türkiye ile Fransa arasında müsellâh (silah) bir ihtilâfa müncer olması katiyen varid değildir. Fakat ben, bunu da hesaba kattım ve kararımı vermiş bulunuyorum. Şayet ufukta bu yolda binde bir ihtimal belirse, Türkiye Cumhuriyeti Reisliği'nden ve hatta Büyük Millet Meclisi azalığından da çekileceğim. Ve bir fert olarak bana iltihak edecek birkaç arkadaşla beraber Hatay'a gireceğim. Oradakilerle el ele verip mücadeleye devam edeceğim.''
Hey Hataylı hemşehrim!
Atatürk hasta ve nerdeyse ölümle pençeleşirken diyor ki; Hatay stratejik bir yerdir ve gerekirse bütün ünvanlarımdan ferağat edip Hatay'da bir bağımsızlık mücadelesi başlatırım diyor. Daha sonra bir kısım Hatay toprağını Türkiye'ye, bir kısmını da Suriye'ye bağlanmasını teklif ettiklerinde ise; ZİNHAR BENİM HATAY'IN BİR KARIŞ TOPRAĞINDA GÖZÜM YOK diyerek tabiri caizse aza razı olmuyor... Çünkü HATAYIN TAMAMINI İSTİYORDU.
Bu gün Suriye'de stratejik öneme sahip sınırlarımızda söz sahibi olabilmek için, Suriye'de olası bir bölünmeyle sınırımızda tehlikeli bir oluşumu bertaraf edebilmek için, önlerinde tek ve en büyük engel kabul ettikleri Türkmen'leri yok ederek amaçlanan "Koridoru" tamamlamaya yönelik projeyi bertaraf etmek için SN CUMHURBAŞKANIMIZ nezdinde DEVLETİMİZ BİR HAMLE YAPMIŞTIR ve Suriyelilere, özellikle sınırımıza yakın stratejik bölgedeki SURİYELİLERE vatandaşlık verme girişimde bulunmuştur!

SİZİN DERDİNİZ NE?
Acaba bugün, bu ateşten coğrafyada Hatay, Türkiye Cumhuriyeti toprakları olmasaydı ne olurdu bir düşünün!
Lütfen HATAY'IN Türkiye'ye ilhakının temelini oluşturan ince diplomasi özetini bir kez daha okuyunuz:
1936 yılında Suriye’ye bağımsızlık veren ve Suriye ile Fransa arasında ittifak kuran anlaşmada İskenderun Sancağı hakkında hiçbir hüküm yer almıyordu. Fransa, Suriye’den çekilirken, Sancak üzerindeki yetkilerini Suriye’ye terk etmekteydi. Türk Hükümeti durumu kabul etmedi. Cenevre’deki Milletler Cemiyeti toplantısında Fransa ile yapılan görüşmeler netice vermeyince, 9 Ekim 1936’da Fransa’ya resmî bir nota vererek, Suriye’ye yapıldığı gibi, İskenderun Sancağı’na da bağımsızlık verilmesini istedi .

[4] Atatürk, 1 Kasım 1936 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açış konuşmasında: “... Bu sırada, milletimizi gece gündüz meşgul eden başlıca büyük bir mesele, hakiki sahibi öz Türk olan, İskenderun — Antakya ve çevresinin mukadderatıdır. Bunun üzerinde ciddiyet ve kesinlikle durmaya mecburuz. Daima kendisi ile dostluğa çok ehemmiyet verdiğimiz Fransa ile aramızda, tek ve büyük mesele budur. Bu işin hakikatini bilenler ve hakkı sevenler, alâkamızın şiddetini ve samimiyetini iyi anlarlar ve tabii görürler” diyordu.

[5] Fransız büyükelçisi ile olan bir konuşmasında ise: “Hatay benim şahsî davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz” demiştir.

[6] 27 Ocak 1937’de Cenevre’de toplanan Milletler Cemiyeti, Hatay’ın bağımsızlığını kabul etmiş, ve bir seçimle nüfus çoğunluğunun tespit edilmesine karar vermiştir.

[7] Atatürk’ün Hatay’ı silâh zoruyla alabileceğini düşünen Fransızlar askerî bir anlaşma yapmayı istediler; bu anlaşma yapıldı. Anlaşma ile Hatay’da tarafsız bir seçim kabul edilerek, bunun için de bir kısım asker gücünün Hatay’a girmesine karar verildi. Kurmay Albay, Şükrü Kanatlı komutasındaki Türk birlikleri, Hatay’a girdi. 13 Ağustos’ta seçimler yapıldı ve meclisin çoğunluğunda Türkler yer aldı. Böylece bağımsız Hatay Cumhuriyeti 12 Eylül 1938’de kuruldu. Bu Cumhuriyet ise, 30 Haziran 1939’da Türkiye’ye katılma kararını aldı. (Wikipedi)
Sonuç olarak; ülke yönetmek ÇELİK ÇOMAK OYNAMA İŞİ DEĞİLDİR... Basiret gerektirir, feraset gerektirir, cesaret gerektirir...
Kalın sağlıcakla…